Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Ağustos 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
'Cari açık' IMF programının sakat yanı


Geçen IMF programının "sakat yanı", döviz fiyatının çıpaya bağlanmasıydı. IMF ne dediyse yaptık. Bu "sakat"tan kriz çıktı. IMF "Pardon" dedi. Döviz fiyatını çıpadan çözdü. Dalgalanmaya bıraktı. Bir program daha hazırladı. Son IMF programının "sakat yanı"nın ise, "cari işlemler" (döviz) açığı olduğu görülüyor. IMF ne diyorsa yapıyoruz ama bu defa da döviz açığı nedeniyle başımız derde girecek.
Kimse ortaya çıkarak, "Türkiye IMF programının dışına çıktı, IMF'nin dediğini yapmadı da bu döviz açığı büyüdü" diyemez.
IMF uzmanları ortaya çıkarak, "Biz cari işlemler (döviz) açığının büyümesinden sorumlu değiliz" diyemez.
IMF'nin kuruluş amacı, "sebeb - i hikmeti", ülkelerin cari işlemler (döviz) açığı sorunuyla karşılaşmasına mani olmak ve de yanlış yaparak döviz açığı sorunuyla karşılaşanlara yardım ederek sorunlarını çözmektir.
Bu ne "yiğit" bir IMF programıdır ki, harfi harfine uygulanıyor, ama döviz açığına yol açıyor. Döviz açığına çözüm tedbirleri programında yer almıyor.
İnşallah bu defa da "cari işlemler (döviz) açığından çömlek patlamaz." İyi de... Ya çömlek patlarsa? IMF gene "Pardon" diyerek önümüze bir başka program mı sürecek?
IMF uzmanlarına ve de IMF programını benimseyenlere göre "çömleğin patlamaması için sigorta" dalgalı kur sistemidir. Döviz fiyatı artınca, ithalat durur ve de açık büyümez.
Geliniz görünüz ki, döviz fiyatı bir türlü artmıyor. İthalat dolu dizgin büyüyor. IMF uzmanları ve IMF programını benimseyenler önümüzdeki günlerde döviz fiyatının yavaş yavaş veya sıçramalı bir şekilde artmasını, böylece ithalat artışının duraklamasını bekliyor.
İyimser olanlara göre ise, Avrupa Birliği tarafından Türkiye'ye yıl sonunda müzakere tarihi verilmesiyle, yabancılar yatırım yapmak için Türkiye'yi dövize boğacak. Bu sayede döviz açığı kendiliğinden kapanacak.
Döviz açığının sebebi, ihracat ve turizm gibi döviz gelirlerindeki gerileme değil. Tersine hem ihracat hem turizm geliri artıyor. Ama ithalat daha çok arttığından açık büyüyor. İthalat artışının ardında "ekonominin büyümesi" var.
Bu ise, uygulanan IMF programının içinde yer alan, programa uyun büyüme. IMF programı direktifleri doğrultusunda, Merkez Bankası ve Hazine içeride para musluklarını kısıyor. Bu sayede enflasyon yüzde 10'lara çekildi. Bu sayede "faiz dışı fazla" hedefleri tutturularak borçların aksamadan çevrilmesi mümkün olabildi.
IMF programına göre maaşa, ücrete zam yapılmıyor. Vergiler artırılıyor. IMF programına göre bu tabloda üretimin artması ve büyümenin başlaması normal...
IMF programına göre üretim arttı, büyüme başladı... Ama, bu programın sigortası kabul edilen "dalgalı kur" sistemi çalışmadı. Büyük bir döviz açığı ortaya çıktı. Şimdi ne olacak?
Bu tabloda suçu kime yükleyeceğiz? Her şey kendiliğinden düzelir diyerek kendimizi kandırarak "çömleğin patlamasını" mı bekleyeceğiz?
Yüzde 10'ların üzerine çıkan büyüme güzel bir şeydir de, "bizim için sürdürülemez" bir büyümedir. Bu hızdaki büyüme döviz açığını büyütür. Döviz açığı büyüyünce çömlek patlar. Kriz çıkar. Bu defa büyüme yerine küçülme başlar. Döviz açığı kapanır.
Sanayide üretim artışı devam ediyor. Ekonomi hızla büyüyor. Bu durumda döviz açığının da büyümesinden doğal bir şey olamaz. Bu noktadan sonra ekonomideki büyüme, vergilemeyle, gümrükleri artırarak, ithalatı yasaklayarak önlenemez.
Biz bu filmi 1980'den bu yana üç defa gördük. 1980'de 3.4 milyar dolarlık döviz açığı devalüasyonla kapatıldı. 1993'teki 6.4 milyar dolarlık açık 1994 krizine yol açtı. 2000 yılındaki 9.8 milyar dolarlık açık nedeniyle 2001 yılında kriz yaşadık. Geldik 2004 yılına. IMF programına harfiyen uyuyoruz. Açık 10 milyar doları aştı. IMF uzmanlarının herhalde vardır bir bildikleri... Bize de anlatsalar da içimiz rahat etse...

guras@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Olimpiyatlar ve milliyetçilik
ATİNA - Olimpiyat Komitesi'nin başkanı bayan ...
Melih AŞIK
Olimpiyat ve biz
Olimpiyatların açılışı da kapanışı da daha ön...
Fikret BİLA
Ortak payda
Devir - teslim törenleri ve 30 Ağustos Zafer ...
Hasan CEMAL
Kancayı takmak!
Yaz biterken Türkiye kritik bir döneme giriyo...
Güneri CIVAOĞLU
VIP ile NIP
Bugün VIP ile NIP'in öyküsünü anlatayım. 30 A...
Can DÜNDAR
İki annenin ardından...
Düşünün annesiniz ve oğlunuz cumhurbaşkanı se...
Abbas GÜÇLÜ
Mesleki eğitimin geleceği
Türk eğitim sisteminde el atılması gereken ön...
Hurşit GÜNEŞ
Prof. Merih Celasun'un ardından
Endülüs'e yaklaşırken Profesör Merih Celasun'...
Sami KOHEN
Yanlış hedef...
IRAK'ta terörün hedefi olarak akla en son gel...
Derya SAZAK
Solun duruşu
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları ve ordud...
Meral TAMER
Çocuğunuz vuruluncaya kadar tepkisiz mi kalacaksınız?
Dünkü Milliyet'te küçük bir haber: "Fatih'te ...
Güngör URAS
'Cari açık' IMF programının sakat yanı
Geçen IMF programının "sakat yanı", döviz fiy...
M. Ali BİRAND
Askerin dokunulmazlığı azalıyor, ancak...
Düşündürücü, hatta şaşırtıcı gelişmeler yaşıy...

© 2004 Milliyet