
|
|
|
 |
|
|
Türkiye gerçeği
Sözün Ötesi / Mustafa Tanyeri
Türkiye, tarihinin en ağır krizinden çıkmaya çalışyor. Enflasyonla mücadelede sağlanan başarı sokağa ve aile bütçelerine henüz yansımadı. Dar gelirli vatandaş ve küçük sanayici ve esnaf vergi yükü altında eziliyor.
Vergi adaleti, tabana yayılması hep lafta kalıyor.
Sonuçta gerektiği gibi toplanamayan vergiler bütçe açıklarının tetikleyicisi durumunda.
Bizde bazı vergiler ve hatta harçların tam anlamıyla salma şeklinde uygulanması vergi adaletini bozmakta, sisteme güveni etkilemekte ve geniş halk kitlelerinin sıkıntıya girmesine neden olmaktadır.
ÖTV gibi vergilerin yükü piyasaların önünü tıkamaktadır. Kayıt dışılık her hükümetin gündeminde olmasına rağmen bu konuda nedense hiç adım atılmıyor. Sanki bir şeylerden korkuluyor.
Oysa bir devleti yönetenlerin erkini gösteren en önemli unsurlardan biri vergi koyabilme ve toplayabilme gücüdür. Bu konu yıllarca Türkiye'de yaşadığımız ve toplumun ve piyasaların ahlakını çürüten enflasyonun da sebeplerinden biri.
* * *
Toplumumuza çöreklenmiş bazı hastalıkların teşhisinde fikir birliği olmasına rağmen populizm kaygısıyla Türkiye'de siyasiler çözüme yönelik adım atmakta zorlanıyorlar.
Dünya gerçeklerine bakarak hareket eden sağduyulu siyasetçiler ve vatandaşın bu sorunu birlikte çözebileceğine inanmalıyız.
Aksi hareket Türkiye'nin daha çok uzun yıllarına mal olacaktır.
Nasıl son iki seçim Türk siyasetindeki kronik bazı hastalıkları yok edecek gelişmelere sahne olduysa azgelişmişlik kıskacından kurtulmaya çabalayan Türk toplumu bunu da başaracaktır.
Siyasi inat Türkiye'ye 27 Mart, 12 Mart, 12 Eylül gibi ara dönemleri yaşattı. Bu dönemlerde Türkiye demokratikleşme yolunda uzun molalar vermek zorunda kaldı. 12 Eylül öncesi dönemde sokaklar kan gölüne döndüğünde bu kanı ve gençlerin çatışmasını durdurabilecek olan siyasiler kendi hırslarının esiri olarak inat etmeselerdi bugün her şey daha güzel olabilirdi.
* * *
Geçenlerde özel bir televizyon kanalındaki röportajında Sayın Bülent Ecevit'in yaptığı bir açıklama o yılların psikolojisine çok güzel ışık tutuyordu.
İbretle ve üzüntü ile dinlediğim söyleşide Ecevit 12 Eylül'e giden süreçte dönemin Cumhurbaşkanı Merhum Fahri Korutürk'ten anarşinin durdurulması için kendilerini Sayın Süleyman Demirel ile bir araya getirmesini rica ediyor. "Gerekirse biz destek verelim Adalet Partisi bir azınlık hükümeti kursun bu kördöğüşü bitsin" diyor. Demirel kabul etmiyor. "Öyleyse gelin birlikte bir şeyler yapalım" teklifini ise Süleyman Demirel'in "Biz CHP ile ancak Türkiye bir savaşa girerse bir araya geliriz" cevabını vererek reddettiğini açıklıyor Ecevit.
Yakın tarihimizle ilgili ne yazık ki çok net bilgiler yok.
O yılları yaşayan birçok siyasetçi ve asker ise anılarını yazma veya anlatma gibi bir sorumluluk hissetmedikleri için genç nesiller ders alınacak o acı yılları ve olanları bilemiyorlar. Bizim sağ - sol ideoloji çatışması olarak bildiğimiz şey bir "siyasi zihniyet çatışması" imiş de haberimiz yokmuş.
egespor@milliyet.com.tr
|
|
|

|
|