|
Yabancı işçi göçü nasıl durur?
Ben bu işsizliği anlayamadım gitti! Yükseköğrenim görmüş kimseler hatta orta dereceliler doğrudur, iş bulamıyor, ellerindeki diplomalar işe yaramıyor.
Ama okuması yazması bile güç, daha doğrusu "hiç" vatandaşlarımıza iş teklif edince, 600 - 700 milyondan kapıyı açıyorlar! Veya lütfen odacılık gibi götür - getir işleri kabul ediyorlar. Ne hikmetse!..
Herkes herkese hizmet veriyor. En zengin işadamlarından en vasıfsız işçilere kadar... Bütün dünyada bu böyle.
İstanbul'da, Ankara'da, İzmir'de ne aileler biliyorum ki, çocukları vaktiyle yurtdışına gönderildiklerinde, okuyabilmek, biraz daha iyi yaşayabilmek için fabrikalarda çalışmışlardır. Pamuk ellerine makine yağı bulaşmıştır. İşini bitirdikten sonra paşa paşa en iyi restoranlarda, kafelerde gidip oturmuş bu kez başkaları onlara hizmet vermiştir.
Bugün önemli görevlerde bulunan erkek - kadın kimseler arasında "Baby - sitter" denilen çocuk bakıcılığını saat ücretiyle yapanları tanıyorum.
Makul ücret iste kızım!
Şimdi insanlarımızda bir afra bir tafra iş beğenmiyorlar!..
- Yemek yapmasını bilir misiniz?
- Eh biraz, makarna, pilav pişiririm...
- Ya ütü?..
- Yaparım, yaparım...
- İşte sana güzel bir oda; yemek içmek her şey elinin altında. Kaç para istiyorsun?
- Bir milyar.
- Kızım ben bu parayı veremem. Çünkü ben bu ücreti verecek kadar para kazanamıyorum. Makul ol.
- Hayat pahalı efendim, pahalı...
Aslında tecrübe ile sabittir ki, bu şekilde konuşanların çoğu yemek yapmasını bilmiyor.
Ütü marifeti (!) ise sadece yatak çarşafı ütüsü...
Üstüne üstlük yüzde 90'ı gelen telefonu açıp "Alo" demeye bile üşeniyor. Belki de cesaret edemiyor. Veya arayanın ismini alamıyor, bir kağıda not etmesi ise mümkün değil, çünkü yazamıyor!
Sonra 600 - 700 milyon veya 1 milyar öyle mi?..
200 bin yabancı işçi
Türkiye Avrasya'nın Almanyası oldu... Moldova'dan, Kırım'dan, Türkistan'dan, Ermenistan'dan, Bulgaristan'dan akın akın gelen kadın - erkek işçilerin sayısı 200 bini aştı... Çoğu ev tutmuşlar kirayla. 500 - 600 milyona evlerde, fabrikalarda çalışıyorlar...
Bu işçi göçünün asıl nedeni; bizim bu işlere talip olan vatandaşlarımızın istedikleri rakamı yüksek tutmaları. Ve bir de iş disiplinine, iş etiğine sahip olamamaları. Annem hastalandı, yeğenimin düğünü var mazereti hiç biter mi? Yılda 3 - 5 kez tekrarlanmaz mı?
Ancak bakıyorum da, öğrenim görmüş bir genç, örneğin kitapçıda çalışıyor. Sabah 7 akşam 7, yemek içmek cepten, yol parası cepten, aylık ücreti 600 milyon lira. Elbette çok az ama ölçüler bugün bu. Genç ileriye dönük daha iyi işi bekliyor.
Bir doktor, bir hakim, binbaşı, yüzbaşı 1 milyar ile 2 milyar arasında maaş alıyor. Yetmiyor, o başka büyük sorun.
Apartman sahibi kapıcılar
Evlerde çalışan yardımcılardan bahsediyorum. Çoluk çocuk pek çok ailede evler onlara emanet. Eskiden bulaşık, çamaşır derdi vardı. Şimdi öyle mi ya... Atıyorsun tabakları makineye, yarım saat sonra kurulayıp veriyor. Çamaşır da öyle. Eh, bir ütü kaldı geriye. Yani artık o kadar da kusura bakmasın, birazcık kolunu oynatıversin!..
Toplumda ekonomik koşullar içinde makul, dengeli ücret isteyip düzenli çalışarak insanlar pekala istikballerini hazırlayabiliyorlar. İş çok Türkiye'de.
Tanıdığım en az 20 kapıcı bir o kadar ev yardımcısı var ki, İstanbul'un muhtelif semtlerinde üçer dörder daireli apartmanlara sahipler. Ailece çalışarak kazanmışlar, bunları elde etmişler. Bravo onlara!
Evet, bu yabancı işçi göçünü yine bizler durdurabiliriz.
|
|