|
Ortak payda
Devir - teslim törenleri ve 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle, Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün ve kuvvet komutanlarının çeşitli konulardaki demeçleri, görüşleri kamuoyuna yansıdı. Çeşitli şekillerde yorumlandı.
Komutanlar arasında üslup farklarına değinenler oldu.
Basında, kişisel ve mesleki nedenlerle giden komutanları suçlayan, gelenleri öven yazılar yazıldı. Emekli olan komutanlar, "çağ atlayan Türkiye'nin önündeki engeller" gibi gösterilip neredeyse "vatan haini" ilan edileceklerdi.
Bunlar gerçeğe uymayan, abartılı, kişisel, mesleki açıdan duygusal yaklaşımlardır.
Nitekim giden komutanlarla, gelen komutanların söylem ve yaklaşımları örtüşme halindedir. İfade ettikleri kaygılar aynıdır. Fark özde değil, üsluptadır.
Genelkurmay Başkanı Org. Hilmi Özkök'ün 30 Ağustos mesajıyla, devir - teslim törenlerinde komutanların yaptıkları konuşmalar arasında esasa dönük bir fark yoktur. Keza, bu, görevi devralan ve devreden kuvvet komutanlarının konuşmaları açısından da geçerlidir.
Bu örtüşmenin kaynağı hareket ettikleri "ortak payda" yaklaşımıdır. Atatürk düşüncesine, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesine ve niteliklerine bakıştaki örtüşmedir bu.
Ortak payda, "ulusal birlik ve bütünlük içinde çağdaş, laik, demokratik Türkiye Cumhuriyeti"dir. Türk Silahlı Kuvvetleri'nin olaylara ve sorunlara bakış açısı budur. Bu ortak paydayı benimseyen siyasi partiler ve kesimlerle Türk Silahlı Kuvvetleri arasında, hele hele komutanların kendi aralarında önemli görüş ve yaklaşım farkları aramak gerçekçi değildir.
Bu ortak paydayı zedeleyecek, parçalayacak, ortadan kaldıracak girişim ve akımlar karşısında komutanların, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin farklı yaklaşımlar göstereceğini ummak da hayalciliktir.
Atatürkçülük ve Türk Silahlı Kuvvetleri'nin "ortak payda" yaklaşımı, ne demokrasi kalitesini yükseltmeye ne de AB'ye girmeye engeldir.
Böyle görmeye ve göstermeye çalışarak Atatürk'ü, ulusal değerleri ve Türk Silahlı Kuvvetleri'ni hırpalamaya çalışanlara en güzel yanıtı Kara Kuvvetleri Komutanlığı görevini yeni üstlenen Org. Yaşar Büyükanıt verdi. Org. Büyükanıt devir - teslim töreninde şöyle demişti:
"Türkiye için farklı modeller arayışı içinde bulunan içte ve dışta bazı çevreler, önlerinde önemli bir engel olduğuna inandıkları Türk Silahlı Kuvvetleri'ni yıpratmayı temel hedef olarak seçmişlerdir. Şüphesiz tankı, topu, uçağı, gemiyi bu şekilde yıpratmak mümkün değildir. Ancak, silahlı kuvvetlerin güç kaynaklarını oluşturan temel değerler aşındırılırsa, Türk Silahlı Kuvvetleri bazı emeller besleyenlerin önünde engel olma özelliğini kaybeder. Bu şekilde bir yaklaşım ve davranışın sonucunda ise ihtiyaç duyulduğunda, beklenen silahlı kuvvetler bulunmayabilir."
Ve Org. Büyükanıt şöyle devam etmişti:
"Ayrıca yurtiçi ve yurtdışındaki bazı mihrakların 'Türkiye'de askerin rolü' genel tanımlamalarından hareketle Türk Silahlı Kuvvetleri'ni; ulusal güvenliğin yanında rejimin koruyucusu olma konumu dışına itme çabalarını da yakından izlemekteyiz. Kurtuluş Savaşı arifesinde ve Cumhuriyet'in kurulma sürecinde sözde dostlarımızın bütün tavsiyelerine rağbet edilseydi, bugün yaşadığımız, çağdaş Türkiye Cumhuriyeti'nin olmayacağı da tarihsel bir gerçektir."
Org. Büyükanıt'ın bu yaklaşımı Türk Silahlı Kuvvetleri'nin ortak yaklaşımıdır.
Buna karşın Türkiye'yi, sadece ABD ve AB'nin taleplerine göre dizayn etmekte sakınca görmeyen, ulusal değerleri ve çıkarları aşağılayan demeçlerdeki nüanslardan destek çıkarmaya çalışanların gayreti boştur.
Ayrıca, bu ortak payda yaklaşımının, laik, demokratik, üniter Türkiye Cumhuriyeti'nin bu nitelikleriyle sorunu olmayan siyasi partilerce paylaşıldığı da bir gerçektir.
fbila@milliyet.com.tr
|
|