|
 |
|
|
Yine Çakıcı'yla yargı, MİT...
Komplo mu? Yargı mı yıpratılmak isteniyor? Amaç, MİT'in başında değişiklik mi? Oyuna mı getiriliyor kamuoyu? Hükümetin iç odaklarında mı düğmeye basıldı? Neler oluyor?
Kuliste böylesi sorular da var.
Her şey olabilir.
Özellikle son yirmi yılda devletin derinliklerinde öylesine kavgalar yaşandı ki, şimdi akla her türlü ihtimal gelebiliyor. Bu yüzden gelişmeleri ihtiyatla karşılamakta yarar var.
Ancak...
Yoğurdu üfleyerek yiyebilirsiniz. Fakat olayı görmezlikten gelmenin yanlış olduğu kanısındayım. Çünkü, Yargıtay - MİT - Çakıcı üçgenindeki gelişmeleri komplo deyip göz ardı etmek gitgide zorlaşıyor.
Polis kaynaklarından her gün gıdım gıdım sızdırılan ve gazetelerin manşetlerine oturan bilgi ve iddialar ilginçleşiyor. Milliyet ve Radikal'in dünkü manşet haberlerinin çarpıcı yanları var.
Yargıtay Başkanı Özkaya tam yirmi kez polis dinlemesine düşmüş... Yine Yargıtay Başkanı, mafya lideri Alaattin Çakıcı'nın kaçışıyla ilgili olarak polis tarafından sorgulanan dört kişiyle Milas'ta oturup konuşmuş...
Kimilerinin Milas Zirvesi diye isimlendirdiği bu buluşmanın tarihi, Yargıtay Başkanı'nın telefon dinlemesine düşmesinden sonraya rastlıyor. Polis, bu dinlemelerde Yargıtay Başkanı'nı değil, onunla Çakıcı davasını konuşan müteahhidi dinliyor.
Kimine göre ilginç bir durum.
Çünkü böylesi dinlemelerin hukuki açıdan delil olamayacağına ilişkin Yargıtay Başkanlar Kurulu kararı da bu Milas buluşmasından sonra alınıyor. Böylece, daha önce Neşter - 2 soruşturması nedeniyle polis dinlemesine takılmış bazı Yargıtay üyesi yargıçlar hakkında da herhangi bir şey yapılamıyor.
Kimileri şimdi soruyor:
Acaba Yargıtay Başkanı da polis dinlemelerine düştüğünü Milas buluşmasında mı öğrendi? Sorgudan geçen müteahhit acaba Başkan'a kendisinin de dinlendiği haberini vermiş olabilir mi?
Şu da akla geliyor:
Yargıtay Başkanı Özkaya'nın böyle bir ilişkiler zinciri içinde yer alması sadece bir rastlantı, dikkatsizlik de olabilir. Emekliliğine birkaç ay kalan Başkan belki de ev tadilatı için o sıralar sık sık gittiği Milas'ta, biraz da tadilatı yapan müteahhidin zorlamasıyla yasak savma kabilinden bazı görüşmeler yapmıştır.
Ama sorular bitmiyor.
Bir Yargıtay Başkanı olarak orta kademeden bir MİT yöneticisiyle Çakıcı davasını neden görüşüyor? Onunla görüşmek yerine niçin doğrudan MİT Müsteşarı'yla temas kurmuyor?
Öte yandan MİT Müsteşarı Atasagun, Yargıtay Başkanı'nı yalan söylemekle suçluyor. Başkan da hayatında hiç yalan söylemediğini belirtiyor.
Bu başlı başına vahim bir durum.
Ama bu arada orta kademe bir MİT yöneticisinin Çakıcı'yı adaletin elinden kurtarmak için çalıştığına dair iddialar polis kaynaklarından sızıyor. Bu yönetici, polis dinleme kayıtlarına göre MİT Müsteşarı'nın da durumdan haberdar olduğunu ima ediyor.
Tuhaf ilişkiler sistemi...
Ya da derin devlet ilişkileri mi?
Devlet içi hesaplaşmalar mı?
Bilemiyorum.
Yaşananların aydınlığa çıkarılması lazım. Bir yanda Yargıtay, bir yanda MİT... Bu topraklarda demokrasi, huzur ve barış yerli yerine oturacaksa, bu iki kuruma Türkiye'nin ihtiyacı var.
Bunun için de yargının, ulusal güvenlikle ilgili kurumların reform sürecine sokulmaları gerekiyor.
Düzen değişikliği şart!
Adalete güven duygusunu getirmeden, devleti hukuka kavuşturmadan demokrasiyi adam etmek ve hukuk devleti ayrıcalığını yaşamak imkansızdır.
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|
|

|