|
Sorular
Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın, yazlık evinin onarımını üstlenen ve Çakıcı ile bağlantısı olduğu anlaşılan müteahhit Hakkı Süha Şen aracılığıyla MİT Dış Operasyonlar Daire Başkan Yardımcısı Kaşif Kozinoğlu ile görüşmesi gündemin ilk sırasına oturdu.
Yargıtay Başkanı Özkaya, Kozinoğlu'nun, Çakıcı ile ilgili Yargıtay kararının geciktirilmesini talep ettiğini, kendisinin ise uygun bir lisanla bunun olamayacağını kendisine ilettiğini açıkladı.
Yargıtay Başkanı, Çakıcı ile ilgili kararın da daha önce verilmiş olduğuna vurgu yaptı.
Özkaya, yazlık eviyle ilgili olarak da kamuoyuna bilgi verdi ve Çakıcı ile bağlantılı olan müteahhit Şen ile ilişkisini kestiğini, parasını ödediğini ve onarımı kendisinin tamamladığını duyurdu.
Yargıtay Başkanlığı'na kadar yükselmiş bir yüksek yargıcın bir yazlık ev onarımına tenezzül edeceği elbette düşünülemez. Ancak, yargıçlık ve savcılık gibi görevler her türlü ilişki için çok fazla titizlik gerektirir ki; bunu en iyi bilecek kişilerin başında Yargıtay Başkanı gelir. Başkanın, kendisine önerilen müteahhidin Çakıcı ile ilişkisini bilmesi mümkün değildir ama Yargıtay Başkanı'na iş yapacak kişinin iyi soruşturulması da gereklidir.
Yargıtay Başkanı'nın açıklamalarında şu sorular akla geliyor:
Yargıtay Başkanı Özkaya, bu müteahhidi kamu görevlileri aracılığıyla tanıdığını söylüyor. Çakıcı ile bağlantılı olan müteahhit Şen'i, Yargıtay Başkanı'na tavsiye eden kamu görevlileri kimlerdir? Çakıcı'nın, Yargıtay Başkanı'yla bağlantı kurmak istediğini düşündüren bu teması kim sağlamıştır? Başkan, kimin tavsiyesiyle Şen'e güvenmiştir? Yargıtay Başkanı, Çakıcı gibi bir dosyayla ilgili olarak Kozinoğlu'nun talepte bulunması üzerine MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'u arayıp bilgi almış mıdır? Yargıtay Başkanı'nın muhatabı MİT Müsteşarı olması gerekirken, Daire Başkan Yardımcısı ile neden muhatap olmuştur? MİT'in bu talebi yargıya açık bir neticeyi taşıdığına göre tepkisini MİT Müsteşarı Atasagun'a veya müsteşarın bağlı olduğu Başbakan'a iletmiş midir veya bu talepte bulunan kişi veya kişiler hakkında hukuki girişimde bulunmuş mudur?
Yargıçlık mesleğinin zirvesi olan Yargıtay Başkanlığı'na seçilmiş saygın bir kişilik olan Eraslan Özkaya'nın bu sorulara açıklık getirmesi kamuoyu açısından bir ihtiyaçtır.
MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun'a gelince...
Atasagun, Genel Yayın Yönetmenimiz Mehmet Y. Yılmaz'a yaptığı açıklamada, Kozinoğlu'nun, Yargıtay Başkanı'na bilgisi dahilinde gitmediğini belirtiyor. Kozinoğlu'nun kişisel ziyaret yaptığını, kendisi hakkında soruşturma açtıklarını kaydediyor ve kendisini ve MİT'i işin içinden sıyırıyor.
Hürriyet'e yaptığı açıklamada ise Kozinoğlu'nun Özkaya'ya gidişinden haberdar olduğunu, görüşme talebinin Yargıtay Başkanı'ndan geldiğini ve Özkaya'nın doğruyu söylemediğini ifade ederek, Kozinoğlu'nun Yargıtay Başkanı'ndan davet alınca gitmek için izin istediğini, kendisinin de "git, görüş" dediğini belirtiyor. Atasagun ayrıca, ifadesini aldıkları Kozinoğlu'nun Özkaya ile Çakıcı dosyasını konuşmadıklarını söylediğini aktarıyor. Bu açıklamalar karşısında da ortaya çıkan sorular şöyle:
MİT Müsteşarı'nın bilgisi dışında MİT'te daire başkan yardımcısı düzeyinde bir görevli Yargıtay Başkanı gibi en üst düzeydeki bir yargıca gidip Çakıcı gibi bir dosya için kişisel ricada bulunabilir mi? Eğer bu kişisel bir rica ise, "Çakıcı'nın adamı" MİT'te daire başkan yardımcılığına kadar yükselebilir mi? Bu yükseliş süresince MİT gibi bir kurum böyle bir bağlantıyı saptamamış olabilir mi?
Atasagun, davetin Yargıtay Başkanı'ndan geldiğini söylüyor. Çakıcı dosyası ile ilgili Yargıtay'da bir ağırlık koyacaksa Yargıtay Başkanı bunu MİT ile niye görüşsün? MİT Daire Başkan Yardımcısı Kozinoğlu'nu davet edip, "Sen benden Çakıcı için bir talepte bulun, ben de yapayım" demiş olması gerekiyor ki, bu gariplikten de öte saçma bir mantık yürütme olarak görünüyor. Dosya Yargıtay'da olduğuna göre Yargıtay Başkanı'nın MİT Daire Başkan Yardımcısı'nı davet etmesi anlamlı durmuyor. Ayrıca, MİT Müsteşarı, Hürriyet'e yaptığı açıklamada Yargıtay'la bu tür temasları daha önce de kurduklarını, belki 50 kere görüştüklerini söylüyor. Bu da MİT'in yargıya müdahalesi, en azından müdahale girişimlerini gösteriyor ki; bu hem MİT hem de yargı açısından özrü kabahatinden büyük bir durum oluşturuyor.
Akla, "MİT yargıya dava açtırıp dava mı kapattırıyor, kararları etkilemek için baskı mı yapıyor?" soruları geliyor.
Sonuç olarak, bu olay ve MİT Müsteşarı Atasagun'un iddiaları, bağımsız olduğuna inandığımız yargı açısından sorun yarattığı gibi MİT - Çakıcı ilişkisi açısından da önemli soru işaretleri doğurmuştur.
Bu olayı aydınlatmak Yargıtay Başkanı ve MİT Müsteşarı'nın sorumluluğudur.
fbila@milliyet.com.tr
|
|