|
Çakıcı ve devlet
MİT Müsteşarı Şenkal Atasagun ile Yargıtay Başkanı Eraslan Özkaya'nın açıklamaları çelişiyor. Gerçekler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Nuri Ok'un, Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı ve Birinci Başkan Vekili Mater Kaban'a teslim ettiği dosyadaki bilgi ve belgelerde yer alıyor. Yargı sürecinde bu bilgi ve belgeler de ortaya çıkacaktır.
Farklı açıklamalara karşın, şimdiden açığa çıkan bir gerçek, MİT üst düzey görevlisi Kaşif Kozinoğlu'nun, Yargıtay Başkanı'ndan Çakıcı dosyasıyla ilgili talepte bulunduğudur. Kozinoğlu'nun, Yargıtay Başkanı Özkaya ile yaptığı bütün temasların asıl konusunun Çakıcı dosyası olduğu, Başkan'ın da ifade ettiği bir husustur.
Bu durumda sorun, Kozinoğlu'nun bu girişimi kişisel olarak mı yaptığı, yoksa MİT adına ve MİT Müsteşarı Atasagun'un bilgisi ve talimatı doğrultusunda mı yaptığı noktasında düğümleniyor.
Atasagun'un açıklamalarına bakıldığında, görünen, MİT Müsteşarı'nın, Kozinoğlu'nun Özkaya'yı ziyaretinden bilgi sahibi olduğu, ancak "Çakıcı dosyası"nı görüştüğünden haberdar olmadığı biçimindedir. Atasagun, Kozinoğlu'nun kendisine, Özkaya ile Çakıcı dosyasıyla ilgili görüşmediklerini söylediğini ifade etmiştir. Oysa, Özkaya, bunun tam tersini söylemektedir. Bu durumda ortaya şu soru çıkıyor:
Kozinoğlu, Müsteşarı'na, temaslarıyla ilgili bütün bilgileri aktarmadı mı?
Atasagun, Çakıcı dosyasını kapattıklarını, bu konuda MİT'in adını kullanan personeli varsa onun işini bitireceğini söylediğine göre akla bu olasılık geliyor.
Yargıtay Başkanı'nın, görüşmediği bir konuyu görüştük demesi mümkün olmadığına göre, geriye başka olasılık kalmıyor.
Eğer sorun Kozinoğlu'nun Çakıcı'yla olan özel ilişkisi ise, Atasagun'un, "Ben önce kendi personelime güvenirim" sözlerinin dayanaklarını incelemesi gerekiyor.
Bu durum, Atasagun'un bilgisi dışında olsa da MİT'te bazı üst düzey görevlilerinin kurum adını da kullanarak, Çakıcı'yı kurtarmaya çalıştıkları sonucu ortaya çıkıyor ki, bu, MİT açısından büyük bir sorun oluşturuyor. Çakıcı'yı kurtarmak üzere, MİT'in kurumsal kimliğini de kullanarak, hem de yargı üzerinde çaba gösterilmesi, hem MİT hem de Yargıtay açısından kabullenilmesi mümkün olmayan bir durum...
İşin MİT'le ilgili boyutunu, MİT'in iç denetimiyle Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun çözmesi ve yargıya ulaştırması gerekiyor.
Yargıtay'daki sorun da yine Yargıtay'ca çözülmek zorunda...
Ulaşılmasının, hele hele bir davayla ilgili olarak ulaşılmasının kesinlikle mümkün olmaması gereken Yargıtay Başkanı'nın, salt MİT mensubu diye Çakıcı dosyasıyla ilgili temas kurmakta, bilgi vermekte veya verdirmekte sakınca görmemesi, arada Çakıcı'yla bağlantılı bir müteahhidin bulunması, yargının zirvesi için handikap oluşturuyor.
Bu olayda kişisel yönler ve kusurların, kurumsal yönler ve kusurlardan iyi ayrılması gerekiyor.
"Çakıcı ricaları"nın devletin zirvelerinde rahatça dolaşmasının sadece kişisel değil, kurumsal olarak da güvensizlik yarattığı açık olduğuna göre, bu ayrımın süratle yapılması ve kurumların gerekli önlemleri alması, yapılması gereken ilk iş olmalı...
fbila@milliyet.com.tr
|
|