|
 |
|
|
Başesgioğlu'ndan Roche - SSK soruşturması
Roche ile SSK arasında skandala dönüşen ilaç alışverişini geçen pazar köşemiz için değerlendiren Sağlık Bakanı Recep Akdağ, ihalede rekabet koşullarının neden oluşmadığının yanıtını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Murat Başesgioğlu'nun vermesi gerektiğine işaret ederek demişti ki:
"Bu olayda aslında tek değil, iki firma var. Roche'un NeoRecormon'u ve Santa Farma'nın Eprex'i. İkisinin etken maddesi de eritropoetin. Sayın Bakan herhalde soruşturma sonuçlarını açıklayacak ve bizler de piyasada rakip 2 ilaç olduğu halde neden rekabet yaratılmadan ihaleye girildiğini öğreneceğiz."
Başesgioğlu önceki gün telefonla aradı ve soruşturmada yanıt aradıkları soruları maddeler halinde sıraladı:
"Birincisi, SSK'nın ihale yapan birimleri, bu ihaleleri yaparken bir yolsuzluğa bulaşmışlar mıdır? İkincisi, bu olaya münhasır olmak üzere rekabet ortamı yaratma şartları varken, bu rekabet ortamını yaratacak bir ihale prosedürü izlenmiş midir, izlenmemiş midir?
Eşdeğer mi, değil mi?
Üçüncüsü söz konusu ilaçların birbirinin farmakolojik eşdeğeri olup olmadığının bir bilim adamı tarafından açıklanması gerek. Zira 'Biri alfa, diğeri beta, tam birbirinin yerine kullanılmaz' diyen de var, kullanılabilir diyen de... Dördüncüsü, etken madde eritropoetin olarak ihaleye çıkılsa, rekabet yaratılabilir miydi? Mesela bir hastanemiz, eritropoetin olarak ihaleye çıkmış ve buna rağmen fiyat 228 milyonda kalmış, rekabet ortamı maalesef oluşmamış. (Ankara Etlik İhtisas Hastanesi)Pekiyi bunun dışında ne var? Firma - depocu meselesi ve üç farklı fiyat var. Başka ne var? İşin cezai yönü var, Cumhuriyet Başsavcılığı o konuyla ilgileniyor.
Kaç kutu satılmış?
Tekrar başa dönüp şu soruyu soralım: Roche'un depoya 88 milyona verdiği ilaç, neden SSK'ya 228 milyon liraya satıldı? O zaman da dönüp kaç kutu NeoRecormon Türkiye'ye girdi, ne kadarı 88 milyon liradan verildi diye soruşturmamız lazım. İşin bu yönü de gümrüklerle ilgili. Diyelim ki toplam 30 bin kutu ithal edildi. Eğer 30 bin kutunun 15 bin kutusu 230 milyondan satılmışsa durum farklı, küçük bir miktar satılmışsa farklı.
Başbakanlık Teftiş Kurulu'nu devreye sokmamızın nedeni de bu. Gerektiğinde başka birimlerden de bilgi alabilmek ve soruşturmayı daha hızlı sonuçlandırabilmek."
Teftiş Kurulu yok
Başesgioğlu'nun anlattıklarından, soruşturmanın a) Çalışma Bakanlığı b) Başbakanlık Teftiş Kurulu c) Cumhuriyet Savcılığı d) Gümrükler olmak üzere 4 koldan yürütüldüğü sonucu çıkıyor. Ancak Başesgioğlu'nun "İşler hızla sonuçlandırılsın" diye devreye soktuğunu ifade ettiği Başbakanlık Teftiş Kurulu henüz oluşturulmamış. Ne zaman oluşturulacağı da belli değil. En azından Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkanlığı'nda bu konuda bilgi verecek yetkiliyi ben bulamadım! Dolayısıyla koordinasyonu sağlasın ve işleri hızlandırsın gerekçesiyle Başbakanlık Teftiş Kurulu'nun devreye sokulması, soruşturmayı yavaşlatma sonucunu doğurursa benim için sürpriz olmayacak.
Bağkur'un ilaç alımı
Telefon görüşmemizde Başesgioğlu; SSK, Bağkur ve Emekli Sandığı'nın ilaç alım politikalarının aynılaştırılması gereğine dikkat çekerek "3 kurumun ilaç alım ihalelerinin standartlaşması lazım" dedi. Sayın Bakan ayrıca, ilacın en büyük alıcısı olan sosyal güvenlik kurumlarının, fiyat belirleme sürecinde de etkin bir biçimde yer alması gerektiğine işaret etti.
Bana göre sosyal güvenlik kurumlarının öncelikle "ilacı daha ucuza nasıl alabilirim" ilkesinden hareket eden bir ilaç alım politikası oluşturması lazım. 3 kurum içinde şu anda en iyi çalışan sistem hangisiyse o esas alınabilir. Ancak Başesgioğlu'nun alt alta sıraladığı maddeler, hangi önlem alınırsa alınsın, ilaç üreticileri ve depoların fiyatta rekabeti ortadan kaldırmanın çaresini bulduklarını gösteriyor. Tek üretici yerine 2 üretici de olsa durum değişmiyor, sadece etken madde belirtilerek ihaleye çıkılsa da...
Umarım Rekabet Kurumu hiç değilse bundan böyle, kamunun ilaç alımlarında adına yakışır şekilde rekabet koşullarının oluşturulmasına aktif katkıda bulunur.
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|