|
 |
|
|
'Tek tip'i giyiyor 'tek tip'i oynatıyor
Sıkan, boğan, ve de "ne biçim bi kırmızımsı" o rengin üstünde bir de enine sarımsı-beyazımsı çizgiler mi ne vardı, işte o tişörtleri giymişlerdi... Renksiz renkli yandan cepli, sıradan pantalonları ve altında da işte ayakkabıları... Galatasaray, Antep'e gidiyordu. Hagi de aynı "tek tip"i giymişti. Yardımcıları da, doktorlar filan falan da ve işte geri kalan tüm stuff da... .
O hala kendini futbolcu zannediyor, maçı tek tipi gibi yönetiyor, yönettiği gibi de giyiniyor. İyi teknik direktör olduğu için değil, iyi futbolcu olduğu için Galatasaray'a teknik direktör olarak seçildi o. Oynarken farklı ve karizmatikti, oynadığı gibi de oynatıyormuydu bir de...
Hagi, Antep'te de klasikti. Bu takımı Florya'daki her hangi biri de böyle çıkarırdı, böyle de oynatırdı. Aman eskiler problem çıkartmasın, yeniler nasıl olsa yeniydi, gençti filan falan... Hiç 'Hagi'gibi' değildi doğrusu Hagi'nin Galatasaray'daki başlangıcı...
Rıdvan'a (Dilmen) Antep'te mesela Volkan 18'de de mi olmaz deyince, "O Galatasaray'ın Pele'si" demişti Rıdvan... "Nasıl olmaz?" ... Pele, başka Pele sevmiyordu demek ki! 9.5, 10.5 bulduk, ama 10 bulamadık diyen Fatih Gökçen de buçuk kalıyordu kafilenin başında. Ne havaalanlarında, ne Antep'te, ne de sahada havası yoktu Cim - Bom'un kısaca...
Galatasaray futbol takımındaki "eski" lerin ağırlığını artık bilmeyen yok. Terim'i bile yiyenler (hadi istemeden diyelim) Hagi'i için Hagi'den sonraki en büyük tehlike. Galatasaray maç üstüne maç kaybetse bile, ne Şükür'e, ne Arif'e, ne Song'a ne Mong'a, ne şuna ne buna hiçbir şey olmayacağını herkes biliyor. İşin kötüsü futbolcular da bunu biliyor. Olan Hagi'ye olacak. Hagi'yi de bir tek kendisi kurtarabilir. Oynadığı kadar cesur da oynatabilirse Galatasaray'ı... Romanya, Bursa şimdi de Galatasaray... Bu defa "The End" i olacağını biliyor. Bu da onu haddinden fazla sinirli yapıyor... Hagi, artık babasının oğlunu bile tanımamalı... Tabii Becali'sini de, tabii bacanağını da...
Bir ekmek bir de New York Times
Yalçın abi (Granit) geçen hafta söz verdi: Gelecek hafta (bu pazar) CNN Türk'te Pivot'tan ara beni ve ne istersen sor.
Mesela son pivot ta Lütfi Arıboğan, Mahmut Uslu, Ünal Özüak ve Doğan Hakyemez gibi dört farklı adamın ortak görüşü NBA'in gerektiğinden fazla arkadan itildiğiydi. Geceleri loş bir odada ellerinde "fare" internetten alıp, sabahları bize satan ruhları orada, bedenleri burada yaşayanların hikayesini yazmıştım geçen cuma. Ne tuhaf, biz sabah kalkınca Milliyet, Hürriyet, Sabah, Vatan, Matan okuyorduk, onlar New York, Sacramento, Detroit vs gazetelerini... Sayın Ertuğrul Özkök geçen cuma köşesinde, Yalçın Granit'in Hürriyet'teki NBA yazısını herkese tavsiye ediyordu. Bu yazı New York Times'ta bile bu kadar iyi yazılamazdı diyordu. Doğru, New York Times'ta yazılsa nefis bir yazıydı. Ama Yalçın Abi, New York Times'ta değil, Hürriyet'te yazıyordu...
Turgay is hep Turgay
Bunu başarmak için Turgay Demirel olmak lazım. Müthiş bir iş yapıp, Allen ve "his friends"i Türkiye'de üç beş gün ağırlayıp, kusursuz bir organizasyona imza atıp, tam bütün "bravo"ları hak etmişken, herşeyi Turgay'ına bulaştırmak... Abdi İpekçi sonrası yine bir "Made in Demirel daveti" ve tabii yine bir sürü "Made in Demirel" gafı. Genel yayın yönetmenleri ve spor müdürlerinin (çoğu da gitmedi) çağrıldığı geceye basketbolu yazanlar yine çağrılmamıştı. Yanlış anlaşılmasın (ya da anlaşılsın) ben sevgilimle gittiğim mesela bir balıkçıya bile Demirel içerde mi diye sorup öyle giriyorum. Varsa girmiyorum. "Soğuk" luğu, "tat" sızlığı, "rahatsız" lığı iyi gelmiyor bana. Hadi "Ben"i boşverin, çağırsa Allen ve Tim'e rağmen gitmeyecektim. Ama mesela "bizim" Kaan'ı (NBA' i tüm sene o yorumladı) bile pas geçmesi, yok tekne, yok Reina diye oyalamaları en hafifinden "yuh" tabii. Basketbol yazanlara vermek istediği mesaj belli. "Ben sizi adam yerine koymuyorum. Müdürleriniz ile genel yayın yönetmenlerinizle işimi hallederim". Bu da Turgayca aba altından Turgay'ı göstermek hesapta. Oysa böyle bir gücü de yok. Ateş olsa Turgay kadar yer yakar. Hepsi de o kadar.
Aysel, Ajda, Ali Sami Yen
Biri, yenilenen (!) Ali Sami Yen'e baktı baktı ve "Ulan Ajda gibi be" dedi. Yanındaki de ekledi; ne Ajdası, Aysel Gürel, Aysel Gürel.
Bilgin'den
Heyyy sen...
Hadi bee, biraz büyü nooolur,
ya da 'büyüyelim' "Biz"i, ikimiz de seviyoruz. Koruyalım o zaman...
BEN
Tek gecelik İtalyan
BU da ne değil mi? Tam "ben"ce bir şey. Ve bir ilk, haftada tek gece açık olacak bir restaurant. İtalya'dan her perşembe "biri" gelecek, bir "cuma"lık yemek yapıp, gidecek. Siz de 15-20 kişilik gruplar halinde, yiyeceksiniz. Zevk için, zevkim için, zevkiniz için. Hem siz eğleneceksiniz, hem de ben. Az kaldı...
Kim kime hasta
UÇAKTA Ümit Karan "tarzına hastayım" (ya da hastayız, tam hatırlamıyorum) dedi, senin yaşında senin gibi olmayı isterdim. Antep'ten dönüyorduk, mağlup olmuşlardı. Sustum. Ben de onun yaşında, onun gibi olmak isterdim. "O kadar" alıp "Bu kadar" oynamayı...
One ben bi şey
DAHA önce de yazmıştım. Ne stand up, ne one man show, ne de başka bir şey bu. "One ben bi şey" işte. Bu da bir ilk olacak ve tam "ben" ce "bi şey" olacak. Az kaldı.
SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi
bilgingokberk@mail.com
|
|
|

|