Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Ağustos 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Baba ve dayı


Türkçeyi Amerikalı aksanıyla konuşuyordu. ABD'ye kaçak girmiş, yıllarca kaçak çalışmış. Piyangodan Green Card, yani ABD'de sürekli oturma ve çalışma izni kazanmış. Abisiyle bir limuzin şirketi kuracak kadar işi ilerletmiş. New York'ta, Kennedy Havalimanı ile kent arasında yolcu taşıyorlar.
Müşterileri genellikle Türkler.
Konuşkan ve sevimli bir adam.
Ve de yürekli...
Çakıcı, ABD'deyken, ona hizmet verenlerden biriyle dövüşmüş ve Çakıcı bu nedenle öfkelenmiş. Aralarında gergin bir telefon konuşması olmuş.
Konuşmada geçen kelimeleri ve Çakıcı'nın tehditlerini geçiyorum.
Ancak birkaç cümle çok önemli.
Çakıcı, hakaret ve tehditlerini çok ileriye vardırınca, bu arkadaş "Hiçbir şey yapamazsın bana. Adresini, kullandığın telefonların numaralarını, oturduğun evin kime ait olduğunu, otomobilini, şoförünü, hepsini biliyorum. Şimdi açarım FBI'a telefon. Beni tehdit ettiğini, yaşamımın tehlikede olduğunu söylerim. FBI seni anında tutuklar. 24 saat içinde sınır dışı edilirsin" demiş.
Bir daha da, ne Çakıcı ne de adamları tarafından hiçbir telefon gelmemiş.

"Birer sıfır oluruz"
Adını yazmıyorum.
Zaten adı değil, ne konuştukları önemli.
Sadece "FBI sözcüğünün, yani polisin nasıl etkili olduğunu" göstermek için yansıttım bu olayı.
ABD'deki Çakıcı ile Türkiye'deki Çakıcı aynı.
Ama...
Böyle bir durumda, direksiyon sallayarak yaşamını kazanan birkaç otomobillik küçük taşıma şirketi sahibi, "Polise söylerim" diyerek caydırıcı olabilir mi?
Küçük şirket sahibini koyun bir yana, "en büyüklerin bir telefonla hangi astronomik ödemeleri yaptıkları" konuşulmakta.
Peki aradaki fark nedir?
Onun için de bir anı yansıtayım.
Yıllar önce, sol kanattan bir yazar dost vasıtasıyla, dönemin en büyük babalarından(!) birini tanımıştım.
Hapiste birlikte yatmışlar.
Arada Divan'ın barında iki tek rakı yudumlarken, "damaltı" anılarını konuşurlarmış.
O gün de böyle bir vesileydi.
Tanıştığım baba(!) "Devlette koruyan kollayan dayılar olmasa babalar da olmaz. Bizi kollamasalar, gücümüz sıfırlanır" demişti.
"Devlette, en güçlü dayılara sahip olan kimse, bizim alemde de en güçlü baba olur. Neyse, artık ben bu çemberin dışındayım. Düzgün ticaret işlerindeyim" diye ilave etmişti.

Dinleme bantları
Türkiye'de, "dinleme bantları kasırgası" esmekte.
Çakıcı, Yargıtay Başkanı, Genel Sekreteri ve MİT mensuplarını gündeme, gazete manşetlerine savuran bir kasırga...
Elbette sezilerim, klinik bulgulara dayalı teşhislerim, burnuma gelen yanık kokuları var.
Ancak bir hukukçu olarak "medyanın konuyu bütün açıklığıyla kamuoyuna sunmasına, hükmün ise yargıya ait olması gereğine" inanırım.
Bazen "tuzun da koktuğu" hallerde bile kural budur.
O nedenle, hukuk bir yana ama, "kanıt" oldukları tartışılır olsa da "karine" oldukları hiç kuşkusuz dinleme bantlarına göre Çakıcı, bakınız nerelere uzanmış... Devlet içinde bildiğimiz bilmediğimiz nerelere dayanabilmek, nerelerce kollanabilmek ilişki ağı var.
İşte önemli olan da bu "dayılar" ağıdır.
Ağ parçalanmazsa, Çakıcı gider, başka Çakıcı'lar gelir. Onların altına bu güvenlik ağı gerilir.
Türkiye'nin gözbebeği kurumlar yıpranmasın diye üslubum kişiler için de "özenli."
Aynı özeni, hiç değilse "tahkikatın selameti için" ilgili isimler de "çekilmek" duyarlığıyla göstermeliler.
Üzerlerinde bunca kuşku yükü varken artık nasıl kamu görevi sürdürebilirler?

g.civaoglu@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Şehirlerde köylülük
BENDE neredeyse bir saplantı haline geldi. Ha...
Çetin ALTAN
"Gnothi seauton-Kendi kendini tanı"
Devlet örgütlenmesindeki en üst düzey kurumla...
Melih AŞIK
Yurdum insanı!
Yurdumuzun dünyada bir eşi benzeri olmadığını...
Fikret BİLA
Kişiler ve kurumlar
Çakıcı skandalları, Türkiye'de, turnusol kağı...
Hasan CEMAL
Yine Çakıcı'yla yargı, MİT...
Komplo mu? Yargı mı yıpratılmak isteniyor? Am...
Güneri CIVAOĞLU
Baba ve dayı
Türkçeyi Amerikalı aksanıyla konuşuyordu. ABD...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS'de puanlar niye yükseldi?
Üniversiteye girişte, geçen yılın puanlarına ...
Hurşit GÜNEŞ
Cahillere sakın inanmayın
Rahmetli babaannem, "Cahillerden korkma, yarı...
Sami KOHEN
Ambargo kalkmazsa...
Ankara'da önceki gün KKTC Başbakanı M.A. Tala...
Mehmet Y. YILMAZ
Ay yataktaysa gemici ayaktadır
Giritli Mustafa'dan şöyle bir söz öğrendim: O...
Faik ÖZTRAK
S&P'nin açıklamasını TCMB dengeledi
Bu haftanın ekonomik gündeminde iki önemli ge...
Hasan PULUR
Hakimler öyleydi, ya diğerleri...
HAKİMLER öyleydi de, diğerleri başka mıydı?
Derya SAZAK
Jöntürk köprüsü
Boğaz'a 3'üncü köprü projesinin 'sumenaltı'nd...
Meral TAMER
Başesgioğlu'ndan Roche - SSK soruşturması
Roche ile SSK arasında skandala dönüşen ilaç ...
Ece TEMELKURAN
Tribünsüz insanlar
Sevgililer veya evli çiftler, ilişkilerini üç...
Güngör URAS
Sarıyer 1.030 m Patras 3.000 m
Sarıyer - Anadolukavağı arasında 1.030 metrel...

© 2004 Milliyet