|
 |
|
|
Güzel pantolonlar dikmeyi sürdürüyor
İçinde bulunduğumuz yurt ve dünya koşullarında geleneksel hümanist kültür birikimiyle bağlar kurmak giderek daralan bir alana sıkıştırılmıştır, bir naiflik olarak da görülebilir. İnsan gerçeği 1950'li yıllara göre durmadan büyüyen bir tehdit altında. Ama bizim Türk ve dünya edebiyatlarından edindiğimiz hümanist kültürü bir yana atmamız elbette düşünülemezdi. Bir bakıma Beckett'in terzi kahramanı gibiyiz: 'Bir Tanrı'nın yarattığı şu dünyaya bakın; bir de benim diktiğim şu pantolona.'"
Demir Özlü, "Samuel Beckett'in Terzisi"nin (Dünya Kitapları) girişindeki "Yazarın Notu"nda böyle diyor.
* * *
Demir'le 46 yıl önce tanıştık. A Dergisi serüveninde Kemal Özer, Adnan Özyalçıner, Onat Kutlar, Doğan Hızlan, Erdal Öz, Asım Bezirci, Konur Ertop, Ergin Ertem, Ferit Öngören... Her gün Hukuk Fakültesi kantininde buluşur, oradan derginin yönetim yerine (Şehzadebaşı ya da Saraçhane'deki "kahvemiz"e) gider, çıkacak sayıyı konuşurduk. Derginin yayımlanmasını sağlayabilmek için ayda onar lira verirdik ama Edip Cansever'den 30 lira alırdık ne de olsa iş-güç sahibiydi.
Bizi edebiyat sevgisi birleştiriyordu. Sözgelimi, Kemal'le Asım'ın sanata yaklaşımlarında farklılıklar vardı ama herkes birbirinin görüşüne saygı duyardı. Değil kavgaya, kırıcı bir tartışmaya bile tanık olmadım.
Varoluşçuluk akımını konuşurduk sık sık- bu konuda bir özel sayı bile hazırladık. O sayıya Onat, Ergin ve Selahattin Hilav'la birlikte Demir'in büyük katkıları olduğunu hatırlıyorum. Demir çağdaş Fransız edebiyatından, Sartre'dan, Camus'den söz ederdi; ama en çok Kafka'yı severdi galiba.
* * *
Şimdi kitabını okurken onun Kafka tutkusunun zamanla daha da güçlenmiş olduğunu görüyorum. "Bugün Kafka'yı okuyup kavramayan, Kafka'nın anlattıklarının bilincine varmayan aydın, aydın değildir" diyor.
Şunun için yazıyorum bunu: Demir yıllar boyunca hep aynı Demir olarak kaldı. Hiç değişmedi. Ama hep gelişti. Her yazdığıyla bir önce yazdığını aştı. Düşünür olarak da, anlatı yazarı olarak da. Daha bir bilgelik kazandı sanki.
"Samuel Beckett'in Terzisi" onun denemelerini, eleştirilerini içeriyor. Elbette ayrıcalıklar vardır ama genelde bu tür kitaplar edebiyat değeri taşımaz, sunduğu görüşlerle, düşüncelerle var olur sadece. Demir'in kitabı da o ayrıcalıklar arasında... Baştan sona özgün bir edebiyat tadıyla örülü. Ne anlattığını bilen, özgüvenli bir yazarın kaleminden çıkmış.
* * *
Demir edebiyata şiirle başlamıştı. Nedret Gürcan'ın Dinar'da yayımladığı Şairler Yaprağı'nda çıkan şiirlerini hatırlıyorum. Kitabındaki ilk yazı da şiirle ilgili. 1972 yazından yola çıkarak Can Yücel'in "akıldan kaynaklandığı gibi, duygudan da kaynaklanan" şiirini değerlendiriyor.
"Bilerek yapılan bir şiirdir Can Yücel'in şiiri. Alay, gülmece, sözcük oyunları, dille cambazcasına oynama Karagöz'de, Ortaoyunu'nda, Meddah'ta, hatta geleneksel şiirle düzyazıda -halka dönük sanatlarda da, geçmişin aydın edebiyatında da en geniş anlamda, yaratıcı biçimler olarak yer alsa da, günümüzün aydın edebiyatında hafifsenir gibi olmuştur. Burada, Cemal Süreya'nın şiirindeki aydınca, belki de edebiyatsal diyebileceğimiz alayla, Orhan Duru'nun hikayelerini anmadan geçmemeli. Onlar, bu tür materyalle doludur. Yukarıda andığım niteliklerin yerini, duyguların belirsizleştirilmesi (aslında hiçbir şeyin açıkça duyulmamasıdır bu), sözde-ciddi bir bulanıklık, ne anlatmak istediğini şairin kendisinin de bilmediği toplumsal, psikolojik ya da düşünsel, belirli kavramlar üzerine oturmayan, sınırları çizilmemiş, belkemiksiz bir kapalılık almıştır. Can Yücel'in şiiri, bu belirsiz şiir özelliklerinin büsbütün dışındadır."
Can Yücel için, sözü döndürüp dolaştırmadan kısa, kesin, doğru bir saptama. Necatigil üstüne yazdığı tek sayfalık yazı da öyle. Sanki Behçet hocanın şiirini özetliyor.
Sadık Hidayet, Rus Formalistleri, Yeni Amerikan "Kirli Gerçekçiler"i, Nietzsche, Camus, Althusser, Kafka, Michel Butor, Oktay Akbal, Onat Kutlar, Adnan Özyalçıner, vb. değerlendirmeleri... 1960'lı yıllarda edebiyat, yeni kapitalizm, liberal demokrasi, hümanizm, klasik kültür gibi konular üstüne görüşler... Hepsi net, açık, berrak...
* * *
Demir, "Bunaltı"dan bu yana çok sevdiğim bir öykü-roman yazarı. Çok sevdiğim bir insan. Karşılaşınca mutlu olduğum bir dost. "Samuel Beckett'in Terzisi"ndeki kimi yazıları daha önce dergilerde okumuştum. Ama şimdi bir bütün olarak okuyup bitirince, vazgeçemeyeceğim deneme yazarları arasına da girdi.
Demir'in dikeceği yeni pantolonları da merakla bekleyeceğim.
|
|
|

|