Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 17 Ağustos 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
De Niro aslında İrlandalıdır

Thierry Henry daha 19 yaşında dev kulüplerin ilgisini çekmişti. Onun için kapışıyorlardı. Kazanan Juventus oldu. Hoca Ancelotti'ydi. Henry'nin müthiş süratini, top sürme yeteneğini, deliciliğini göz önünde tutarak, onu orta sahanın sağına yerleştirmeye karar verdi. Henry bunu istemedi. O bir forvetti. Ancelotti onu bir kenara çekti ve konuştu. Yeterince güçlü olmadığını, sırtı kaleye dönük oynamak zorunda kaldığında sert İtalyan savunmalarının arasında eriyeceğini anlattı. Onun dünyanın en iyi kanat oyuncularından biri olacağını düşünüyordu. Henry bunu kabul etmedi. 'Babası' Wenger'in yanına gitti ve hızla yükselen kariyerini geçen yıl İngiltere'de yılın futbolcusu seçilerek taçlandırdı. Bu hikaye Ancelotti'nin yanıldığı anlamına gelir mi? Hemen cevap vermeyin. Henry, henüz Şampiyonlar Ligi finali oynamış değil. Milli takıma ilk tercih olarak girdiği günden bu yana da Fransa belini doğrultabilmiş değil. Ada'nın en iyi forveti olarak Portekiz'de ne hallere düştüğünü de gördük. Yani Premier League ve uluslararası macerası hiç mi hiç örtüşmüyor. Ancelotti ise ayrılıklarından bu yana Şampiyonlar Ligi'ni ve Serie A'yı kazandı. Peki kim haklıydı? Gerçekten kesin bir cevap verebiliyor musunuz?
Tuncay, Fenerbahçe'ye gelecek vaad eden bir forvet olarak transfer oldu. İlk yılında bir fizik oyuncusuna dönüştü. Daum'un gelişiyle sol kanada geçti. Normal olarak bu tercih ilk dönemde kolay anlaşılamadı. Ama, Tuncay sebat etti. Henry gibi çekip gitmedi. Bu yeni göreve uyum sağlamaya çalıştı. Ve sonuç: Tüm anketlerde yılın 11'inde. Gol krallığında 4. sırada. Fenerbahçe'nin en çok gol girişiminde bulunan oyuncusu. Milli takımın direkt futbolcusu, Avrupa'nın dev kulüplerinin listesinde. Gittikçe büyüyor.
Tuncay iyi bir kanat hücumcusu oldu. Sebat ederek. Biz ise hala inat ediyoruz. O solda oynamaz, Daum cahil. Peki neye dayanarak bunun yanlış olduğunu söylüyoruz. Ya da Samsun maçında mükemmel oynayan Serkan'ın sağbek olmayacağını nasıl iddia ediyoruz. İş futbol, yaş da Tuncay'ınki kadar gençse, bir kariyerin yönünü değiştirmek kolaydır. Hele bu değişiklik Tuncay'ınki kadar olumlu sonuçlar vermişse bunu alkışlamak gerekir.
Bilirsiniz, Carleone'lerin, Pacino ve Brando'yla birlikte en ünlüsü olan Robert De Niro aslında bir İrlandalı'dır. 30 yıl önce Francis F. Coppola ondan bir İtalyan çıkarmaya karar vermişti. Bugün yaşayan en ünlü sanal İtalyanlardan biri olarak onu ayakta alkışlıyoruz. Yani, her şey olur. İsyankar olmayın.

Bülent Demirlek ya muhteşem, ya rezalet

Gençlerbirliği - Beşiktaş maçındaki kavga sahnesini 4 eski hakemin yorumuyla ele alalım. Ali Güneş ve El Saka'nın karşılıklı hareketleri, Uğur ve Sedat'ın Ali Güneş'in üzerine yürüyüşü üzerine Aydın, Yavuz, Çakar ve Toroğlu'nun 4 benzemez yorumundan ayıklama yapıp yapıştırırsak rahatlıkla Demirlek'in çok iyi yönetim gösterdiğini söyleyebiliriz. Ya da tam tersini. Garip bir durum.

Hakemdi hakim oldu

Pazar akşamı Toroğlu Hoca'nın bir yorumu: "Ahmet Hassan resmen hakemi seyirciye şikayet edip, hedef gösteriyor. Çekeceksin kartı." 3 dakika sonra ikinci cümle, telefondaki Beşiktaş muhabiri Ömer Güvenç'e "Beşiktaşlı futbolculara söyle hakem Beşiktaş'ı badem etmiş. Haftaya Beşiktaş'ın rakibine Allah sabır versin. Acısı onlardan çıkacak." Bu hedef gösterme işini kimin icat ettiğini ben hatırlıyorum, siz?

Nereden nereye

Bordeaux - Milan UEFA Kupası çeyrek final ikinci maçı. Yıl 1996. Zidane'ın ortası yanlış yerde duran hakem Ahmet Çakar'ın sırtına çarpıp 6 pastaki Dugarry'nin önüne düşüyor. Vuruyor gol. Maç 2-0 oluyor. İlk maç 2-0 Milan'ın lehine. Fransızlar bir gol daha buluyor ve Çakar'ın uluslararası kariyeri bitiyor. Sene 1995 Ankaragücü - Fenerbahçe maçı. Ankaragücülü Büyük Hakan'ın şutu önce üst direğe sonra yan direğe vurup 6 pasın dışına düşüyor. Bülent Yavuz iç direkten döndüğünü sanarak gol veriyor. Fener 3-2 kazandığı için iş büyümüyor. Erman Hoca'nın maceraları ve Ali Aydın'ın Galatasaray - Beşiktaş ve Fenerbahçe - Rize maçları ise henüz taze. Hatırlatayım dedim. Daha ikinci haftadan vitesi boşalttılar. Belli ki kendilerini tutamayacaklar.

Sergen'in Real macerası

Yıllardır Sergen aslında Real'de oynardı, Zidane da kimmiş deyip durduk. Kader işte O Real'e gidemedi ama Real Sergen'e geldi. Ama bu kez Del Bosque'nin Beşiktaşı'nda bile oynayamıyor. Meseleyi hep şöyle koyduk masaya: "Futboluna diyecek yok ama." Aslında sorun futboluydu. Asla bir sezon boyunca oynayamadığı futbolunda. O maç seçti, yemek seçmedi. Bir tek Lucescu'yla var oldu. Çünkü aslında bizim onu sevdiğimiz kadar o futbolu sevmedi. Nereden geldiğini unuttu. Del Bosque Real'de birlikte çalıştığı yıldızlar için, "futbol sevgileri büyüktü ve sokaktan geldiklerini asla unutmadılar" diyor. Sergen'in neden tartışmalı bir yerel yıldız olarak kaldığını bu tanımlamada aramalı.

mdemirkol@milliyet.com.tr




SPOR
Son isteği Rüştü!
PANİĞE GEREK YOK
Unutkan Aslan!
Aklını alırım!
'General'e 'asker' lazım!
'Doyumsuz olacağız'
Kırılacak çok rekor var
Yanal'dan güvence
Haber turu...
De Niro aslında İrlandalıdır
At yarışları
Avrupa Ligleri
Hido'dan beyaz sayfa
İbo'ya talih kuşu
Voleybolda milli mesai





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Mehmet DEMİRKOL
De Niro aslında İrlandalıdır
Thierry Henry daha 19 yaşında dev kulüplerin ...



 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet