|
İğneli fıçının içi ve dışı...
Her ne kadar Çanakkale'de ölenlerin onda biri kadar bile değilse de; yine epey insan ölüyor Irak'ta, özellikle de Hz. Ali'nin türbesinin bulunduğu Necef'te...
Herhalde birileri, kendi açılarından bir artı, bir avantaj bekliyorlar bu çatışmalardan; direnişçi Şii milislerin lideri sarıklı El Sadr, yahut Başkan Bush ve yandaşları...
Ölenler ise sadece öldükleriyle kalacaklar, tıpkı 1915'te Galiçya'da, Yemen'de ölenler gibi...
***
Gürcistan Devlet Başkanı Mihail Saakaşvili de, Rusya ile savaşın yakın olduğunu söylemiş...
Bu arada 2 Rus yolcu uçağı da, ya düşürüldü, ya kaçırıldı, ya bir sabotaja uğradı.
Dünya savaşlarındaki kadar olmasa da, yine sürüp gidiyor ölmeler öldürmeler...
Kaynakları bilinmiyormuş gibi görünse de, silahlara harcanıp duran milyarlarca dolar...
Daha nereye kadar sürecek ölmeler, öldürmeler?
Çatışmalardan kar etme dönemi sona erinceye kadar.
***
21. yüzyıl, politikacılar egemenliği, yani "demagoglar saltanatı" ile petrolün tahtlarından inecekleri bir yüzyıl...
Her ikisi de, nasıl mı inecek bugünkü tahtlarından? Karlı olmaktan çıkacakları için inecek...
Petrolün yerine, "hidrojen" gibi, "soğuk füzyon" gibi çok daha ucuz enerji kaynakları girmeye başlayacak piyasalara.
"Demagoglar saltanatı"nı ayakta tutmak için, yılda silaha harcanan bir trilyon doların da; 4 milyar insanı yoksul bıraktığı ve gerek otomotiv endüstrisinin piyasasını, gerek elektronik ürünlerin piyasasını daralttığı için, hiç de karlı olmadığı çıkacak ortaya...
Ne zamana kadar mı?
50 - 60 yıla kadar...
***
Diyebilirsiniz ki:
- Git işine yahu, bize ne 50 - 60 yıl sonrasından...
Öyle demeyin. 1925'teki Şeyh Sait başkaldırısı, geleceği de içine alan objektif bir analizden geçirilebilseydi; Güneydoğu, yahut Kürt sorunu diye adlandırılan ve "terör eylemleri" olarak 15 yıl süren, Cudi ve Gabar dağları operasyonlarına benzer operasyonlar için, - Şükrü Elekdağ'ın vaktiyle verdiği rakamlara göre - 400 milyar dolar harcanmış olmaz; eroin trafiği de belki bu kadar artmazdı.
***
Güncel karelere bakmakla yetinildiğinde ve geçmişin filmiyle, geleceğin senaryosu, ilgi dışında bırakıldığında; Erdal Şafak'ın dün yayınlanan "Modern kölelik, yahut Kula kul olmak" başlıklı yazısı gelir gündeme:
"Türkiye'de modern köleliğin yanı sıra feodal çağların geleneksel köleliğinden farksız bir sistem de Cumhuriyet'in 81'inci yılında dimdik ayakta duruyor. Doğu ve Güneydoğu'da aşiret - ağalık kurumu."
***
Ankara'daki siyasal partiler, Doğu ve Güneydoğu'nun ağa ve aşiret beyleriyle işbirliği yaparak, onları taşıdılar parlamentoya...
Konuya ekonomik açılardan bakılmasını önerenler ve 55 bin dönümlük toprak sahibi köy ağaları yanında, marabalardan söz edenler; kötü gözle görüldü, tu kaka edildi...
Şimdi ise Kuzey Irak'ta bir Kürt devletinin kurulması söz konusu...
Dağlara taşlara "Önce vatan" yazmakla hiçbir sorunun çözülemeyeceğini algılayamadığında; "tek değişmeyen şeyin, değişim olduğunu" da algılayamıyor ve zamanın, bir başka deyimle, geleceğin silindiri altında kalıyorsun.
***
Ölenler, öldürenler; öle öldüredursun. Ölmenin öldürmenin, belirli çevreler için, karı bitinceye dek; sürüp gidecek ölmeler öldürmeler...
Bu arada Türkiye'de de dev gibi umacılaşan yolsuzluklar, soygunlar, vurgunlar yanında, işsizliğin de hızla arttığından yakınılıyor...
İşsizlik...
İşsizlik değil, mesleksizlik...
***
Meslek ne demektir?
Meslek; insanın kendi enerjisini, belirli bir donanım sonucu, kimseden emir almadan, kimseye emir vermeden belirli bir alanda somuta dönüştürmesi demektir.
Bir marangoz, belirli bir donanım sonucu, kendi enerjisini masaya, iskemleye, gardroba, tahta merdivene dönüştürüp somutlaştırır.
***
Bireyin mesleği sayesinde somuta dönenen enerjisi, kendi ömrünü aşan ve kendi ömründen sonraya kalan bir üretim olarak, zenginleştirir insanlığın ortak yaşamını...
Türkiye'de 200 - 300 bin kişinin mesleği var sadece...
Ve Türkler, mesleklerinin sağlayacağı evrensel bir kazanç yerine; mal mülk, yani servet sahibi olmanın sağlayacağı "rantla" zengin bir yaşam görünümü yaratma özlemi içindeler...
Yani gizli bir iç yağmadan pay kapma peşindeler...
***
Tüm bu konular, geçtiğimiz yüz yıl içinde, 80 yıl boyunca işlenmesi gereken konulardı.
Ne yapalım, olmadı.
Hayatın çizdiği rotaya göre yaşamanın bedeli; rotayı çizerek yaşamanın bedelinden büyüktür bendenizce... Bilmem aldanıyor muyum?
c.altan@prizma.net.tr
|
|