
|
|
|
 |
|
|
İşgal, direniş, kan, kaos = 46.65 dolar
Irak'ın işgali ile başlayan kanlı çatışmalar, bu ülkedeki kaos ortamından bir türlü çıkılamaması, petrol üretim merkezlerine yönelik ciddi tehditler sonucu ham petrol fiyatları 46.65 dolara tırmandı. Bu artış, büyüme hızı düşüşleri, enflasyon artışı, faiz yükselişleri ve yüzbinlerce iş kaybı olarak etkisini gösterecek. Tüketiminin yüzde 90'dan fazlasını ithal eden Türkiye de bu gelişmelerden en çok etkilenen ülkelerden birisi olacak. Kritik seyreden cari açıkta revize hedefin tutturulması bile zorlaşacak. Çünkü böyle giderse, petrolde 2 milyar dolarlık ilave bir döviz gideri gerekecek. Büyüme yarım puana yakın yavaşlayacak
MİLLİYET BUSINESS
Petrolde neler oluyor? 47 dolara dayanan fiyatlar daha ne kadar yükselmeye devam edecek? Bazı uzmanların öngördüğü gibi, yükseliş devam ederse, fiyatlar 50 dolar seviyelerine çıkarsa, dünya ekonomileri yeni bir 'petrol şoku' ile mi sarsılacak?.. Fiyat istikrarı, büyüme yoluna giren dünya ekonomilerinin talebini sorunsuz karşılayacak bir arz dönemi, şimdilik uzak bir olasılık mı?..
Normalde bu sorulara daha gerçekçi yanıtlar belki verilebilirdi ama sorunun baş aktörlerinin siyaset tarzı; fanatizm, radikalizm, dış politika şahinliği olunca, kimse kafalarından ne geçtiğini, nerede duracaklarını tahmin edemiyor. Analizler, gerçeğe her zamankinden daha uzak kalıyor.
Dünya ekonomileri yeni bir büyüme dönemine girdiği için petrole talep artmış durumda. Ancak üretim (arz) kaynakları bunu karşılamaktan uzak. Ama kaynakların yetersizliğinden değil, savaş ve terörden dolayı, talep ve arz tarafındaki ülkelerin siyasal karşıtlıklarından dolayı; bunun yarattığı tedirginliğin ekstra etkisi ile fiyatlar tırmanıyor.
Hiç kimse Mukteda El Sadr'ın tam olarak ne yapmak istediğini, nerede duracağını, Irak'ın petrol boru hatlarına yönelik tehditlerinde ne kadar ciddi olduğunu bilmiyor. Kimse, El Kaide lideri bin Ladin'e bağlı grupların, Suudi Arabistan'daki gibi petrol üretim alanlarına yeni bir saldırı peşinde olup olmadığını, nerede, ne zaman saldıracağını bilmiyor.
ABD'nin politikaları da belirsiz. Amacını, 'Irak'ta Saddam rejimini yıkmak' olarak dekleare eden işgalin, petrol fiyatlarını 20 dolar düzeyine düşüreceği tahmin edilmişti, ama 46.65 dolara çıkardı. Peki şimdi neler olacak? ABD, şimdi de İran'la ilgili tasarıları gündeme almış durumda. İran da önemli bir petrol üreticisi. Zıtlaşma sürüyor. İran, 'Şahap 3' füzelerini deniyor. Necef'le ilgili ABD'ye sert uyarıları var. ABD hükümetinin şahinleri İran'la ilgili sert açıklamalar yapıyorlar.
Petrol piyasasının geleceğini belirleyecek aktörler bu kadarla sınırlı değil. Venezüela Devlet Başkanı Chavez'in ve OPEC'in, üretim artışı taleplerine soğuk bakan üyelerinin tavrı da etkili olacak. Fakat, özellikle son fiyat tırmanışının nedeni durumundaki Mukteda El Sadr'ın planları büyük önem kazanmış durumda.
