Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Ağustos 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Üslup Vatikan'a da lazım

Vatikan diyalogdan bahsediyor. Ama Kardinal Ratzinger'in son açıklamalarındaki üslup bu tavırla çelişiyor

Fax: (0312) 427 20 64

Söz sahibini gösterir. Kardinal Joseph Ratzinger Vatikan'ın, Hıristiyan akide ve öğretim konusunda en yetkili kişisidir. Avusturya asıllıdır. Asıl ilginci faniler arasında ölüsü ve dirisi ile en çok dil bilen birkaç kişiden biridir. Böyle alim bir ruhaninin dini inancı ve aldığı eğitim gereği toplumları ve insanları İslam ve Hıristiyan diye tasnif etmesi kaçınılmazdır ama kafasındaki tasnifi her vesile ile açığa çıkarması kabul edilemez. Zira Vatikan dahi çok uzun zamandan beri diyalogdan, hoşgörüden vesaireden söz edip duruyor; kurullar, konseyler, kongreler tertipliyor. Bu gibi toplantıların gittikçe birtakım Müslüman aydınların aklına geleni söylediği yerler olmaktan öte tekdüzeleştiği bir gerçektir. Bu gibi törenlere bakarak dünyanın değiştiğine mutlak suretle inanan bizdeki taifenin, bazı gerçekleri kabul edip ona göre ihtiyatla konuşup yazması tavsiye edilir. Kardinal cenapları üniversal bir kurumun adamı olmakla beraber, daha çok Avusturyalı hemşehrilerinin havasındadır. Yani bu görüşleri üniversal bir yaklaşım olmaktan çok, küçük bir ülkenin folkloru olarak değerlendirmek durumundayız.
Vatikan kilise devletidir; 1929'da Mussolini ve Papalık arasında yapılan Laterani Antlaşması ile kurulan bu arazisi küçük devletin, başta içinde yer aldığı İtalya olmak üzere bütün dünyada inanılmaz ruhani, siyasi ve mali otoritesi vardır. Herhalde lazım ki vardır. Bu gibi durumları tartışacak değiliz; insanlığın ihtiyaçları, inançları ve dini örgütlenme biçimleri ilginçtir. Bunlar zamanla değişir. Halen kudretli olmasına ve hele hele Ortodoks Kilisesi
ile hiç mukayese edilmeyecek derecede müttehit bir teşkilat olmasına rağmen, Vatikan da eski Vatikan değildir ve birtakım değişiklikler geçirmektedir. Lakin Vatikan'ın değişmeyen
iki tutumu vardır: Türkiye'yi ve Türklüğü militan İslam ile aynileştirmesi ve diğer Müslüman uluslara göre Türkleri İslamiyetin en tehlikeli unsuru telakki etmesi.
Şüphesiz bu muhafazakar inatçılığın dışına çıkanlar da vardır. Bir ara Türkiye'de görev yapan Papa XXIII. Yohannes, Türkiye'de nuncius yani büyükelçilik görevi gören Monsenyör Asta halihazırdaki nuncius Monsenyör Edmund Ferhad bunlardan birkaçıdır. Hiç şüphesiz İstanbulluların çok sevdiği değerli hemşehrimiz Katolik piskoposların temsilcisi Monsenyör George Moraviç sulhsever ve saygılı bir din adamıdır. Herkese kapısı ve gönlü açıktır. Ne yazık ki bu gibi bilge ve sevgili kullar azınlıkta kalıyor. Diğerleri hakkında bilgisizlik ve kuşku duymak Kardinal Ratzinger'i bile terk etmiş değildir; üslubu diplomasiye sığmaz. Türkiye kimlerle, hangi devletlerle nasıl ilişki kuracak buna biz karar veririz. Elbette bu gibi manasız laflara tepki göstererek Arapları terk edecek değiliz. Eski İmparatorluğumuzun varisi olarak sevgili cumhuriyetimiz bütün bu ülkelerle yakın ilişkilere girmelidir. Türkiye'ye; "Sen İslam ülkesisin, Araplarla oyna çocuğum" nasihati kaba bir üsluptur, bir köy papazı bile daha zarif olmak zorundadır.
Vatikan gibi ne de olsa Rönesans'ın öncülerinden sayılan bir kurumun bu kusurunu fark edeceği ümit edilir. Yeryüzünün en eski ve köklü diplomasisini götüren bir camia böyle bir üslup kullanır mı demeyin; rahip kısmı öğretmenliği sever, şahit olmuşsunuzdur. Karşısındakinin açığını yakalayan bir Vatikan mensubu büyükelçi, sefaret müsteşarı demez muhatabını adeta çocuk gibi azarlar. Bizim diplomatların da başına gelmiştir. Bu yüzden öğretmen açık verdiğinde de muhatapların aynı tavrı göstermesi, onların pek hoşuna gitmese de, hizaya getirir. Diyalog ve toleransın şartlarına herkesin riayet etmesi gerekiyor, Vatikan yetkilileri ve fehametli Kardinal Ratzinger de bir istisna değildir. Kardinal cenablarının dil bilgisini tarih ve coğrafya bilgisiyle tamamlamasını dileriz. Onu kendi havasında bırakalım. Bizimkilerin birlik meselelerini Hıristiyan ve Müslüman ikilemi ile değil, demografik ve iktisadi göstergelerle ve işadamı kafası ile mütalaa etmesinin gereği açıktır.

Not: Kardinal Ratzinger, Fransız L'Express dergisine verdiği demeçte "Türkler tarih boyunca Avrupa'nın karşıtı olan başka bir kıtayı temsil etmiştir. Bu iki coğrafyayı özdeşleştirmek büyük hata olur" dedi.

PAZAR
"Zabıtalık bir atlet için en uygun işlerden biri"
"Yönetmenlik tanrısal bir güçtür"
"Sporcu idrar veremezse, görevli o gece onunla birlikte kalabilir!"
Bu 'Dawool'un sesi İstanbul'dan geliyor
"Yahudiliğimden utanırdım"
Baltalimanı'na yaz sonu eğlencesi: Ella
Tüketim artarsa fiyat düşer
Eski Moda'yı çok özlüyorum
Şarapta rekabet fiyat düşürüyor
Ortadoğu yemekleri
Rakılı dondurma
Citius, altius, fortius
Yakup'un terasından asker uğurladık
Anlatılan bizim hikayemiz
Üslup Vatikan'a da lazım
- Salak mısın sen? - Senin kadar değil
Güzel pantolonlar dikmeyi sürdürüyor





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
Nevsal Elevli
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet