Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 26 Ağustos 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik

Türkiye değişiyor, farkında değiliz...


Türkiyemizde günlük konular, konuşulan kişi veya olaylar büyük bir hızla değişiyor. Ancak bizler henüz yeterince farkında değiliz.
Eski ile bugün arasındaki farkı daha iyi anlatabilmek için, örnekleme yapmak istiyorum.
Herhalde son 30-35 yılımızı (ANAP'ın 83 sonrası yakaladığı 4-5 yıllık çoğunluk iktidarı hariç) koalisyonlu yönetimler, örtülü veya açık askeri müdahelelerle geçirdik.
Hergün evimize giren gazetelerin temel hammaddesi, koalisyon partileri arasındaki gerilimler, birbirine ters düşen politikalar ve bunun sonucu olarakta, kimin ne dediği idi.
Bir siyasi kriz (ki, hiçbir zaman eksik olmazdı) başladı mı, hemen herkes işini gücünü bırakır ve "bakalım ne olacak?" sohbetlerine girerdi. Liderler ardı ardına demeç verirler, onlar olmazsa koalisyona dahil politikacılar konuşurlardı. O da olmazsa, muhalefet kükrerdi.
Politikacılar konuştukça, bizler de birini destekler, diğerini eleştirirdik. Kriz uzarsa, işin gidişine göre, bürokrasi de hemen kokuyu alır ve devlet mekanizmasi dururdu. Kimse imza atmaz, karar almaz ve koalisyonun bozulup bozulmayacağının hesapları yapılırdı. Medya da bu kriz ortamında demeç fırtınası içinde kamuoyunu beslerdi.
Kriz olmasa bu defa, koalisyon ortakları arasındaki yaklaşım farkları aranır ve yine "kim ne dedi?" gazeteciliği ön planda tutulurdu.
Hele işin içine bir de "Askerde huzursuzluk" manşetleri girdi mi, günlük yaşamımız tümüyle Ankara'da kimlerin ne dediklerine endekslenirdi. Adı verilmeyen bir komutanın bir sözü, ona Başbakan veya bir bakanın yanıtı, gündemin tek maddesi olurdu.
Bütün bunlara bir de 70'lerin sağcı-solcu terörünü, ardından da 80-90'lardaki PKK terörünü ekleyin...
İşte yıllarımız böyle geçti.
Medya bu olayları yansıttı, bizler de konuştuk durduk...

BUGÜN DURUM GİDEREK DEĞİŞİYOR...
Şimdi bir de bugüne bakalım.
Elimizde (medya açısından bakarsak) potansiyel kriz olarak ne var?
Bir Türban, bir de İmam Hatip.
Bu konularda da hükümet çok dikkatli gidiyor. Bir ara gereksiz bir İmam Hatip krizi çıkarır gibi oldu, ancak onu da son dakikada dondurdu. Türban'ı da -şimdilik- askıya almış gibi görünüyor. Durum böyle olunca, Asker-Hükümet krizi olasılığı da ortadan kalkıyor.
Çok şükür terör yok.
Dikkat edecek olursanız, eskiden tüm medyanın projektörleri altında yapılan Askeri Şura toplantıları dahi, medya'da eski yerini bulmuyor. Türk Silahlı Kuvvetleri, demokratik bir yaşamda olması gerektiği kadar ilgi topluyor.
Ekonomi, IMF ile üç yıllık yeni bir stand-by yapılacağı açıklandıktan sonra daha da sakinleşti.
Çoğunluk hükümeti içinde herhangi bir kutuplaşma veya bölünme işareti yok. Hırçın ve güçlü bir muhalefet de yok.
Kıbrıs Ege veya komşularımızla ilişkiler konularında da artık eski krizler, eski itişmeler kalmadı.
Sonuç olarak, Türkiye normalleşiyor. Kriz endeksi giderek düşen bir ülke konumuna giriyor. Üstelik, hiç değilse orta vadede bu gidişin değişmeyeceği izlenimi kamuoyunda yaygınlaşıyor.
Hele 17 Aralık'ta Avrupa Birliği ile tam üyelik müzakerelerine başlayacak bir Türkiye, daha da normalleşecek, siyasi ve ekonomik krizlerden uzaklaşacak. (Tabii rahat batar da, olmadık konularda krizler üretmezsek...)
Bu değişimi kamuoyu, bizlerden (medya) daha çabuk farketmiş gibi gözüküyor. Bizler geri kalıyoruz.
Peki şimdi ne yapacağız. (!)
Neyin dedikodusu ile meşgul olacağız?
Nasıl komplo teorileri üreteceğiz?
"Bugün gündem bomboş" cümlesi hemen hergün, her haber merkezinde tekrarlanıyor.
Henüz değişimi tam olarak kavrayamadık. Siyasilerimizden 1-2 kriz bekler gibi bir halimiz var.
Oysa değişim zorunluğu kendini giderek hissettiriyor. Artık demeç gazeteciliği, kulaktan dolma haberlerin yazıldığı dönemin kapandığı apaçık ortada.
Bu değişimi, biz medya olarak yakaladığımız zaman ülke çok daha büyük bir hızla kabuk değiştirecek.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Yüz Temel Eser
MİLLİ Eğitim Bakanlığı'nın fevkalade olumlu i...
Çetin ALTAN
İğneli fıçının içi ve dışı...
Her ne kadar Çanakkale'de ölenlerin onda biri...
Melih AŞIK
Nezaketsiz Aziz...
Yıllar önce TRT'de sohbet programları yapan A...
Fikret BİLA
Dosyaları yargıya geç gönderen yandı
Tren kazaları, Çakıcı skandalları, banka hort...
Hasan CEMAL
Yazık oluyor!
Hepsi bir anda geldi. Tüm çirkinlikleri, pisl...
Yılmaz ÇETİNER
Yabancı işçi göçü nasıl durur?
Ben bu işsizliği anlayamadım gitti! Yükseköğr...
Güneri CIVAOĞLU
Final koşmak
Türkiye geri sayıma böyle mi girmeliydi? AB ü...
Can DÜNDAR
Osman Öcalan'ın aşkı
Yaklaşan tehlikeyi ilkin Deniz Gezmiş haber v...
Hurşit GÜNEŞ
Türkiye'nin Avrupa Birliği süreci: Kızılelma
Aralık ayında Avrupa Konseyi Türkiye'nin tam ...
Doğan HEPER
Top atan tüccarın malları!
Yabancılar Türkiye'de gayrimenkul satın alıyo...
Mehmet Y. YILMAZ
Ağzımızın payını hemen veriyorlar
Milliyet'in ortaya çıkardığı "Çakıcı Skandalı...
Hasan PULUR
"Rus ruleti" oynayan komiser...
MUHTEREM Bilgiç, o günlerde, "komiser"di, Emn...
Derya SAZAK
Bergama savaşı
Ovacık altın madeni işletmesinde üretimin Dan...
Yaman TÖRÜNER
TMSF hatasını kabul etti
Önceki günkü yazımla ilgili olarak Tasarruf M...
Güngör URAS
Madalya ve nişanlarımız bollaştı
Mustafa Kemal, Osmanlı dönemindeki madalya ve...
Serpil YILMAZ
Kadınlar öldürülüyor!
Kadın sorununun, Türkiye'nin Avrupa Birliği (...
M. Ali BİRAND
Türkiye değişiyor, farkında değiliz...
Türkiyemizde günlük konular, konuşulan kişi v...

© 2004 Milliyet