Sadr, tehdit ediyor
30 yaşında olduğu belirtilen El Sadr aslında bir din adamı olarak çok etkili konumda olacak durumda değil. Onu Şiiler açısından önemli kılan başlıca unsur babası. Muktada El Sadr, Baas rejimi tarafından 1999'da öldürülen Şiilerin en önemli liderlerinden Muhammed Sadık Sadr'ın oğlu. Adı bu nedenle güçlü bir etkiye sahip. Daha çok gençler ve yoksul Şii kesim tarafından desteklenen El Sadr, kendisine bağlı Mehdi Ordusu ile ABD işgaline karşı savaşıyor. Diğer Şii liderlere göre daha radikal bir isim. Sadr grubu olarak anılan örgütü Cemaatül Sadr El Tani, Necef'te en önemli muhalif güç odağı durumunda.
Taraftarları, 'ılımlı, Batı yanlısı' Şii lider Abdül Mecid El Huei'nin, 10 Nisan 2003'te Necef'te öldürülmesinden sorumlu tutuluyor. Ülkedeki en üst düzey Şii din adamı olan Büyük Ayetullah Ali Sistani'nin evini kuşatarak ülkeyi terketmesini isteyenler de onun taraftarları.
Haziranda ABD'nin uyguladığı silah yasağına karşı çıkarak Mehdi Ordusu'nu kuran Sadr'ın son ABD saldırılarında yaralandığı, bunun üzerine, kendisi ölse bile direnişin devam etmesini istediği açıklandı. (Haberimizin hazırlandığı sırada, sağlığı ile ilgili başka bir haber henüz gelmemişti ve öldüğüne ilişkin spekülasyonlar vardı.) Sadr öldürülse ya da ele geçirilse bile, direnişin pek zayıflamadan süreceği tahmin ediliyor. Buna göre Mukteda el Sadr, daha bir süre petrol borsanının baş aktörü olmaya devam edecek gibi görünüyor.
'Terör tahtası'na oynuyor
Suudi Arabistan'ın en zengin müteahhitlerinden birinin 54 çocuğundan biri olan El Kaide lideri Bin Ladin, petrol piyasasının 'terör tahtası'na oynayan aktörü. Neler yapabileceği biliniyor ama 'şimdi ne yapacağı' bilinmiyor. Adamları Suudi Arabistan'da, petrol üretiminde görevli yabancı teknisyenlere saldırarak ciddi bir tedirginlik yaratmıştı. Benzer tehditleri sürüyor ve petrol fiyatının en azından birkaç doları Ladin'den geliyor. 11 Eylül 2001'de Dünya Ticaret Merkezi'ne yaptığı saldırılardan sonra, oldukça etkili saldırılar geliştirebileceği anlaşılan Ladin'in şu sıralar hangi plan üzerinde çalıştığı merak konusu.
Petrolde Ortadoğu kaynaklı arz üzerindeki ana tehditler bu iki fanatik isimden geliyor. Ancak, OPEC üyesi İran'a yönelik ABD tehditlerinin, savaşa, saldırıya dönüşmesi halinde, El Sadr veya El Kaide tehditlerini çok çok aşacak bir problemin ortaya çıkacağı kesin. Piyasaları tedirgin eden ve fiyatları yukarı zorlayan bir başka önemli faktör de bu.
Rusya'da Hodorkovskiy
Petrolde önemli üreticilerden Rusya kaynaklı sorunlar da uzun zamandır çözüme kavuşmadı. Ülkenin en önemli petrol şirketi Yukos'un patronu Mikhail Hodorkovskiy tutuklu durumda. Petrole talebin ciddi ölçüde arttığı ortamda, 1.7 milyon varillik günlük petrol arzı ile çok önemli bir konuma sahip olan şirketin geleceği üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. 3.4 milyar dolarlık vergi borcun çıkarılan şirketin petrol ihracatındaki aksamalar, endişeleri tırmandırıyor. Rusya'daki petrol arzında sorunların ortadan kalkması, 15 milyar dolarlık serveti ile ünlü bu 'yeni zengin'in tavrına bağlı. Bu sadece önüne konulan faturayı ödemesine değil, aynı zamanda 'Putin'e rakip çıkmak' gibi siyasi ihtiraslarından vazgeçtiğine dair de inandırıcı kanıtlar, teminatlar ortaya koyması gerekiyor.
