
|
|
|
 |
|
|
Banka, enerji, cam ve telekomla devam
Şimdiye kadar 300 şirkete iştirak eden ve hâlâ 120'sinde iştiraki olan İş Bankası, yeni Bankalar Kanunu'nun grup ilişkilerine getirdiği tahditlere uygun olarak, finansal ve diğer varlıklarını 'iş konuları itibariyle birbirinden ayıracak.' Genel Müdür Özince'nin, hangi sektörlerde kalacaklarına ilişkin soruya yanıtı, ayrışmanın genel çerçevesini özetliyor: "Finans, sigorta ve cam şirketlerimiz dünya klasmanında. Petrol Ofisi ve Avea'nın sorunlarını tamamen aştıklarını söyleyebiliriz. Özellikle Petrol Ofisi'nin gruba katkılarının daha fazla olacağını düşünüyorum."
KADİFE ŞAHİN
80 yıllık bir bankacılık markası o! Türkiye'de, 80 yıllık marka sayısı bir elin parmaklarını geçmiyor. Bu açıdan aynı zamanda Türkiye'nin en eski markalarından biri. 'Türkiye İş Bankası' denilince, bu ülkede yaşayan, müşterisi veya bir şekilde ilişkisi olmuş, olmamış, hemen herkesin aklında beliren, 'memleket bankası, büyük ve güvenilir' imajını temsil ediyor.
Temellerini Mustafa Kemal Atatürk atmış. Celal Bayar, işin başına geçerek kurmuş, geliştirmiş. 'Türkiye'de sınai gelişmeye kaynak sağlamak' gibi, çok somut ihtiyaçlarla kurulan İş Bankası'nın, bu açıdan önemli işlevler yerine getirdiği, tartışmasız! Genç Cumhuriyet'in liderliği ona böyle bir görev, misyon yüklemiş.
Peki İş Bankası, Türk bankacılık sistemi içinde şimdi nerede duruyor? Ondan sonra kurulan, büyüyen, rekabet eden onlarca yeni bankanın içinde bulunduğu bir piyasada, artık modası geçti mi?.. 'Türkiye'de sınai gelişmeyi fonlamak' misyonu açısından bakıldığında durumu ne? Yoksa böyle bir misyonun da mı modası geçti? İş Bankası, Türkiye'nin son yıllarda birçok kez sürüklendiği mali krizlerde, Türkiye'nin Merkez Bankası, Hazine'si ile 'duyarlı bir paralellik' içinde olduğu izlenimini veren tarzıyla, bir dinozor mu, yoksa piyasanın gerçeklerinden uzak bir banka olarak mı kaldı?...
Genel Müdürü Ersin Özince'ye göre İş Bankası'nın modası geçmedi, geçmez de. Atatürk'ün belirlediği misyon devam ediyor. Bugün İstanbul'da, iş dünyasının kalbi sayılan yönetim binalarından birinde, (İş Kuleleri) aynı misyonu yaşatmaya çalışan İş Bankası, bu misyonunu, gücünü gelecek yıllara nasıl taşıyacak? Özince'nin yanıtları uzun. Ama bankanın rotasını belirleyen cümlesi kısa: "Türkiye İş Bankası bir şirket olmanın ötesinde bir Cumhuriyet kurumu olarak, Türkiye reel ekonomi ve mali sektörde başarılı olana kadar bu misyonunu devam ettirecek."
'Misyon için küçüldük'
Bankanın son kriz sırasında başında olan Ersin Özince'nin ağzından çıkan 'keşke'ler, bankanın misyonu ile kriz dönemlerinde gündeme gelen 'kriz fırsatçılığı' arasında yaşanan rekabet savaşını da açığa vuruyor. Krizde bankanın olumsuz güçlü dalgalara rağmen duruşunu bozmamaya çaba gösterdiğini söyleyen Özince, "Fakat bunu başarmak müesseseye zarar vermek pahasına olmamalıydı. Doğrusunu isterseniz, müessesemizin verimliliğini bozmamak için pazar paylarımızın azalmasına izin vermek mecburiyetinde kaldık. Haksız rekabet öylesine yoğundu ki bunu bir yerde de eleştirel anlamda söylüyorum" diyor. Özince ile uzun bir görüşme gerçekleştirdik:
'Değişimi erken başlatmalıydık'
Ne oranda bir pazar kaybınız oldu?
