Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 15 Ağustos 2004 / Pazar  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
"Zabıtalık bir atlet için en uygun işlerden biri"

Atina'da maratonda Türkiye'yi zabıta Lale Öztürk temsil edecek. Milli atlet "Zabıta olarak zaten devamlı koşuyorsunuz. İşim masa başında olsaydı yapamazdım. Başka bir mesleği sporla birlikte yürütemezdim" diyor

OLİMPİYATLARDAN İKİ SPORCU PORTRESİ / ELİF KORAP

n Sporcu musunuz, zabıta mı, anne mi? Hangisi ağır basıyor bu aralar?
Olimpiyatlara katılma olayı çıktığından beri sporculuk ağır basıyor. Kızımı bile ihmal ediyorum maalesef. Çünkü Atina'da sadece kendimi değil, ülkemi temsil ediyorum. 22 Ağustos'ta koşulacak maratonda Türkiye'yi temsil edecek tek sporcuyum.

Neden?
Elemelerde Türkiye'den barajın üstünde kalan tek sporcu ben oldum. O yüzden maratonu tamamlayabilmek çok önemli benim için. Bitiremezseniz yarıştan çekilmiş oluyorsunuz. Bir Japon sporcu maratonda sakatlanmış. Ama bıraksa çekilmiş olacak. Sakat sakat, sürünerek bitiş çizgisine gelmiş elinde Japon bayrağıyla. Onun hikayesi beni çok etkiledi. Ne olursa olsun bitireceğim. Umarım sakatlanmam, kötü bir şey olmaz. 42 kilometre koşacağım.

"Şimdiye dek benden daha hızlı koşan bir işportacı çıkmadı"
Tam olarak anlayamadım. Ne alakası var zabıtalıkla atletliğin!
Biliyorsunuz Türkiye'de sadece spor yaparak yaşamak pek mümkün değil. Zabıtalık da bir atletin yapabileceği en uygun işlerden biri. Ben okul yıllarımdan beri sporla uğraşıyorum. Sınavlar açıldı, girdim. Memur oldum. Zabıta olarak görev yapmaya başladım. Devamlı koşuyorsunuz! Masa başında bir işim olsaydı yapamazdım. Başka bir mesleği sporla birlikte yürütemezdim. Sporla mesleğim uyumlu. Hatta zabıtalığın faydası bile oluyordur!

Herhalde size yakalanmayan işportacı kalmamıştır!
Evet. Henüz benden daha hızlı koşan işportacı çıkmadı. Elimden kurtulan olmadı bugüne kadar. Hepsinden hızlı koşuyorum! İnsan bir yandan da üzülüyor. Ekmek parası çıkarmaya çalışıyorlar ama biz de ekmek paramızı böyle kazanıyoruz sonuçta.

Olimpiyatlara da işportacı kovalayarak mı hazırlanıyorsunuz!
Profesyonel koşmak tabii çok farklı ama faydası olmuştur yine de. Sokakta koşmakla spor amaçlı koşmak çok farklı. Biri tekniklere dayalı, diğeri değil. Şu anda kamptayım. Daha profesyonel hazırlanıyorum. Çünkü Vestel sponsorum oldu. Ne kadar para o kadar çalışma! Paranız yoksa işinizi gücünüzü bırakıp kamp yapmanız da mümkün olmuyor tabii.

Kaç yıllık zabıtasınız?
15. Beş yıl sonra emekli olacağım.

Kaç yaşındasınız?
32.

İşten nasıl izin alıyorsunuz bütün bu çalışmalar için?
Yenimahalle Belediyesi zabıtasıyım. Aynı zamanda Yenişehir Belediyesi Spor Kulübü'nün atletiyim. Çok hoşgörülü davranıyorlar. Her zaman dışarıya işe gitmiyorum. Antrenmanlara katılmama izin veriyorlar. Yani daha çok koşmakla ilgiliyim. Zaten bu belediyede çalışmamın nedeni de spor kulübü olan belediyelerden biri olması.

"Kocamla da antrenmanda, yani yine koşarken tanıştık"
Sizin kocanız da antrenörünüz mü? Bütün çalışmalarınıza katılıyor galiba.
Hayır değil. Ama eşim de eski milli atletlerimizden Zeki Öztürk. Çok büyük başarılara imza atmış bir atlet. Zaten eşimle de antrenmanlarda, yani yine koşarken tanıştık. Benimle koşuyor çünkü olimpiyata hazırlanmak için dağlarda taşlarda koşuyorum. Tek başıma koşmama içi elvermiyor. Bir de kendimi sınamam ve zorlamam için yanımda birinin olması daha faydalı. Rekabet oluyor.