Chavez'in tavrı etkili oluyor
Günde 82 milyon varil petrol arz edilen dünya piyasalarının ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını karşılayan, 11 üyeli OPEC'in en önemli üreticilerinden Venezüela'da solcu lideri Hugo Chavez, örgütün ABD isteklerine boyun eğmesine karşı çıkıyor. Venezüela'nın petrol üretimini kısmamakla birlikte, OPEC'in artırma taleplerini değerlendiren karar toplantılarında da genellikle muhalif bir tavır alıyor.
Ülkede bu pazar günü devlet başkanlığı seçimlerinin yenilenip yenilenmeyeceğini tayin edecek bir referandum yapılacak. 'Yenilensin' sonucu Chavez iktidarının biteceği olasılığını güçlendirecek. Piyasalar, bu ülkedeki gelişmeleri de dikkatle izliyor.
Petrolcü Bush
ABD Başkanı Bush'un enerji politikaları, bu ülkenin petrol kaynaklarına ilgisinin, müdahalesinin artacağına yorumlanıyor. Bush, petrol kullanımını artırmak isterken, Demokrat Parti'nin adayı John Kerry, başka enerji kaynaklarına yönelme taraftarı. Yükselen petrol fiyatları karşısında Bush Alaska ve Rocky Mountain'da petrol kazılarını destekliyor. Ayrıca, bu konuda petrol üretimini kapsayan düzenlemelerin esnetilmesini ve vergi indirimi yapılmasını istiyor. Kerry ise, artan petrol fiyatlarının karşısında talebin düşmesi, güneş ve rüzgâr enerjisi gibi alternatif enerji kaynaklarının kullanılması gerektiğini düşünüyor. Kerry, değişen petrol fiyatları karşısında ABD ekonomisinin daha bağımsız olması gerektiğini savunuyor.
Petrolde hareketin bir numaralı isimleri
Usame Bin Ladin:Batı hedefleri ve petrol kaynakları için büyük tehdit olmaya devam ediyor.
Mukteda El Sadr:Radikal Şii Lider, petrol boru hatlarına yönelik saldırı tehdidinde bulundu
Mihail Hodorkovskiy: Rusya petrol devi Yukos'un eski başkanı geçen yılın kasım ayından beri cezaevinde bulunuyor. Şirketi Yukos'un petrol arzında sorunlar çıkmasından korkuluyor.
Hugo Chavez:Venezüella 'nın başkanı için pazar günü yapılacak referandum da ülkede bir karışıklığa ve petrol ihracatında bir azalmaya neden olmasından endişe ediliyor.
George W. BushRakibi Kerry'nin başka enerji kaynaklarına yönelme teklifine karşı petrol kullanımının artırılmasına dönük politikalar izliyor. Bu da ülkenin petrol kaynaklarına ilgisini artırıyor
En büyük petrol şoku 1973'te oldu
Dünyadaki ilk büyük petrol krizi 1973 yılında yaşandı. OPEC (Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü) İsrail ile Araplar arasındaki Yom Kippur savaşında Batı'nın İsrail'i desteklemesine tepki olarak Batı'ya yönelik petrol amborgosu başlattı. Petrol fiyatları 2.9 dolardan 11.6 dolara çıktı. Ekonomiler durgunluk içinde enflasyon olarak tanımlanan stragflasyonla karşı karşıya kaldılar. İkinci petrol şoku 1979 yılında İran devrimi sırasında gerçekleşti. Fiyatlar 38 dolara çıkarak rekor kırdı. Protestolar İran'ın petrol üretimine ciddi ölçüde zarar verdi. Hesaplamalara göre şu anki 46.65 dolarlık düzey, bugüne uyarlandığında henüz 1979 - 80 yıllarındaki 38 dolarlık düzeyde olmamakla birlikte, yine de dünya ekonomilerini ciddi biçimde etkileyebilecek bir düzeyi ifade ediyor.
