|
 |
|
|
'Düşman kazanma' stratejisi
ABD'de 1940'larda yayımlanan ve Türkçe dahil çeşitli dillere çevrilen çok popüler bir kitap vardı: Dale Carnegie'nin "Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı"... Yıllar boyunca bu kitap ABD'de ve dünyada en çok satılan eserler arasında yer aldı, milyonlarca insan Carnegie'nin tavsiyelerini yerine getirmeye çalıştı...
Dün Amerikan kuvvetlerinin Necef'e karşı büyük bir saldırıya geçtiği haberi, bize bu kitabı anımsattı. Eğer bu operasyonu - ABD'nin genel Irak stratejisi gibi - bir cümleyle ifade etmek istiyorsak, herhalde Carnegie'nin kitabının başlığını tersyüz etmemiz yeter: "Düşman Kazanma ve İnsanların Nefretini Çekme Sanatı"!..
* * *
ABD'nin Necef'teki Şii direnişçilere karşı harekete geçmesinin "askeri" bir gerekçesi ve amacı var. Genç Şii lider Mukteda El Sadr, emrindeki "Mehdi" milisleriyle, ABD ve koalisyon güçlerine karşı başkaldırmıştır. Necef'in kutsal yerlerinde üslenen binlerce direnişçi, ABD'ye ve işgale karşı savaş ilan etmiştir.
ABD El Sadr'ı dize getirmek için, büyük bir askeri operasyona girişmek gereğini duymuştur. Tabii Amerikan güçlerinin üstün askeri yeteneğiyle milisleri saf dışı etmesi mümkündür. Gerçi kutsal mekanlara sığınan El Sadr ve adamlarının pes etmesi kolay olmayabilir. Ama salt "askeri mantık" ile düşünülürse, Amerikalılar sonunda elbet Necef'e hakim olurlar.
Ancak "askeri mantık" bu meselede "siyasi mantık" ile bağdaşmıyor. Diyelim ki ABD güçleri Necef'i kontrolü altına aldı ve bir kısım milisleri de yok etti. Bunun politik ve psikolojik etkileri ve sonuçları ne olacak?
ABD Irak'ta bu kez (halkın diğer birçok kesimlerine ek olarak) geniş Şii kitlelerinin de "düşmanlığını kazanacak", ayrıca Şii dünyasının da nefretini çekecek...
Nitekim Necef'e saldırının başlamasından sonra Irak'ın çeşitli yerlerinden (ve de Arap dünyasından) gelen tepkiler, böyle bir tehlikeye işaret ediyor.
* * *
Ne gariptir ki ABD Irak'a karşı askeri harekata geçerken, Şiilerden hararetli bir destek göreceğini hesaplamıştı. Gerçekten başta koalisyon askerleri, Basra bölgesinde Şiilerden sevgi ve destek görür gibiydi. Ne de olsa müttefikler, ülkeyi Saddam rejiminden kurtaracaktı. O Saddam ki, Şiilere zulmetmiş, onları ezmişti...
Ancak nüfusun çoğunluğunu oluşturan Şiiler, rejim değişikliğini, kendi nüfuzlarını ve egemenliklerini pekiştirmek için bir fırsat olarak gördüler. Radikal görüşlere sahip olan El Sadr, bunun diyalog yoluyla elde edilemeyeceği kanısıyla hareket ederek, ABD'ye, koalisyon güçlerine ve de bir kukla olarak gördüğü geçici Irak hükümetine savaş ilan etti. İşte Necef'teki savaş, şimdi ABD'yi Şiilerle de karşı karşıya getiriyor...
* * *
Dünkü "Boston Globe" gazetesinde çok ilginç (ve cesur) bir röportaj vardı. Gazeteci Anne Barnard, Ramadi bölgesinde görüştüğü Amerikan askerlerinin şu sözlerini naklediyor: "Burada (yani Irak'ta) neden bulunuyoruz?" David Goward adındaki bir onbaşı bunun yanıtını verirken ABD güçlerinin Irak'a, Saddam'ı devirmek ve yönetimi Iraklılara devretmek için geldiklerini söylüyor, ama şunu da sormaktan edemiyor: "Artık geriye ne kaldı ki?"
"Düşman kazanmak ve nefret edilmek" mi?..
skohen@milliyet.com.tr
|
|
|

|