Peki kızınız ne diyor bütün bu kamplara, ayrılıklara?
Lara şu an beş yaşında. Benim için her şeyden önemli. Çeşitli tedaviler gördükten sonra ona sahip olabildim. Sporcu kadınlar için çocuk sahibi olmak zor. Bir kere kadınlık hormonlarınız aşırı spor yapmaktan azalıyor. Vücut dengeniz değişiyor. Mesela normal bir insanın kalbi dakikada 70-72 atarken benimki 38 atıyor. Çünkü çok spor yapmaktan sporcuların kalbi büyüyor. Benim nabzıma bakan biri öldüğümü zannedebilir. Halbuki bu benim için iyi olan bir şey. Yoksa koşmaya başladığımda kalp krizi geçiririm. Kalp atışlarım koştuğum zaman normal bir insanın seviyesine geliyor. Bunlar yüzünden sporcu kadınlar pek çocuk sahibi olmuyor. O nedenle kendimi şanslı hissediyorum.

Ama sporu bıraktınız hamilelik boyunca...
Hamileliğim boyunca koşmadım. Çünkü daha önce bir düşük yapmıştım. Spor yapmadığım için, tabii bir de kullandığım hormon ilaçlarının etkisiyle hamileliğimde aşırı kilo aldım. Ama kızım doğduktan çok kısa süre sonra da hemen koşmaya başladım. Gördüğünüz gibi bir şey kalmadı. Şimdi kızın mı, spor hayatın mı deseler... Gerekirse spor hayatımı bırakır yine kızımı doğururdum. Hele anneliği tattıktan sonra aksi mümkün değil.

Maratonda dereceye girecek misiniz?
Elimden geleni yapacağım.

"Eskiden ablama bile yeniliyordum"

Abilerim ve babam da güreş yapıyordu. Benim hiç ilgim yoktu ama abilerimden biri, "Artık top peşinde koşturmak yok, spor salonuna gelip güreş tekniklerini öğreneceksin" dedi bir gün. Bizde aile büyüğüne karşı gelmek olmaz. O zamanlar ablama bile yeniliyordum. Dünya şampiyonu olacağım aklımdan bile geçmiyordu. Sonra salona gitmeye başladım. Abimle kavga ediyorduk. Her akşam eve artık gitmeyeceğim diye dönüyordum. Ama profesyonelliğe adım attım. Yetenek avcısı hocam Avni Tarhan beni alıp yetiştirdi. Üniversitede de spor akademisini bitirdim.

"Karımı göreceğim diye kamptan kaçtım"

Dünya Şampiyonası'ndan üç gün önce "evleneceğim" dediğimde, herkes "Spor hayatını bitirecek misin?" demişti. Dinlemedim ve evlendim. Hatta evlendik, bir gün sonra beni üç aylık kampa aldılar. 1,5 ay sonra karımı göreceğim diye kamptan kaçtım. Kovuldum tabii. Ama sonra çağırdılar. Dünya şampiyonu oldum. İki çocuğum var. Hepsinin fotoğrafı hep yanımdadır.
Kadınlar vücudumu beğeniyor. Sporcuların vücutları daha düzgün oluyor. Ama aşırı kas kadın sporcularda iyi durmuyor bence.

"Önce yıkıldım sonra savaş açtım, yine şampiyon olacağım dedim"

Benzer olayları yaşamış biri olarak Süreyya Ayhan'la ilgili haberleri okudukça ne hissediyorsunuz?
Tabii ki üzülüyorum. Durumun ne olduğu anlaşılmadan yargılamaya geçilmemesi gerek. Ben yaşadıklarımın üstesinden çok zor geldim. Kadınlar daha da hassas. Süreyya herhalde kimsenin tahmin edemeyeceği kadar üzgündür.

Doping yaptığınız belirlendiğinde, bu haberler gazetelerde çıktığında neler hissettiniz?
Ben yaşadıklarımdan sonra takımın psikiyatristine gittim ve "Nasıl üstesinden gelebilirim bunun?" diye sordum. Doping yüzünden altın madalyamı kaybettikten sonra üç ay ne yemek yedim ne de uyuyabildim. İnsanlardan kaçmaya başladım. Haksızlığa uğradığımı düşünüyordum.

Ama doping yaptığınız belirlendi.
Bilerek bir şey almadım. Burnumun tıkanıklığını açmak için kullandığım damladaki bir madde nedeniyle altın madalyamı kaybettim. Doping etkisi yaptığını bilmiyordum. Zaten daha sonra o madde doping listesinden de çıkarıldı. Doping amacıyla enerjimi artıran bir madde almışım gibi cezalandırıldım. Bu beni çok üzdü. Bu maddenin vücutta 10 mg. olması normal kabul ediliyor. Bende 11 mg. çıktı. Bir insan böyle bir olaydan sonra spor hayatını bitirmeyi bile düşünebilir. Doping olayını yaşadığımda benim de aklımdan geçti.