Bütün hesaplar alt üst
ZEYNEP UĞUR
Petrol fiyatları, bu önemli enerji kaynağı bakımından dışa bağımlı bütün ekonomileri çok olumsuz etkiliyor. Hükümetlerin belirlediği büyüme, enflasyon hedefleri tutmuyor. Mayıs ayında IMF, Dünya Bankası ve Uluslararası Enerji Ajansı'nın (UEA) hazırladığı bir rapora göre, OECD ülkelerinde, petrol fiyatlarının 25 dolardan 35 dolara yükselmesi, GSYİH'yı ortalama yüzde 0.4 azalırken, enflasyonu yüzde 0.5 oranında yükseltiyor. Petrol fiyatları şu sıralar 45 dolarda seyrediyor. Bu fiyat, yıllık alım fiyatı ortalamalarını yukarı çektikçe ekonomiye olumsuz etkilerini de artırıyor.
UEA araştırmasına göre, petrol fiyatlarındaki artış ithalatçı gelişmekte olan ülkeler için OECD ülkelerine göre genellikle daha şiddetli geçiyor. Bu ülkelerin ekonomileri petrol ithalatına ve enerji yoğunluğuna daha fazla ihtiyaç duyuyorlar. Çünkü gelişmekte olan bir ülke, OECD ülkelerine göre, bir birim mal üretebilmek için iki kat daha fazla petrol tüketiyor. Gelişmekte olan ülkeler aynı zamanda yüksek petrol fiyatlarının meydana getireceği finansal sallantıları atlatma konusunda daha az yetenekli durumdalar. Hindistan petrole yaptığı harcama 2003 yılı itibarı ile 15 milyar dolar düzeyinde bulunuyor. Bu miktar GSYİH'nın yüzde 3'üne tekabül ediyor.
Gelir transferi
Petrol fiyatlarındaki artışın etkisi zincirleme gelişiyor. Yüksek enerji fiyatları enflasyonda artışa, büyüme problemlerine yol açıyor. Üretim maliyetleri arttıkça, fiyatlar artıyor, fiyatlar arttıkça talep geriliyor, vergi gelirleri düşüyor. Oluşan bütçe açıkları borçlanma gereğini artırıyor ve bu kez de faizler tırmanmaya başlıyor. Spekülatörler yüksek fiyatlara oynamaya başladıkça fiyat baskısı iyice abartılmış oluyor.
Petrol fiyatlarındaki 10 dolarlık artışın, dünya ekonomisinde yolaçtığı, yüzde 0.5'lik GSYİH düşüşü, 255 milyar dolarlık bir gerileme, dünya genelinde, petrol ithal eden ülkelerden, petrol ihraç eden ülkelere 150 milyar dolarlık bir gelir transferi anlamına geliyor. OECD ülkeleri için GSYİH'deki düşüşün yüzde 0.4 ve enflasyondaki artışın yüzde 0.5 olması bekleniyor. Ayrıca işsizliğin yüzde 0.1 artarak, 400 bin iş kaybına neden olacağı öngörülüyor. Bilindiği gibi bu ülkeler petrol ihtiyacının yüzde 56'sını ithal ediyor. 2003 yılında petrol için 260 milyar dolar ödeme yapıldı. Bu rakam 2001 yılına göre yüzde 20 daha yüksek.