Mevduattaki payımız yüzde 4'lerin altına düşmüştü. İki 10 yılda yüzde 20'lerin üstünden yüzde 4'lerin altına kadar düştü. Burada tabii bazen kârı umursamayıp, biz de daha yüksek faizler vermek suretiyle müşterilerimizi kaybetmesek, böyle bir politika seçsek daha mı iyi olurdu diye düşünmek mümkün. Fakat kanaatimce İş Bankası, Türkiye'nin çalkantıları içinde her dönemde en iyiyi yapmaya çalışmıştır. Belki müessesemizin değişimini daha erken başlatabilseydik, örneğin pazarın ortası olan İstanbul'a daha erken gelebilseydik, müşteri ve pazar unsurlarını biraz daha erken değerlendirebilseydik daha başarılı olurduk...
Değişim için daha neler yapacaksınız?
Bilanço büyüklüğümüz hâlâ yetersiz. Türkiye'nin en büyük özel bankası olmamıza rağmen verimlilik açısından bilançomuz daha büyük olmalı. İkincisi, organizasyonel yapımızı daha çok değiştirmeliyiz. Hizmet maliyetlerimizi çok daha aşağıya çekerek düşük enflasyon ortamında müşteriye en ucuz hizmeti vermeliyiz.
Bunu nasıl bir iş planıyla yapıyorsunuz?
İşlerimizi basitleştiriyoruz. Verimli işlere yöneliyoruz. Müşterilerimizi mümkün olduğunca kolay, çabuk ve elektronik ortamda hizmet almaya yönlendiriyoruz. Risk yönetimi ile ilgili hataları ve zararı azaltacak konulara yoğunlaşıyoruz. Hiçbir Türk bankasının verimliliği henüz uluslararası örneklerdeki seviyelere çıkartabildiğini düşünmüyorum. Bu konuda önemli piyasa kısıtları da var. Kamu - özel ayrımı ciddi bir haksız rekabet. Kayıtdışının getirdiği haksız rekabet tasarrufların önemli bir bölümünü bankacılık sisteminden uzak tutuyor. Türkiye'deki her türlü vergi, resim, harç gibi unsurlar Avrupa ülkeleriyle eşitlenmediği için yabancı müesseseler ülkemizde özellikle varlıklı kesimin tasarruflarına ulaşıp daha uygun faizle yurtdışına götürüyorlar. Sadece tasarruflar değil bir kısım reel sektör kredileri de daha uygun koşullarda dışardan karşınabiliyor. Bunlar ayağımızı bağlayan unsurlar.
'Değişmemekten dersimizi aldık'
Değişim hiçbir zaman bitmeyecek. Zaten değişim biterse müesseseler biter. Statik kalan, 'ben başarılıyım, çok iyiyim, her şeyi yaptım bitirdim' diyen çok kısa bir süre içinde bunun yanlış olduğunu görüyor. Bu konuda dersimizi aldık. Biz elektronik bankacılıkta uzun yıllar ilk olmakla övündük. Sonra bir baktık ki ilk olmak bir marifet değilmiş. Sürekli en son teknolojiyi kullanmak marifetmiş.
İş Bankası'nın iştiraklerini ne yapacaksınız?
İş Bankası, bir banka olmanın dışında iştirakleriyle beraber bir holding yapısında olmanın değişimini yaşıyor. Bu konuda da keşke 2000'li yıllardan önce teşhis edip borsanın yükselişi döneminde harekete geçseydik daha iyi olurdu diye düşünüyorum. Borsanın güçlü yükselişi döneminde biz daha çok iştirakimizi halka açmalıymışız. Borsa dalgalarında kuruluşlarımız daha önde yer alsaydı Türkiye İş Bankası'yla beraber grup ve özellikle küçük yatırımcılar açısından daha iyi olabilirdi.
'Yabancı sermaye duacısı olduk'
Mali olmayan iştirakleri satacak mısınız? Alıcı bulma şansınız var mı?
Finans, sigorta ve cam şirketlerimiz dünya klasmanında. Konsolide bilançolara bakılırsa Türkiye'nin en büyük özvarlığa sahip grubuyuz. Lokomotifi bir banka olsa dahi Türkiye'nin bugüne kadar sağlanmış en büyük sermaye yekûnlarından biridir. Bunun ülke ve grup stratejisi açısından doğru değerlendirilmesi lazım. Biz bugün adeta yabancı sermayedar duasına çıkmış durumdayken, böylesine büyük milli sermaye kuruluşlarını da desteklemek zorundayız. Bizim grubumuzda da mali konularla sanayi konularının ayrışması gündeme gelecek. Yeni bankalar kanunu grup ilişkilerini daha tahdit edici olacak. Müessesemiz buna uyum sağlar. İş Bankası bu varlıklarını iş konuları itibariyle birbirinden ayırdığında göreceğiz ki bankacılığa, bankacılık gelirleriyle, bankacılık büyüklükleriyle bakmak, sanayide hissedarınızı güçlü bir mali kuruluş olarak görmek yanılgısından uzaklaşmak bizi daha başarılı kılacak. Grubumuz Türkiye'deki yasal mevzuatın gelişimi doğrultusunda mali ve sanayi grup olarak ayrışmaya doğru ilerliyor. Bu konuda herhangi bir sabırsızlığa gerek yok. Bankanın aktif verimliğini artırmak için iştiraklerden uygun olmayanları elden çıkarmaya devam ettik. Bu sürekli olacak bir politika.
Hangi alanlarda kalacaksınız, hangilerinden çekileceksiniz?
İş Bankası, bir sermayedar olarak ana iş konusu olan bankacılık, finans, sigorta sektörlerinden hiçbir zaman çıkmamalıdır, çıkmayacaktır. Bilakis bu alanlardaki yatırımlarına devam etmelidir. Cam, çok geniş bir yelpazede çalıştığımız bir alan. Stratejik bir yatırımcının Şişecam'ın tamamıyla ilgileneceğini düşünmüyorum. Zaten ilgilenmesi ihtiyacında da değiliz. Ancak Şişecam için ileriye dönük bir politika olarak daha çok sermaye piyasalarına açmayı düşünebiliriz. Dış borsalar da olabilir. Zaten Türkiye'de yapılan bütün hisse senedi arzlarının önemli bir kısmını da iyi istikbal uman yabancı yatırımcılar alıyor. Bu tür şirketler uluslararası itibara sahipler.
Diğer büyük iştirakleriniz ne olacak?
Petrol Ofisi ve Avea'nın yakın geçmişte yaşanan sorunlarını tamamen aştıklarını söyleyebiliriz. Özellikle Petrol Ofisi'nin önümüzdeki yıllarda İş Bankası Grubu'na katkılarının daha fazla olacağını düşünüyorum.
Telekomünikasyon yatırımında da ülkemizdeki gelişmeler çok kısa zamanda çok şeyin değişebileceğini göstermiştir. Hiç tereddütsüz sektörün ikincisi olacağı kanaatindeyim. Üçüncülükte dahi uzun vadede başarılı olacağımıza inanıyordum. Kısacası iştiraklerle ilgili bankanın bundan sonra önemli yatırımlarda bulunmasına ihtiyaç olmayacak, kendi işlerine daha fazla kaynak ve güç götürebilecek. Bankaya veya diğer büyük iştiraklere alıcı olur mu, bunlar daha ziyade perakende olur düşüncesindeyim. Büyük yatırımcıların Türkiye'ye öyle koşa koşa gelecekleri bir ortamı hâlâ hazırlamakta olduğumuzu düşünüyorum.