Nasıl üstesinden geldiniz böyle bir yıkımın?
Dünya şampiyonu olduysam, bir daha olabilecek güçteyim. Yapabilirim dedim. Mücadeleyi bırakmayacağım, cezam devam ettiği sürece, maça çıkacakmışım gibi çalışmaya devam edeceğim dedim. Ve yaptım.

Kendinizi suçladınız mı?
Hatayı hep kendimde aradım. O olaylara maruz kalmışsam, bende de suç vardır. Bunların hepsini kendime ders edindim. Her insan hata yapabilir. Hata bazen de insanın ayaklarının üzerine basmasını sağlıyor. Tüm bunlar benim için hırs oldu. Önce yıkıldım ama sonra savaş ilan ettim. Bir daha şampiyon alacağım, böyle bir insan olmadığımı kanıtlayacağım dedim. Yıldığım zamanlar da oldu tabii. Bir gün her zamanki gibi eşyalarımı alıp antrenmana gittim. Gittim ama yapmadan döndüm. Eşim eşyalarımı çıkardı yıkamak için. Baktı hepsi tertemiz duruyor. "Niye?" diye sordu. Sen benim işime karışma dedim. "Savaşmak zorundasın, yeniden şampiyon olacaksın. Ben hep senin yanında olacağım" dedi. Karımın o sözleri de beni çok etkiledi. Bu karanlıksa, bunun sonu mutlaka aydınlıktır. Ben üç yıldır karanlıktaydım ama bunun sonunda mutlaka bir aydınlık olacak. Olimpiyatlara katılıyorum ve aydınlığa çıkacağıma inanıyorum.

Ne kadar ceza almıştınız?
İki yıl. İki yıl boyunca her gün maça çıkacakmışım gibi antrenmanlarımı yaptım. Cezamın bitmesini bekledim. İki yıl spor hayatıma ara verdim. Olimpiyat şampiyonu olursam, Türkiye'de büyük olay olur herhalde. İki yıl spordan uzak kalmışım, başımdan onca olay geçmiş, şampiyon olmuşum.

"Sporcu için doping yapmak uzun vadede intihar etmek gibi bir şey"
Bir kere dopingli çıktıktan sonra kontrollerde herkesten fazla mı denetim altında tutuluyorsunuz?
Kesinlikle. Arkadaşlarımdan çok daha fazla dikkat ediyorum. Hasta olsam da doktoruma sormadan kesinlikle ağrı kesici, aspirin bile almam. Çünkü bir kere daha böyle bir şeye adım karışırsa kesinlikle spor hayatım biter. Ben kendimde o gücü bulamam. Süreyya için de bundan sonra böyle olacaktır. Bundan sonra çok daha dikkatle kontrolden geçirilecektir.

Bir sporcu için doping yapmak ne demek?
Bir kere suç. Uzun vadede de intihar etmek gibi bir şey bu. Doping ilaçları kullanarak uzun vadede erkekliğinizi kaybedebilirsiniz. Hormonal dengeniz bozulur. Kalp krizinden ölebilirsiniz. Ama hırs insana bunu da yaptırabiliyor.

Kaç madalyanız var?
1990'da yıldızlarda başladım. 15 yaşında milli oldum. Yıldızlarda dünya şampiyonu oldum. 1991'de yine dünya şampiyonu, 92'de gençlerde dünya ikincisi, 94'te ümitlerde Avrupa ikincisi oldum. 95'te büyüklerle yarıştım ve dünya üçüncüsü oldum. Aynı sene olimpiyat dördüncüsü, 97'de Akdeniz Oyunları'nda şampiyon, 98'de Dünya Kupası'nda şampiyon, Dünya Şampiyonası'nda ikinci, 99'da Avrupa ve dünya şampiyonu oldum. 2002'de tekrar dünya şampiyonu oldum ama altın madalyamı doping nedeniyle kaybettim.

PAZAR
"Zabıtalık bir atlet için en uygun işlerden biri"
"Yönetmenlik tanrısal bir güçtür"
"Sporcu idrar veremezse, görevli o gece onunla birlikte kalabilir!"
Bu 'Dawool'un sesi İstanbul'dan geliyor
"Yahudiliğimden utanırdım"
Baltalimanı'na yaz sonu eğlencesi: Ella
Tüketim artarsa fiyat düşer
Eski Moda'yı çok özlüyorum
Şarapta rekabet fiyat düşürüyor
Ortadoğu yemekleri
Rakılı dondurma
Citius, altius, fortius
Yakup'un terasından asker uğurladık
Anlatılan bizim hikayemiz
Üslup Vatikan'a da lazım
- Salak mısın sen? - Senin kadar değil
Güzel pantolonlar dikmeyi sürdürüyor





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet