|
Olimpiyatlar ve milliyetçilik
ATİNA - Olimpiyat Komitesi'nin başkanı bayan Gianna Angelopulos - Daskalaki, konuşmasında hamasi milliyetçi vurgularla Yunanlı seyirciyi coştururken, "gönüllüler"e birkaç defa teşekkür etti ve müthiş alkış aldı. Sordum, Atina Olimpiyatları için 65 bin kişi "gönüllü" olarak görev almış!
Rehber, sanatçı, oyuncu, figüran ve hizmetli 65 bin gönüllü! Onlar sayesinde koca olimpiyat sitesinde yolunuzu ve salondaki yerinizi kolayca buluyorsunuz mesela...
Hepsi genç, güler yüzlü, İngilizce biliyorlar, sıkı bir iş eğitiminden geçirilmişler. Bazılarıyla konuştum. "Yunanistan için yapıyorum, ülkemi seviyorum" gibi laflar ettiler. Aynı zamanda dünyaya Yunanistan'ın nasıl iyi bir imaj verebileceği konusunda bilinçliler. Hem milliyetçilik hem küresel standartlar... Güzel bir sentez.
Bu vesileyle lisanlarını ve sosyal iletişim yeteneklerini de geliştiriyorlar, adeta staj yapıyorlar.
* * *
MADALYONUN öbür yüzü şovenizme kaçıyor. Kahvaltı masasındaki küçük bal şişelerinin üstünde "Grek Balı" yazıyor! Bal Yunanlı olmuş!
Birçok şey ona göre!
Olimpiyatlarda ev sahibi ülkenin kendi kültürünü öne çıkarması elbette doğal, hatta gerekli... Çin'de klasik bale mi seyretmek istersiniz, Çin dansı mı? Ama Yunanlılar ölçüyü kaçırdılar! Hele de Komite Başkanı Gianna'nın konuşması...
Oyunlardaki "göç" gösterisi 'Pan Helenik' bir propaganda idi. Karadeniz horonu "Pontus" bağlantısıyla "Yunan folkloru" olmuştu...
Lozan Antlaşması'na göre Yunanistan'daki Müslümanların Türkiye'ye, Türkiye'deki Ortodoksların Yunanistan'a gitmesi olayını, yani "mübadele"yi resmen "iltica" diye adlandırıyorlar; o adla mahalleler var! Sanki Türklerden kaçıp Yunanistan'a iltica etmişler gibi.
Şovenizm itibar getirmez, Yunanistan, itibarını nasıl artırabileceğini iyi bilmeli.
Atina'da aldığım "Olympics in Athens, 1896" adlı kitapta Michael Smith, 2004 olimpiyatlarının Atina'da yapılmasını "Yunanistan'ın Avrupalılık iddiasının tescili" diye niteliyor. (Sf. 235)
* * *
ATİNA olimpiyatlarının takdir toplayan yönlerine bakın, Yunanistan için dünyaya verilmiş iyi mesaj, onlardır.
Milli güreşçimiz ve FILA üyesi Ahmet Ayık'la karşılaştım, o da propaganda havasının hoş olmadığını, ama organizasyonun mükemmel olduğunu vurguladı.
Tesisler, teknoloji, trafik, düzen ve güvenlik mükemmeldi gerçekten. Özel bir askeri "Güvenlik Tümeni" kurulmuş, iki zeplin havada devamlı güvenlik uçuşu yapıyor, yeri elektronik olarak tarıyor!
Kontroller sıkı ve son derece kibar.
Ama Ayık'ın dediği gibi:
- Organizasyonun mükemmelliğine rağmen, iyi tanıtım yapamadılar, ilgi azdı. 5.5 milyon bilet satışı beklenirken, 3.5 milyon bilet ancak satılabilmiş.
Biz nasıldık? Ayık'ın cevabı:
- İklim aynı, saat farkı yok, Ege'nin iki yakası, daha başarılı olmalıydık, olmadı maalesef. Almamız gereken çok dersler var.
Başbakan Yardımcısı Mehmet Ali Şahin de "Alacağımız çok dersler var" demiş.
Milliyetçilik mi? Organizasyonun da madalyanın da "daha iyisini" yapma azmiyle birlikte daha iyisini yapabilecek rasyonel ve 'küresel' düşünce biçimi...
t.akyol@milliyet.com.tr
|
|