Petrol ihtiyacı yüksek olan euro bölgesindeki ülkeler için ise GSYİH'deki gerilemenin yüzde 0.5 ve enflasyondaki artışın yüzde 0.5 olması öngörülüyor. Japonya'da ise GSYİH'nın yüzde 0.4 azalması bekleniyor. Petrol ihtiyacının çoğunu ithal eden Asya için GSYİH'daki gerilemenin yüzde 0.8, Latin Amerika ülkelerinde yüzde 0.2 civarında olması bekleniyor. Latin Amerika ülkeleri daha az miktarda petrol ithalatı yaptıkları için, fiyatlardaki artıştın ekonomileri Asya'ya göre daha az etkileniyor. Alt Sahra ülkeleri için GSYİH'deki küçülmenin ortalama yüzde 3 tahmin ediliyor. GSYİH'de yüzde 0.3'lük bir düşüşle, petrol fiyatlarındaki artışın en az ABD'yi etkilemesi bekleniyor. Bu ülke ihtiyacının yüzde 40'ını kendi üretimi ile karşılıyor. Ancak ekonominin büyüklüğü, etkinin parasal büyüklüğünü artırıyor. Petrol harcaması, 'otomobil bağımlısı' olarak tanınan ABD halkının harcamalarını artırdıkça, satın alma gücündeki azalmalar hoşnutsuzluğu körüklüyor.
Büyüme talebi artırdı
Petrol talebinin artışındaki birinci faktör dünya ekonomisindeki büyüme. İkincisi ise petrol arz kaynakları ile ilgili tehditlerin yarattığı ekstra talep. Dünya ekonomisi geçen yıllara nazaran daha iyi bir performans gösteriyor. Japonya ekonomisi 1990'lı yıllarda başlayan durgunluk sürecini geçen yılla beraber atlatmaya başladı. Euro bölgesi ise bu yılki yüzde 1.7 olan büyüme tahminleri ile daha yüksek bir performans gösteriyor. ABD ve diğer bütün büyük ekonomilerde 2004'te büyüme bekleniyor.
IEA'nın raporuna göre dünyada günlük petrol talebi 82.2 milyon varil. Günlük talepte 2.5 milyon varillik artış olmuş. Bu da geçen yıla göre yüzde 3.2'lik artışı ifade ediyor. Çin ve ABD kaynaklı büyüme, petrole talebi artırıyor. Sadece Çin'in talebinde yüzde 20'lik artış var. Bu ülke geçen yıla göre günlük 830 bin varil daha fazla petrol tüketiyor. ABD'de ise ikinci çeyrekte petrole olan talepte yüzde 3.5 artmış.
Yüzde 30 arttı
Petrol fiyatları 13 Ağustos itibariyle 46.65 dolara kadar çıktı. Yıl içinde yüzde 30'un üzerinde değer kazandı. Fiyat artışlarını önleyebilmek için OPEC, üretimi 2.5 milyon varil artırma kararı aldı. Bu seviye 1979 yılından beri en yüksek miktar olmasına karşın fiyat tırmanışını durduramadı. En önemli üreticilerden Suudi Arabistan, üretimini 1.3 milyon varil daha artırabileceğini açıkladı. Suudi Arabitan 9.3 milyon varil petrol arz ediyor. Ancak kapasite fazlasını hızla üretime sokabilecek durumda olmadığından bu açıklama beklenen etkiyi yapmadı. Ayrıca diğer petrol ihraç eden ülkelerin de piyasayı rahatlatacak ölçüde yeterli kapasiteleri bulunmuyor.
Arz kaynakları tehdit altında
Başta Irak olmak üzere Ortadoğu'da yaşanan olaylar ve Suudi Arabistan'ın petrol yataklarına yönelik terörist saldırılar arz yönlü endişeleri gündeme getiriyor. Bölge petrol rezervleri açısından dünyanın en zengin bölgesi. Irak'ta radikal Şii lider Mukteda El Sadr, petrol boru hatlarına saldırı yapacağı tehditinde bulunuyor. Irak'ın günlük petrol ihracatı halen 1.9 milyon varil düzeyinde.