| Piyasa değeri 8.4 katrilyon lira | | Hissedarları | | | Emekli Munzam Sandık Vakfı | Yüzde 43,42 | | Cumhuriyet Halk Partisi | Yüzde 28,09 | | Halka açıklık oranı | Yüzde 28,49 | | İMKB'deki piyasa değeri | 8.462.618 milyar TL | | Haziran 2005 net kârı | 356 trilyon TL | | Aktif büyüklük | 34,2 katrilyon TL | | Kullandırdığı krediler | 11 katrilyon TL | | Toplam mevduat | 21,1 katrilyon TL | | Komisyon gelirleri | 364 trilyon TL | | Sermaye yeterlilik rasyosu | Yüzde 28 | | Şube sayısı | 832 | | Personel | 15.705 | | Yurtdışı şube | 7 | | Off - shore şube | 1 | | Bankamatik | 2.278 | | Toplam iştirakler | 120 | |
'Piyasamızda yok pahasına satışları kabul edemeyiz'
Yapı Kredi Bankası'yla ilgileniyor musunuz?
Verimli büyüme hedeflerine odaklanmış bir bankayız. Bunların arasında büyüklük ve pazar payı da var. Sektördeki oyuncular pozisyonlarını değiştirirlerse biz de buna göre pozisyon alırız. Prensip olarak bankacılığın her alanında en büyük özel banka, hatta gelecekte Türkiye'nin en büyük bankası olma arzusundayız. Başta kamu bankaları olmak üzere rakip sermaye gruplarının hisse satması gibi konuları mutlaka değerlendirmemiz lazım.
Burada şu ya da bu banka ismi vermek istemiyorum. Çünkü 'şu bankayı satın alacağız, bu bankaya teklif vereceğiz' demek İş Bankası'nı hiçbir şekilde büyütmez. Başka rakiplerimiz tarafından durumun böyle değerlendirildiğini ima etmek istemiyorum. Ama 'şu banka satılıksa biz de alırız' gibi bir paye arayışında değiliz. Bütün amacımız, ülkemizde ihtisasımız olan piyasalarda pazar paylarının yok pahasına el değiştirmesini kabul etmemek. Dolayısıyla Yapı Kredi'nin satışıyla ilgileniriz. Bizim açımızdan avantajlı bir durum olursa da alıcı oluruz.
'Avea'nın lehine işleri muhakkak destekleriz'
Avea birleşmesi bankaya yeni külfet getirdi mi? Telsim'le ilgileniyor musunuz?
Birleşme çok ciddi bir güç yaratmakla beraber bankaya bazı sorumluluklar da getirdi. Aria'ya, İş - Tim'e tahsis ettiğimiz kredileri sermaye olarak Avea'ya aktardık. Bu ileriye dönük bir yatırım mahiyetinde olmakla beraber geriye dönük bir sermaye katkısı olarak da algınabilir. Avea'nın geleceğe dönük politikalarında iki büyük operatör konumunda olan Telekom İtalya ve Türk Telekom'un önder konumunda olması, hem onların konuya olan hâkimiyetleri, hem de hisse paylarının gereği. Tabii ki stratejik kararlarda üç ortağın da birlikte hareket etmesi esas tercihimiz olmakla birlikte, Avea'nın artık Türkiye'de gerçekleşen telekomünikasyon piyasası konsolidasyonunda baş aktörlerden biri olacağı açıkça ortaya çıktı. Bu konuda yeni mali obligasyonları arzu etmemekle beraber şirketin lehine olan gelişmeleri de muhakkak ki destekleriz.
'Büyük bankalara yabancı sermaye geleceğine inanmıyorum'
Garanti Bankası - Intesa ortaklığı sonuçlanmadı. Fakat yabancıların ilgisi ile ilgili haberlerin de arkası gelmiyor...
