Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 20 Ağustos 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
70 milyonluk jüri heyetiyle takılmak:
Tribünsüz insanlar


Sevgililer veya evli çiftler, ilişkilerini üçüncü kişilerin yanında konuşmaya başladıklarında bozuk bir kimyası olur o işin. Baş başayken tutturulan kıvam bozulur. Tribünlere oynama hissi sinsice ele geçirir konuşmanın içtenliğini; hissiyatların incesi tel tel olup kalır ortada. Hele konuşma karşılıklı giderken taraflardan biri dönüp de "Haklı değil miyim?" diye sorarsa üçüncü kişilere, artık başka bir düzleme geçilir: Arkadaşlar artık ilişkinin jüri heyetidir!
İzleyenler taraftarlar olarak ikiye bölünmeli, ilişkide en "haklı" olan kişi, taraftarların kalbini kazanmak için oynamalıdır. Yalnız kalındığında, üçüncü kişilerin yanında karşılıklı açılan gediklerin tedavisi sırasında fark edilen şudur: Jüri heyeti için gösteri yapılırken, ilişkinin kendi yuvasından fazla uzaklaşılmıştır. Her iki taraf da kastetmediği kadar kıyıdan uzaklaşmıştır...

İlişki artizi
Bu kez, her iki taraf da jüri heyeti önünde birbirlerine yaptıkları haksızlıkları gidermek için epey ter dökecektir. İnsanın ses tonu bile başkadır; yeniden baş başa kalındığında ilişkinin kendi kıvamlı seslerine geri dönmek için bile dehşetli enerji sarf edilecektir.
Genellikle bu yüzden her iki taraf da sessiz bir anlaşmayla bu konudan bahsetmemeye karar verir. Oyun tribünlere oynanmıştır, tribün dağılınca her iki insan da kendini biraz kandırılmış hissedecektir. Yeniden baş başa kalındığında yaşanan ihanet ve kandırılmışlık hissi bu sebeptendir. Tribünler her iki tarafı da yoldan çıkarmış ve her iki taraf da şimdi kendinden biraz utanmaktadır.
Bu yüzden iki kişilik ilişkiler hep iki kişi yaşanmalı, tribünler kurulduğunda her iki taraf da içinde canlanıp dışarı çıkmaya çalışan "ilişki artizini" geri, içeri bastırmalıdır. Çünkü alkışlar bittiğinde, perde indiğinde, ilişki yeniden iki kişilik kalacak, edilmiş o kadar lafı iki kişilik odalara sığdırmak pek mümkün olmayacaktır...

Magazin otağında hüzün
Geçen hafta sonu Televole ve Pazar Keyfi programlarının "zafer kutlamaları" vardı. "Müthiş eğlendik. Gül gül öldük" atmosferi kurma gayretleri, havai fişeklerle olsun, en en en ünlü simaların olaya katılımıyla olsun desteklenmişti. Fakat benim gözüme hazin bir şey göründü bu kurulan "magazin otağında": İzlenen insanlar, bu kez izleyenlerinden koparılmış, tek bir yere toplanıp birbirlerini izlemeye zorlanmış gibiydiler. Hepsi sanki ilişkilerini üçüncü kişilerle, yetmiş milyonluk jüri heyetleriyle paylaştıktan sonra, tribünler aniden dağılınca kendileriyle baş başa kalmış gibiydiler. "Söylesenize haklı değil miyim?" diye sorup desteklenmiş ve sonunda ona hak veren herkes gittiğinde haklı ama yalnız kalmış ilişki kahramanları gibi sıkıntılı ve utanç içindeydiler sanki. Seyircisiz üçüncü lig maçları gibiydi yüzleri...
Diğer yandan bana ne aslında... Bize ne yani... Bir televizyon programı içinde yaşar gibi karnının içindeki bebekleri bile "gösteriye dahil eden", ilişkisinin en hassas yerlerini çok satan gazete manşetlerinde konuşabilen ve bu insanlara bakarak kendini görünmediği için yokmuş gibi hisseden insanların dünyasından... Sana ne yani. Biz işimize bakalım esasında. Jürisiz ve tribünsüz. Biz, kendi kıvamımızda, kıvamlıca...

ecetem@hotmail.com








Taha AKYOL
Şehirlerde köylülük
BENDE neredeyse bir saplantı haline geldi. Ha...
Çetin ALTAN
"Gnothi seauton-Kendi kendini tanı"
Devlet örgütlenmesindeki en üst düzey kurumla...
Melih AŞIK
Yurdum insanı!
Yurdumuzun dünyada bir eşi benzeri olmadığını...
Fikret BİLA
Kişiler ve kurumlar
Çakıcı skandalları, Türkiye'de, turnusol kağı...
Hasan CEMAL
Yine Çakıcı'yla yargı, MİT...
Komplo mu? Yargı mı yıpratılmak isteniyor? Am...
Güneri CIVAOĞLU
Baba ve dayı
Türkçeyi Amerikalı aksanıyla konuşuyordu. ABD...
Abbas GÜÇLÜ
ÖSS'de puanlar niye yükseldi?
Üniversiteye girişte, geçen yılın puanlarına ...
Hurşit GÜNEŞ
Cahillere sakın inanmayın
Rahmetli babaannem, "Cahillerden korkma, yarı...
Sami KOHEN
Ambargo kalkmazsa...
Ankara'da önceki gün KKTC Başbakanı M.A. Tala...
Mehmet Y. YILMAZ
Ay yataktaysa gemici ayaktadır
Giritli Mustafa'dan şöyle bir söz öğrendim: O...
Faik ÖZTRAK
S&P'nin açıklamasını TCMB dengeledi
Bu haftanın ekonomik gündeminde iki önemli ge...
Hasan PULUR
Hakimler öyleydi, ya diğerleri...
HAKİMLER öyleydi de, diğerleri başka mıydı?
Derya SAZAK
Jöntürk köprüsü
Boğaz'a 3'üncü köprü projesinin 'sumenaltı'nd...
Meral TAMER
Başesgioğlu'ndan Roche - SSK soruşturması
Roche ile SSK arasında skandala dönüşen ilaç ...
Ece TEMELKURAN
Tribünsüz insanlar
Sevgililer veya evli çiftler, ilişkilerini üç...
Güngör URAS
Sarıyer 1.030 m Patras 3.000 m
Sarıyer - Anadolukavağı arasında 1.030 metrel...

© 2004 Milliyet