Suudi Arabistan, günlük 9.3 milyon varillik petrol arzı ile dünyanın en büyük petrol üreticisi. Üretim kaynakları terör tehditi altında. El Kaide'nin yeni saldırılarda bulunma olasılığı arz yönlü endişeleri artırıyor.
Stok düşüklüğü etkili oluyor
Petrol stoklarının düşük olması fiyatların yüksek seyretmesinde etkili oluyor. Petrol şirketleri daha etkin çalışabilmek ve maliyetleri düşürebilmek için son yıllarda daha az stok çalışıyordu. Bu da arz tarafından oluşabilecek bir probleme karşı piyasaları daha kırılgan hale getirdi.
Spekülasyon etkisi
Petrol piyasasında arz ve talep dengesizliği piyasa profesyonelleri (spekülatörler) için oldukça uygun bir ortam yarattı. Büyük fonlar ve spekülatörler, piyasada fiyatların yükselmesinde etkili oluyor. OPEC'in en büyük petrol üreticisi olan İran'ın petrol bakan yardımcısı Hojatollah Ghanimifard da yaptığı açıklamada fiyatlardaki yükselmenin piyasalardaki endişelerin ve spekülasyonların, arz kıtlığından daha etkili olduğunu belirtti.
Petrol üreticisi ülkelerde Nijerya'daki etnik tansiyonun yüksek olması, Rusya'da Yukos ile ilgili gelişmeler de tedirginlik kaynağı oluşturuyor. Piyasalar bir yandan da Venezüella seçimlerini izliyor. OPEC'in kurucu üyelerinden ve dünyanın en büyük beşinci petrol ihracatçısı Venezüella'da ABD'ye muhalif Devlet Başkanı Hugo Chavez, petrol üretimi konularında bağımsız politikalar izliyor.
Türkiye de olumsuz etkilenecek
AHMET ERHAN ÇELİK Ankara
Sonbaharda 'petrol enflasyonu' göreceğiz
Dünya petrol fiyatı varil başına 1 dolar arttığında Türkiye'nin ham petrol faturası ton başına 7.3 - 7.4 dolar artıyor. Yılda toplam 23 - 24 milyon ton civarında hampetrol ithalatı yapıldığı dikkate alınırsa, basit hesapla varil başına her 1 dolarlık artış Türkiye'ye 178 milyon dolar yük getiriyor.
Tüpraş hampetrolü vadeli aldığı için dünyadaki günlük fiyat hareketleri birebir yurtiçine yansımıyor. Artan petrol fiyatı kendini kısa vade de genel fiyat düzeyini yukarıya çekerek gösteriyor. Biz de bu durumu enflasyon olarak günlük hayatımızda görüyoruz.
İthalatta temel alınan, Kuzey tipi brent petrol fiyatı, cuma günü itibariyle 46 dolar seviyesini geçmişken, enflasyon endeksleri halen neden sıfıra yakın sonuç veriyor? Yanıtı basit; Örneğin tarımsal ürün fiyatlarındaki artış hızında görülen geri çekilme eğilimi, petrol faturasındaki büyümeyi dengeliyor.
İkinci soru şöyle: Petrol dışındaki fiyatlarda büzüşme olmazsa enflasyonun yönü ne olur? Merkez Bankası, Hazine ve Devlet İstatistik Enstitüsü yetkililerine göre genel fiyat artış hızı, sonbahar aylarında yukarı yönlü hareket etmeye başlar; eksi ya da sıfıra yakın enflasyon rakamları yaz sıcağında erir gider.
Petrol sırları
Ankara'da ekonomi yönetiminin devlet sırrı gibi sakladığı iki rakam vardır: Hampetrolün toptan eşya fiyat endeksi (TEFE) sepetindeki payı ve hampetrol ithalat faturası hesaplanırken esas alınan ortalama dünya fiyatı. Edindiğimiz bilgilere göre petrol ürünlerinin TEFE sepetindeki payı yüzde 9 civarında tutuluyor. Diğer bir deyişle petrol ve petrol ürünlerinin TEFE üzerindeki etkisi 10 puana karşılık yaklaşık 1 puan olarak hesaplanıyor.
DİE tarafından açıklanan TEFE rakamlarına bakıldığında dünya petrol fiyatlarındaki hareketlenmenin endekse yansımaya başladığı görülüyor. Örneğin haziran TEFE'sinde bir önceki aya göre fiyatı en fazla artan mallar listesinin ikinci sırasında yüzde 28 oranla hampetrol yeraldı. Yıllık artış oranı ise yüzde 49 oldu. Listenin 12'inci ve 14'üncü sıralarını yüzde 3.4 ve 3.1'lik kurşunsuz benzin ve motorin aldı. Temmuz TEFE'sinde hampetrol fiyat artış hızı bir önceki aya göre yüzde 10.9 geriledi. Kurşunsuz benzin ve motorin yüzde 5.6'lık oranlarla en fazla artış gösteren mallar listesinde yer bulurken, fuel - oil fiyat artış hızı yüzde 5.8 oldu. Tüketici fiyat endeksinde fiyatı en fazla artan maddeler listesinin 9 ve 10'uncu sırasını yüzde 4.7 ve yüzde 4.6'lık oranlarla benzin ve mazot aldı. Peki neden?
Bir aylık gecikmeyle yansıyor
Hükümet mayısa kadar akaryakıt ürünlerine zam yapmadı. Yüzde 5'lik oranlarla ilk zam 18 Mayıs'ta, ikinci zam 29 Haziran'da, üçüncü zam 10 Ağustos'ta geldi. Zamların enflasyon endekslerine ortalama bir aylık gecikmelerle yansıdığı gözönüne alınırsa, haziran ve temmuz endekslerinin en yüksek artış gösteren maddeler listesinde petrol ve petrol ürünlerinin bulunmasını görmek olağan sayılmalı.
Endekslere dikkatle bakıldığında petrolle ilişkili petro - kimya ürünleri, ulaşım fiyatlarındaki artışların ertelendiği görülüyor. Ancak dünya petrol fiyatları yüksek seviyesini koruyacak olursa söz konusu maddelerin fiyatlarının önümüzdeki aylarda 'artış yönlü' seyir izleyeceği kehanete ihtiyaç duyulmayacak bir sav haline geliyor.
Hükümet, petrol ürünleri fiyat artışlarının genel fiyatları ve tüketici davranışlarını olumsuz etkilediğini bildiği için zamdan kaçınıyor. Buna karşılık örneğin özel tüketim vergisi hedefindeki sapmalar zorunlu olarak zam politikasını çağırıyor. Bu nedenle sonbahar başında IMF'yle birlikte tasarlanacak 'tedbir paketlerinde' akaryakıt en önemli unsur olacak.
| Zam - enflasyon kronolojisi | | 18 Mayıs (süper benzin) zammı | % 5.1 | |
| Mayısa göre haziran TEFE'sindeki artışlar | | Hampetrol | % 28.2 | | Kurşunsuz Benzin | % 3.4 | | Motorin | % 3.1 | | 29 Haziran (süper benzin) zammı | % 5.1 | |
| Hazirana göre temmuz TEFE'sindeki artışlar | | Fuel - oil | % 5.8 | | Kurşunsuz benzin | % 5.6 | | Motorin | % 5.6 | | Hampetrol | - % 10.9 | | 10 Ağustos (süper benzin) zammı | % 5 | |
Temmuza göre ağustos TEFE'sindeki artışlar DİE sonuçları 3 Eylül'de açıklayacak
| Ham petrol ithalatı (CIF) (Milyon ton, milyar dolar) | | Miktar | Değer | Ton | Varil | | | | fiyatı | fiyatı | | 2000 | 21.1 | 4.2 | 199.6 | 27.0 | | 2001 | 23.1 | 3.9 | 167.6 | 22.7 | | 2002 | 23.7 | 4.1 | 172.4 | 23.4 | | 2003 | 24.0 | 4.8 | 198.8 | 26.9 | | 2004* | 9.9 | 2.2 | 226.8 | 30.7 | |
* Ocak - mayıs dönemi
2 milyar dolar ek fatura çıkıyor
Hazine eski Müsteşarı, Milliyet yazarı Faik Öztrak, petrol fiyatlarındaki tırmanışın etkisini değerlendirirken, "Ödemeler dengesi açısından bir problem yaratacaktır. İç talebi daraltıcı bir etikisi de olur. Petrol ürünlerinde gerçekleşen her 10 puanlık artışın diğer ürünlere de 0.8 puanlık bir enflasyon etkisi oluyor. Ayrıca büyümede de bir sorun yaşanacaktır" dedi. Prof. Dr. İzettin Önder de hükümetin cari açık hedefini revize ederek 10.8 milyar dolara çekmesini petrol fiyatlarındaki artışın döviz giderine etkisinin ilk sinayali olarak değerlendirdi.
