|
Bakan Akdağ, Roche olayını değerlendirdi
Roche'la SSK arasındaki skandala dönüşen ilaç alışverişi, Roche'un İstanbul'daki merkeziyle Beşer Ecza Deposu'nun Ankara'daki merkezine önceki gün aynı saatlerde düzenlenen polis baskınlarıyla yeni bir boyut daha kazanmış durumda. Baskınlarda Roche'tan Beşer'e 88 milyona satılan ilacın, Beşer'den SSK'ya ihaleyle 230 milyon liraya satılmasıyla oluşan fahiş kârın nerede buharlaştığı araştırılıyor.
Skandalı konu alan önceki günkü yazımda, Sağlık Bakanı Recep Akdağ'a ilaçta rekabet eksikliğinin altını çizen 2 soru yöneltmiştim. Sayın Bakan telefonla aradı ve sorularıma net yanıtlar verdi:
"İlk sorunuz, NeoRecormon'ın etken maddesi eritropoetinle ilgili bekleyen ruhsat başvurusu olup olmadığıydı. Hayır yok. Ancak çok benzeri bir molekül olan darbopoetin'le ilgili ruhsat başvurusu var ve sonuçlanma aşamasında.İkinci sorunuz, bakanlığımızda yıllardır birikmiş ruhsat başvurularının ne zaman sonuçlanacağıydı. Ruhsat başvurularını 210 günde sonuçlandırma hedefimizi bu yıl sonunda yakalayacağız, ama biliyorsunuz yılların getirdiği büyük birikimi bir anda eritmek mümkün değil.İhalelerde rekabetçilik koşullarının mutlaka oluşturulması lazım. Fakat bu son örnekte aslında tek değil, iki firma var. Roche'un NeoRecormon'u ve Santa Farma'nın Eprex'i. İkisinin etken maddesi de eritropoetin. Sayın Bakan, herhalde soruşturma sonuçlarını açıklayacak ve bizler de piyasada rakip 2 ilaç olduğu halde neden rekabet yaratılmadan ihaleye girildiğini öğreneceğiz."
Sıra Başesgioğlu'nda...
Sağlık Bakanı Akdağ'ın açıklama beklediği "Sayın Bakan," tahmin edebileceğiniz gibi Çalışma Bakanı Murat Başesgioğlu. Hele SSK İstanbul Satın Alma Müdür Yardımcısı Azmi Arslan'ın dünkü Vatan'da yer alan şu sözlerinden sonra Başesgioğlu'na, kamuoyunu derhal bilgilendirmek düşüyor.
Savcılıkta ifade veren Arslan, yüksek fiyat için bakın ne demiş: "Bu fiyattan almak zorundaydım. Yoksa hastalar ilaçsız kalırdı. Fiyatları Sağlık Bakanlığı belirliyor." Evet fiyatları Sağlık Bakanlığı belirliyor, ama SSK, doz belirtmek suretiyle ihaleyi siparişe dönüştürmemiş olsaydı, tek firma hâkimiyeti yerine 2 firmanın yarışması ve fiyatın rekabet koşullarında belirlenmesi kağıt üzerinde de olsa mümkündü. Kaldı ki SSK ihalelerinde Sağlık Bakanlığı'nın belirlediği "Avrupa'nın en düşük fiyatı"nın üzerine çıkılması mümkün değil ama, altına inilmesine hiçbir engel yok. SSK satın alma yetkilisinin, pazarı paylaşan yabancı şirketlerin ağzıyla konuşması çok üzücü.
Başesgioğlu, "Bu iş beni aşar" diyerek topu Başbakanlık Teftiş Kurulu'na atamaz. Aynı molekülden farklı isimle ve farklı dozlarda ilaç üreten Roche ve Santa Farma, pazarı kardeş payı paylaşma girişiminde bulunabilir, hatta bunu sağlamak için bol keseden komisyonlar da önerebilir. Hayır demek ve oyunun kurallarını koymak SSK yetkililerinin işi. Dolayısıyla Başesgioğlu'ndan açıklama beklemek de bizim hakkımız.
Skandalın yararları
Telefon görüşmemizde "Ben eskiden Erzurum'da bir hastanede satın alma müdürü olarak çalışmıştım," diyen Akdağ, bu satın alma işlerinin nasıl yürütüldüğünü gayet iyi biliyor. "Sadece kirlilik değil, bazen bilgisizlik de bu tür sonuçlar doğurabiliyor" diyor. Akdağ, son skandalın "Sonuçları itibariyle daha iyi olaylara vesile olacağı" görüşünde, "bir bakıma isabet oldu" demeye getiriyor. Ben de aynı kanıdayım. Böylelikle hem yabancı şirketlerin pazar hâkimiyetini nasıl istismar ettiği, hem de SSK alımlarında kirli işlerin ne tür nüanslarla yürütüldüğü, bu vesileyle çok net olarak gözler önüne serilmiş oldu.
Akdağ, "Hedefimiz çağdaş, objektif, şeffaf bir fiyatlandırma sistemi," diyor. Bu skandal, umarız bakanlığın hedefe daha kısa sürede ulaşmasını sağlar.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|