Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Ağustos 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Doğayı çalmak

Bizim Köşe / İsmail Sivri

Yaz sıcakları beni bunalttı. Bu şikayeti yaşlı ve genç çok kimseden duydum.
İki gün önce, öğle sıcağında, gazeteye giderken bindiğim taksi şöfürüne sıcaklardan söz açtığımda, ilk sözü şu oldu:
İklimler değişti...
Suçlu kim diye sormadım. Suçlu bizlerdik. Doğayı çala çala bu günlere gelmiştik. İklim değişiklikleri içinde, doğa bizlere şöyle sesleniyor:
Aklınızı başınıza alın.
Son yıllarda, yazları ve kışları birbirine karıştırmış, baharları unutmuştuk.
Bu değişimler içinde, eskiden dayanabildiğimiz kadar sıcaklara dayanamaz olmuştuk. Neden, diye kime sorsak şu cevabı alıyorduk:
İnsanı sıcaklık değil nem etkiliyor.
Gerçek neden, doğadaki değişimdir.
Daha rahat yaşamak için, doğadan çala çala havasını, suyunu ve toprağını bozmadık mı?
Suçlu bizler değil miyiz?

* * *

İnsanoğlu, yeryüzü doğasını savurganlıkla harcadığından, ozon tabakasındaki delikler büyüdü. Atmosferdeki karbondioksit seviyesi arttı.
Sera etkisi ve küresel ısınmayla dünyanın dengesi bozuldu.
Bu bozulmanın ilk işaretlerini kirlenen hava, su, toprak verdi. Hormonlu yiyecekler çoğalıp, yeryüzü nimetlerindeki eski tatları arar olmadık mı?
İşaretler birbirini izledi. Leylekleri ve göçmen kuşları, kentleri bırakın kırlarda ve ovalarda da göremez olduk.
Bazı türlerin yok oluşuna seyirci kaldık. Neden doğayı görmezden geliyor ve ona sahip çıkmıyoruz?
Yaşadığımız dünyanın en büyük sorunu budur.
Bu büyük sorunun bilerek, doğa olaylarını izleyelim. Son yıllardaki sık sık dünyanın bir çok yerlerinde oluşan büyük afetlerden, yağışlardan ders alalım.
Yurdumuzda ilk kez oluşan hortumlara ne diyelim.
Bizim kuşaklar, şimdiye dek, hortumların yalnızca adını biliyordu. Kasırga, fırtına gibi hortum olaylarının korku ve dehşetini sinemalar da filmlerde görürdük.
Başka ülkelerde başka felaketler yaşanıyor.

* * *
Yeryüzü doğasındaki bu değişimleri, yıllardır bilim adamları haykırıyor, çevreciler, eylemlerden eylemlere koşuyorlar. Nedense tüm dünya kulaklarını tıkamış duruyor.
Gözler yeryüzüne değil uzaya dikilmedi mi?
Yoksa, aklımızı başımıza almayıp, yok etmeye çalıştığımız yeryüzü doğasıyla birlikte uzaya mı uçacağız?
Sizler ne dersiniz?

ege@milliyet.com.tr



EGE
Ufuk aydınlık
Çözülmesi gereken ilk iş yargı reformu
Doğayı çalmak
İzmir'in demiryolları (3)





Ege Ana Sayfa
Ekonomi
Spor
Rehber


Reşat Kutucular
Deniz Sipahi
İsmail Sivri
Sabri Yetkin

© 2004 Milliyet