Enerji Uzmanı Nejdet Pamir'in değerlendirmesi şöyle:
"Türkiye'nin petrol ithalatının toplam tüketim içerisindeki payı yüzde 90 oranında. Yıllık 24 - 25 milyon varil petrol tüketiliyor. Yıllık petrol ürünü ithalatı da 1.5 milyon varil. Bu kalemlerin hepsinden ek bir maliyet gelecek. Doğalgaz ve ithal sanayi mamullerinde de artış olacak. Petrol girdili ürünler nedeniyle bütçe denkliğinde bir sıkıntı ortaya çıkacak. Daha önce yapılan bütün analizler ve tahminler alt üst oldu. 1 - 2 ay önce açıklanan tahmini fiyatlar bile revize ediliyor. Tüpraş'ın 2004 yılı için yaptığı ortalama bütçe hesabında varil başına 23.8 dolar fiyat öngörmüştü. Buna göre bir ton hampetrol için (yedi varil) 166 dolar ödeme hesaplanmış. Hampetrol fiyatında 1 dolarlık artışın Türkiye'ye maliyeti yaklaşık 178 - 180 milyon dolar. 10 dolarlık artış 1.8 milyar dolar. Diğer yan ürünlerle birlikte bu rakam 2 milyar doları aşıyor. Şu anda yıllık bazda ortalaması 34 dolar civarında. Bu Tüpraş'ın öngördüğü 23.8 dolar ortalamanın 10 dolar üzerinde. Türkiye'nin karşılaşacağı bütçe açığının miktarı 2 milyar doların üzerinde."
'Üç ay sürerse yüzde 7 zam gelir'
Kimya Sanayicileri Derneği Başkanı Timur Erk:
"Petrol fiyatlarının 40 dolardan 45 dolara çıkması durumunda petrolden elde edilen ürünlerde yüzde 7'lik bir maliyet artışı oluyor. Türkiye'nin kimyasal ürün ithalatı 8.9 milyar dolar. Bunun yüzde 45'i petrol türevi. Hampetrol 45 dolar civarında üç ayı aşkın bir süre kalırsa, maliyetlerde yüzde 7 ile yüzde 10 arasında bir artış olacaktır. Asgari yüzde 7 zam gelecektir. Makro ekonomi açısından değerlendirme yapıldığında cari açık beklenenden daha fazla artacak. Büyüme hızı yaklaşık yüzde 2 düşecek. GSMH azalacak ve lojistik maliyetleri genelde artacağı için tüm sektörlerde maliyet artışı olacak. Bu gelişme uzun vadede olursa enflasyon oranı da artacaktır. Kimya sektöründeki büyüme oranı yüzde 6 dolayında. Ama fiyatlar ortalama 40 dolar civarında uzun süre kalırsa bu rakamın 2 puan altına düşüleceğini sanıyorum."
|
|
|

|
|