|
 |
|
|
CHP'nin düşmanları
Görüş / Engin Önen
Geçenlerde yedi CHP milletvekilinin gazetemizi ziyaretlerinde yaptıkları açıklamaları okudunuz mu bilmiyorum. Vekil dostlarımızın, CHP'nin bugün içinde bulunduğu duruma ilişkin açıklamaları bir hayli ilginçti doğrusu.
Onlara göre CHP'nin içinde bulunduğu durumun sorumlusu, ne genel başkan ne yönetim kadroları ne tüzük ne ideoloji. CHP'yi bu duruma düşürenler ABD, medya, aydınlar ve bunlarla aynı doğrultuda hareket eden parti içi muhalifler. Parti içindekileri muhalif hale getiren esas faktör ise, bireysel tatminsizlik.
Yani yönetim kadrolarına girememek, milletvekili veya belediye başkanı olamamak gibi.
* * *
Tüm bu söylenenlerin belli ölçüde haklılık paylarının olduğunu söyleyebiliriz.
Ancak ben yine de bu gibi meselelere iki taraftan bakmanın daha sağlıklı olduğunu düşünürüm.
Örneğin parti içi muhaliflerin önemli bir kısmının siyasal beklentileri karşılanmadığı için bu duruma geldikleri doğrudur. Ama hepsini bu şekilde değerlendirmek haksızlık olur. Ayrıca parti içi demokrasi ihlallerinden, hukuka ve genel ahlaka aykırı bazı uygulamalardan rahatsızlık duymayıp, bütün tepkileri medya ve aydınlara fatura edenlerin, bu durumunda sağladıkları bireysel tatminin etkisinin olup olmadığını da düşünmek gerekir.
* * *
Bir süredir CHP'nin çeşitli eğilimdeki aydınlar tarafından sıkça eleştirildiğine tanık oluyoruz. Özgüveni olan ve tutarlı bir siyasal hareket bu eleştirileri mazeret haline getiremez. Akıl ve mantık çerçevesinde karşılar ve toplumu ikna eder. Aydınlar meselesi gerçekten önemli. Bu sorunun bir boyutu aydınların giderek siyasetten uzaklaşması ile ilgili. Madalyonun diğer yüzünde ise, aşırı profesyonelleşmiş parti yapısının aydınları dışlaması bulunmaktadır. Siyaseti çözüm arayışı olmaktan çıkarıp, parti içi mücadele becerileri haline getirdiğinizde, toplumun diğer kesimleri gibi aydınlarla da bağı koparırsınız. Gelelim ABD'ye. CHP'nin yeterince etkili olamamasının veya siyaset yapamamasının mazereti, ABD'nin ülkemiz siyaseti üzerindeki etkileri olmamalıdır. Bu bir realitedir, üstelik yeni bir durum da değildir. Eğer ne yaparsak yapalım, her şeyi ABD belirleyecekse, o zaman siyasete ne gerek var?
Kafa yorulması gereken konu, toplumun ezici bir çoğunluğu ABD'nin politikalarına karşı olduğu halde, siyasetteki etkisizliğini ABD'ye bağlayan bir siyasi partiye niçin soğuk durduğu sorunudur.
* * *
Siyaset mazeret değil, çözüm üretme işidir. Tabii ki şartlar çok ağır. Ama yapılması gereken şey, başarısızlıkların faturasını hep iç ve dış düşmanlara çıkarak sorumluluktan uzaklaşmak değildir.
Biraz da siyaset yapma tarzını ve kadrolaşma anlayışını gözden geçirmek gerekir.
ege@milliyet.com.tr
|
|
|

|