Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Ağustos 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Devletten baskı görmedim

Patrik Mesrop II, "Ruhban Okulu'nun MGK gündemine girdiği yazıldı. Bu konunun MGK gündemine alınması, azınlıklarla ilgili konuların hâlâ ulusal güvenlik konuları arasında görüldüğünü gösteriyor" diyor

Mehmet Gündem


Türkiye Ermenileri Patriği Mesrop II ile Ermenilerin sorunları üzerine samimi bir sohbet yaptık. "Devlet göreve geldiğimizde ant içtiriyor, fakat bu andın gereğini yapacak yollar dikenli" diyen, Patrik, sorularımızı şöyle yanıtladı:

Bazı yayın organlarında AB'ye uyum çabalarını bahane ederek, devletten yeni ödünler koparmak istediğiniz yönünde iddialar yer aldı. Neden ayrıcalık peşindesiniz?
AB'ye uyumu bahane etmemiz için bir neden yok. Biz Anayasa'nın ve uluslararası sözleşmelerin uygulanmasını istiyoruz. Tam tersine, AB'ye karşı olan çevreler bizim ayrıcalık istediğimizi ileri sürerek AB sürecini engellemeye çalışıyorlar. Örneğin hem Rum, hem Ermeni azınlığı hain ilan eden Ankara Ticaret Odası'nın 'İçimizdeki Hançer Fener Rum Patrikhanesi' başlıklı kitapçığı böyle bir çabanın ürünü.

Yasalar tam olarak uygulanmıyor mu?
Tam uygulanıyor olsaydı, konuşulacak bir sorun olmazdı. Biz, başvurularımızı her zaman kendi devletimize verdik. AB için Avrupa'da girişimlerde bulunduk. Türkiye karşıtı tezleri eleştirdik. Ancak Türkiye'nin uyum sağlaması gereken noktalar da var.

Sizi devletin gönderdiğini savunanlar oldu. Devlet zorlama yaptı mı?
Ne münasebet? Beş yıldır Türkiye Ermenileri Patriği'yim. Daha devletten herhangi bir baskı görmüş değilim. Bazen alt kademedeki memur zihniyeti dayatma girişiminde bulunmuyor da değil.

Devletle ilişkiler nasıl?
İyi. Şöyle diyelim: Sorunlarımızı devletin organlarına sunuyoruz. Çok hoş ve güzel karşılanıyoruz. Ama bazı sorunlar sürüyor.

Patrik Bartholomeos'un eleştirilerine katılıyor musunuz? Mesela Türklerin din anlayışı gerçekten sığ mı?
Patrik Bartholomeos, öyle bir şey demediğini açıkladı. Ama demiş de olabilirdi. Türkiye'de, Hıristiyan vatandaşların ibadet özgürlüğüne kimse karışmıyor, bu da doğru. Asıl sorun şu: Bu kiliselerde görev yapacak rahipler nasıl bulunacak? Rahipsiz kilise, hahamsız sinagog, imamsız cami olur mu? Dini ibadet kadar, dini eğitim de önemli değil mi? Hatta eğitimsiz ibadet mümkün mü? Uzmanımız yok. Alaydan yetişen rahipler kiliselerde dini nasıl vaaz edecekler?

Sizlere "güvenlik" penceresinden mi bakılıyor?
Ruhban Okulu'nun MGK gündemine girdiği yazıldı. Bu konunun MGK gündemine alınması, azınlıklarla ilgili konuların hâlâ ulusal güvenlik konuları arasında değerlendirildiğini göstermesi açısından çok çarpıcıdır. Azınlıklar bu ülkenin vatandaşları olarak sorunlarına bir güvenlik sorunu olarak bakılmasından dolayı rahatsızlar. Azınlık okulları da sancı içersinde. Ayrımcılığı körükleyen ibareler sadece kitaplarda değil.

Ermeniler Van'da toprak mı satın alıyor?
Van'da toprak satın alan Ermeniler kimlermiş? Şöyle bir liste yayınlasalar da herkes görebilse bari. Elbette Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olan her Ermeni istediği yerde toprak da, bina da alabilir.

Patrik, sorumlu ama yetkisiz biri

Görevinizin en zor yanı nedir?
Görev tanımının kâğıt üzerinde kalması. Bakanlar Kurulu kararnamesi ile asa aldığı zaman her patriğe bir ant içtirilir. Bu içilen anda göre, patrik Ermeni cemaatinin dini, hayri ve içtimai kurumlarının gözetmenidir, haklarını savunur. Ancak Cumhuriyet döneminde herhangi bir yönetmelik olmadığından, patriğin bu görevini nasıl uygulayacağı muallakta kalıyor. Patriklik kendisine bağlı kiliselerin vakıflarını denetletemiyor, koordinasyon görevini yapamıyor. Vakıflarımızın merkezi bir yönetime bağlı olmaması ciddi sorunlar yaratıyor; Patriklik ise etkin olamıyor. Bir kilise üyesi, ibadethanenin onarımı için bir kilise vakfına yüklüce bir bağışta bulunuyor. Ertesi yıl aynı kiliseyi ziyaret ediyor, bir de bakıyor ki ortada ne para var, ne de onarım yapılmış. Başka bir semtin kilisesi kalkıyor uluslararası ilişkilere giriyor, vakfın kuruluş amacında olmayan işlere kalkışıyor ve Patriklik bu konuda bir şey yapamıyor. Patrik sorumlu, ama yetkisiz. Bu da bence bu görevin en çetin yanı.

Patrik olarak "etkin" olmaktan kastınız nedir?
Etkinlikten kastım katiyetle "güç" anlamında değil. Ancak azınlık statüsünde var olmak için asgari bir ahenk, bir iç konsensüs gereklidir. Bu koşullarda bu sağlanamıyor.




SİYASET
Devletten baskı görmedim
Baykal 'kalemi kırdı'
'Sertab'lı resepsiyon...
TCK'da uzlaşma sağlandı
PKK'lıyı Türkiye istedi İsveç'e iade ettiler
AKP'liler İsrail'e parti olarak gidiyor
Sayım memurlarına CHP'den kol saati






Taha AKYOL
Olimpiyatlar ve milliyetçilik
ATİNA - Olimpiyat Komitesi'nin başkanı bayan ...
Fikret BİLA
Ortak payda
Devir - teslim törenleri ve 30 Ağustos Zafer ...
Hasan CEMAL
Kancayı takmak!
Yaz biterken Türkiye kritik bir döneme giriyo...
Güneri CIVAOĞLU
VIP ile NIP
Bugün VIP ile NIP'in öyküsünü anlatayım. 30 A...
Derya SAZAK
Solun duruşu
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları ve ordud...


 AB Ulusal Programı (Giriş ve Siyasi Kriterleri)


 AB - Katılım Ortaklığı Belgesi
 Kopenhag Kriterleri

© 2004 Milliyet