Türkiye'de mali sektörde bizim ki büyüklükte sermaye girişlerinin kolay olmayacağını düşünüyorum. Bankacılığa İş Bankası ve benzeri büyüklükteki bankaların hâkim hissesini alacak yabancı sermayedar geleceğine halihazırda inanmıyorum. Belki bu gelecekte söz konusu olabilir ama bu büyüklükte bankalara hâkim sermayedar olabilmek için milyar dolar seviyelerinde kaynağı göze almak gerekir. Türkiye'de hâlâ ekonomi ile ilgili göstergelerde hassasiyetler olduğu için, mali sektör de en kırılgan sektör olduğu için bu konuda ne yerli ne de yabancı yatırımcıların büyük bir heyecan içinde olduklarını düşünmüyorum. Erken buluyorum.
Fikir, Bayar'ın mı Atatürk'ün mü tartışması
İş Bankası'nın kuruluşunun kimin fikri olduğu ile ilgili ilginç bir tartışma var. Tarihçiler bu konuda anlaşamıyorlar. Bir kısmına göre fikir Atatürk'ün, bir kısmına göre ise Celal Bayar'ın. Hikâye şöyle:
Atatürk, Hintli Müslümanlar'ın İstikal Savaşı'na yardım için gönderdiği paranın, savaş sonrası nasıl değerlendirilmesi gerektiğini düşünürken, konuyu kayınpederi Muammer Bey'e açmış. Bazı tarihçilere göre Muammer Bey, elindeki 250 bin lirayı ithalat ihracatta kullanmasını önermiş. Ancak bir banka kurulması fikrinde olan Atatürk, görüşünü alması için kendisini Celal Bayar'a göndermiş. İş Bankası kaynaklarına göre bu bilgileri veren tarihçiler, banka kurma fikrinin tamamen Atatürk'e ait olduğunu, isim babasının ise bankanın ana sözleşmesini yazan ve Lozan görüşmelerinde Türkiye'yi temsil eden Hasan Hüsnü Saka'ya ait olduğunu savunuyor. Celal Bayar'a yakın olduğu ileri sürülen tahrihçi Cemal Kutay ise banka kurma fikrinin ve İş Bankası önerisinin Celal Bayar'a ait olduğunu savunuyor. Ambleminin öyküsü bilinmeyen İş Bankası'nın ilk çalışma yeri ise eski Büyük Millet Meclisi'nin küçük bir odası. Bu yer bankaya Başvekil olan Milli Şef İsmet İnönü tarafından tahsis edilmiş.
'Krizlerde kendimi, ailemi ve yakın çevremi yıprattım'
Krizde neler yaşadınız, İş Bankası'nı yönetmek zor mu?
Çok ciddi sorumluluklar ve özveri gerektiriyor. Ben doğrusu İş Bankası'nın ülkeye ve paydaşlarına olan görevlerini çok abartan bir kişiliğe sahibim. Bu nedenle özellikle ülke ekonomisi açısından çok endişe ettiğim günlerde kendimi de çevremi de yıprattım. Zorlukları aşabileceğimize dair inancım hiçbir zaman tükenmedi. Şu anda bunun huzurunu yaşıyorum ama muhakkak ki yaşadığımız olumsuzlukların yorucu, yıpratıcı yönleri oldu. Sadece kendimde değil, ailemde, iş arkadaşlarımda yansımalarını gördüm. Türkiye için çok kaygılandığımız günlerdi. Eğer inancımızı sürdüremeseydik çok üzülürdük. Ben ve çalışma arkadaşlarım, kurum olarak bu inancı yaşatmaya çalıştık. Bu düşünceler yalnızca şahsıma ait değil. Çevremdeki arkadaşlarımın ülkemizin ve bankamızın bu sıkıntıları aşabileceği yönünde ciddi destekleri oldu. Kamuoyunun, basının desteği oldu.
Anı yazmayı planlıyor musunuz?
