Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Ağustos 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Ambargo kalkmazsa...


Ankara'da önceki gün KKTC Başbakanı M.A. Talat ile Dışişleri Bakanı A. Gül arasında yapılan 4 saatlik "kapsamlı görüşmeler"den çıkan mesajlara, yaz tatilinde bulunan AB yetkililerinden herhangi bir tepki gelmedi. Ancak işe devam etmekte olan bazı ilgili diplomatlar, bu mesajları not etmekte ve incelemeye almakta gecikmediler.
Ankara'daki bu görüşmelerde belirlenen ortak stratejinin AB'yi direkt ilgilendiren en önemli unsuru, kuşkusuz KKTC'nin izolasyonuna son verme sürecindeki tıkanıklıktır. Bu konuda Türk tarafının verdiği mesaj gayet net: AB, sözünü tutmalı ve öncelikle "tecriti" (veya halk dilinde ambargoyu) kaldırmalı. Bu taahhüdün yerine getirilmemesi ve hele bunun aksine bir kararın verilmesi, Kıbrıs sorununun seyrini değiştirecek, yeni komplikasyonlara yol açacaktır...
* * *
Geçen nisan ayındaki referandumdan sonra, AB - ve aynı zamanda ABD ve BM - Türk tarafına yıllardır uygulanan tecrit politikasına son verileceğini, bu yönde gereken düzenlemelerin yapılacağını ilan etmişti.
Bunun - KKTC'de ve Türkiye'de bazılarının beklediği gibi - birkaç gün veya hafta içinde gerçekleşmeyeceğini bilen biliyordu. Çünkü bunun için kolektif siyasi kararlara ve aynı zamanda hukuki düzenlemelere ihtiyaç vardı. Nitekim aradan 4 aya yakın bir zaman geçtiği halde, hala "ambargonun kalkması" gerçekleşmedi. Şu an itibariyle de, pek yakında kalkmasını beklememeli...
AB'deki sıkıntı, Komisyon'un izolasyona son verilmesi eğilimine karşılık - Rum tarafının tetiklemesi ile - Konseyin bu konuyu hukuki açıdan ele alınması gerektiğini öne sürmesi ve oy çoğunluğu yerine oybirliği gereğini savunmasıdır. Bu da Rumlara kararı veto etme olanağını verecek, yani ambargonun kalkması olasılığı tehlikeye düşecektir.
Şimdi Türk diplomasisi hem AB'nin taahhüdünü yerine getirme konusunda siyasi iradesini ortaya koyması, hem de hukuki tartışmanın bir engele takılmaması için yoğun bir kampanya başlatıyor. Talat - Gül görüşmelerinde belirlenen stratejinin bir unsuru da budur.
* * *
Türk yetkililer, Gunter Verheugen dahil, komisyon üyelerinin eylül ayındaki bu tartışmada ağırlıklarını koyacaklarını ve sonunda verilen sözün yerine getirileceğini umuyor.
Eğer bu gerçekleşmezse, gerek KKTC, gerekse Ankara büyük düş kırıklığına uğrayacak ve ona göre bir dizi karar almak zorunda kalacaktır.
Böyle bir durum, KKTC yönetiminin - ve halkın önemli bir kesiminin - hala arzuladığı "kapsamlı çözüm" şansını ortadan kaldıracak, bizzat Talat'ın belirttiği gibi, Türk tarafının sertleşmesi de kaçınılmaz hale gelecektir.
Talat, son yaptığımız bir görüşmede, Türk tarafının Annan Planı'na dayalı bir çözüm ve adanın birleşmesi "vizyonun"dan vazgeçemediğini, ancak bunun için de Papadopulos yönetiminin bugünkü tutumunu değiştirmesi gerektiğini söylemişti. Eğer bu tutum değişmez ve hele AB de onun dümen suyundan giderse, korkarız ki Kıbrıs Türkleri (referandumda yüzde 65 oranında evet diyenler dahil) çok geçmeden "birleşmeye yönelik çözüm" fikrini terk edecek, Türkiye ile daha çok bütünleşmeye gidecektir.
Adanın bölünmüş halde kalmasından kaygı duyduğunu söyleyen Rum liderlerin bu gerçeği görmesi gerek.
Tabii aynı tespit, referandumda "hayır" diyen Rumlara kızan AB (ve bir o kadar da ABD ve BM) için de geçerlidir. Umarız yaz rehaveti, Ankara'dan verilen son mesajın iyi değerlendirilmesine engel olmaz.

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Şehirlerde köylülük
BENDE neredeyse bir saplantı haline geldi. Ha...
Çetin ALTAN
"Gnothi seauton-Kendi kendini tanı"
Devlet örgütlenmesindeki en üst düzey kurumla...
Melih AŞIK
Yurdum insanı!
Yurdumuzun dünyada bir eşi benzeri olmadığını...
Fikret BİLA
Kişiler ve kurumlar
Çakıcı skandalları, Türkiye'de, turnusol kağı...
Hasan CEMAL
Yine Çakıcı'yla yargı, MİT...
Komplo mu? Yargı mı yıpratılmak isteniyor? Am...
Güneri CIVAOĞLU
Baba ve dayı
Türkçeyi Amerikalı aksanıyla konuşuyordu. ABD...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS'de puanlar niye yükseldi?
Üniversiteye girişte, geçen yılın puanlarına ...
Hurşit GÜNEŞ
Cahillere sakın inanmayın
Rahmetli babaannem, "Cahillerden korkma, yarı...
Sami KOHEN
Ambargo kalkmazsa...
Ankara'da önceki gün KKTC Başbakanı M.A. Tala...
Mehmet Y. YILMAZ
Ay yataktaysa gemici ayaktadır
Giritli Mustafa'dan şöyle bir söz öğrendim: O...
Faik ÖZTRAK
S&P'nin açıklamasını TCMB dengeledi
Bu haftanın ekonomik gündeminde iki önemli ge...
Hasan PULUR
Hakimler öyleydi, ya diğerleri...
HAKİMLER öyleydi de, diğerleri başka mıydı?
Derya SAZAK
Jöntürk köprüsü
Boğaz'a 3'üncü köprü projesinin 'sumenaltı'nd...
Meral TAMER
Başesgioğlu'ndan Roche - SSK soruşturması
Roche ile SSK arasında skandala dönüşen ilaç ...
Ece TEMELKURAN
Tribünsüz insanlar
Sevgililer veya evli çiftler, ilişkilerini üç...
Güngör URAS
Sarıyer 1.030 m Patras 3.000 m
Sarıyer - Anadolukavağı arasında 1.030 metrel...

© 2004 Milliyet