Şu anda değil. İlerde yazacaksam da bunlar benim şahsımı ilgilendiren anılar olmalı. Profesyonel yaşamda demiryolunun üstünde koşan adam gibisiniz. Hele böyle çalkantılı değişimin sürekli olduğu piyasalarda sağa sola kendinizi atıp olaylardan uzaklaşak fırsatınız dahi olmaz. Koşarsanız başarır ve kurtulursunuz. O nedenle benim şu anda ne anı derlemeye ne de özel zevklerimi, hobilerimi yapmaya fırsatım olmuyor. Tatillerde okumaya gayret ediyorum. Çizgi roman, karikatür, seyahat veya doğa üzerine okuyorum.
Doğayla ilgili ne tür uğraşlarınız var?
Bitki ve hayvan düşkünüyüm. Her türlü bitkiyle ilgilenirim. Çocukluğumdan beri amatörce ektim biçtim. Öğretmen çocuğu olduğum için hayatımın çeşitli dönemleri köy, kasaba gibi yerleşim yerlerinde geçti. Meyve sebzeden anlarım. Şimdi evimin bahçesinde domates, biber, salatalık, patates, mısır gibi sebzeleri ekiyorum. Bir de kedi, köpek, kuş, hangi yaratığı bulursam besliyorum. Şimdi de kızımla sözlüsünün aldığı güvercinlerim var. Onlara kafes yapıyorum. Dün akşam işten gittim oturduğumuz kanepe kadar kafes yaptım. İlerde maket yapabilirim.
Emekliliği planlıyor musunuz?
Plan yapmıyorum ama tabii ki aktif iş hayatıma fiziken, elden ayaktan düşmeden son vermeyi arzu ediyorum. Emeklilik hayatını inziva olarak görmüyorum. Tabii mümkün olduğunca hobilerimi daha fazla yapabileceğim bir hayatı arzu ediyorum. 30 yıldır iş hayatının içindeyim. İş Bankası'na da 1 Ocak 1996'da girdim. Yarın, Yönetim Kurulu size teşekkür edebilir. Profesyonel hayatta bu doğaldır. 'İş Bankası genel müdürlüğünde daha şu kadar kalmayı düşünüyorum' diye bir şey katiyen hiçbir yönetici bunu söyleyemez.
Yerinize birilerini yetiştiriyor musunuz?
İş Bankası'nda yöneticileri banka içinden yetiştirirsiniz. Dışardan yönetici transfer etmeyiz. İş Bankası'nda genel müdürlük kadrosuna, genel müdür yardımcılığı kadrolarına hazır, yetişmiş bir değil birçok kişi var.
Bu kadar uzun süre üst düzey yönetici olmak insanda koltuk sevdası, iktidar hırsı yaratıyor mu?
Söylediğiniz tarzda koltuk hırsı gibi duygu ve davranış biçimlerinde hep retçiyim. Böyle bir şeyi hissettiğim zaman kendimde de onu hemen kapatırım. Bende biraz tevazuyu abartma eğilimi var. Ama şunu hissediyorum çok yoğun çalışmaktan kimi zaman çevremizdeki insanlara zaman ayırma, onları sabırla dinleme konusunda ihmallerimiz oluyor.
İş Bankası tarihinden notlar
Sermayenin 250 bini Ata'dan
26 Ağustos 1924'te kurulan İş Bankası'nın nominal sermayesi 1 milyon liraydı. Bu sermayenin fiilen ödenen 250 binlik bölümü Atatürk tarafından karşılanmıştı.
Atatürk'e de Kurtuluş Savaşı'na yardım için Hintli Müslümanlarca gönderilen bir paraydı. İş Bankası yazılı kaynaklarında bu para için şu ifadeler kullanılıyor: "Mustafa Kemal'in parasını çuvallara doldurarak bir kasaya kilitleyen Celal Bayar, bankanın doğal ve fiili umum müdürüydü." Bilindiği gibi Atatürk'ün banka sermayesine koyduğu parayı temsil eden hissedarlığı, vasiyeti üzerine CHP temsil ediyor.
Limonatalı, pastalı açılış
9 Eylül 1924'te Meclis'teki küçük odadan İstasyon Caddesi'ndeki binaya geçen bankanın açılış töreni yapıldı. Devlet erkanı, hükümet üyeleri, milletvekileri, diplomat, eşraf ve tüccarların davetli olduğu törene 150 kişi katıldı. Salon bu sayıda insanı alamadığı için davetliler gruplar halinde ağırlandı. Limonata ve pastanın ikram edildiği açılış töreni için yapılan masraf 120 bin liraydı.
Çalışana harf devrimi talimatı
İş Bankası, Atatürk'ün harf devrimine ilişkin Sarayburnu'ndaki konuşmasından bir hafta sonra tamimle çalışanların yazı devrimine uymalarını istemiş. Bütün banka çalışanlarının yazışmalarında yeni harfleri kullanmaları ve bankanın bütün defter ve yazışmalarında yeni uygulamanın geçerli olduğu bildirilmiş. 1 Kasım 1928 tarihli harf devrimi resmen başlamadan banka, çalışanlarını çeşitli tarihlerde sınava almış.
Bankada birçok ünlü çalıştı
İş Bankası günümüzde şirket ve bankaların sponsorlukla kültür sanat, spor ve çevreye yaptıkları destekleri, 1920'li yıllarda futbol, boks, atletizm, denizcilik ve at yarışları gibi alanlarda yarışmalar düzenleyerek başlatmış. Olimpiyat ve dünya şampiyonu Yaşar Doğu'yu yetiştiren bankanın diğer pehlivanları, Yaşar Erkan ve Mehmet Çoban. İş Bankası'nın çalışma kadrolarında bulunan ünlü kültür sanat adamlarından bazıları ise şunlar: Necip Fazıl Kısakürek, Ümit Yaşar Oğuzcan, Ahmet Muhip Dıranas, Munis Faik Ozansoy.
İş'li soyadları seçiliyor
Banka, Cumhuriyet'in diğer devrimlerinde olduğu gibi Haziran 1934 tarihinde çıkan Soyadı Kanunu'nda da çalışanlarını tek ve öz Türkçe soy isim almaları için uyarmış. Bütün şubelerine cetveller göndererek, İş Bankası çalışanlarının ayrı soy adları almalarını teşvik edilmiş. İş Bankalıların aldıkları soy isimlerde İşbay, İşmen, Öziş, Öniş, Aniş ve İşman gibi içinde 'iş' sözcüğü bulunan adlar dikkat çekiyor.
Seferberlik takvimi yaptı
İkinci Dünya Savaşı'ndan etkilenen banka, 1941'de aldığı kararla seferberlik takvimi çıkartmış. Gerekli görüldüğünde müdürlük binasının taşınması için Ankara Etlik'te bir bina hazırlanmış. Banka kayıtlarının kopyalarının Malatya'ya, Ayvalık, Edremit, Bergama, Balıkesir, İzmir, Antalya ve Akhisar şubelerinin kayıtlarının ise Sivas'a gönderilmesi kararlaştırılmış. Edirne Şubesi'nin tevdiat kabul etmemesi ve 15 bin liradan fazla para bulundurmaması kararı almış.
Varlık Vergisi'ne kredi
İş Bankası, 1942'de kabul edilen Varlık Vergisi uygulamalarında müşterilerine kredi vererek yardımcı olmuş. Maliye'nin verginin tahsili ile ilgili kararları yayımlandığında bunu mektupla bütün şubelerine duyurmuş. Banka itibarlı müşterilerine müslim ya da gayrimüslim olmalarına bakmadan yardımcı olmuş. İstanbul'dan Halil Ali Bezmen'e Varlık Vergisi finansmanı için 950 bin liralık kredi vermiş.
|
|
|

|
|