Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 31 Ağustos 2004 / Salı  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik

Askerin dokunulmazlığı azalıyor, ancak...


Düşündürücü, hatta şaşırtıcı gelişmeler yaşıyoruz.
Toplumun iç dinamikleri sanki giderek daha bir yerine oturuyor. Sanki normalleşmeye başlıyormuşuz gibi bir hava esiyor. Demokratik bir ülkedeki kurumlar ve toplumun çeşitli kesimleri arasındaki ilişkiler nasıl ise, bizde de giderek aynı denge oturuyor. Henüz arzulanan noktaya gelmemiş olsak dahi, gidilen yön doğru...
Bunu en çok gazete sayfalarında gözlüyorum.
Eskiden, Ağustos ayının en gözde konusu Askeri Şura toplantıları olurdu. Günler öncesinden yayın başlar, kimlerin emekli, kimlerin rütbe atlayacağı konu edilirdi. Üst rütbeye terfi edenlerle, komutanlığa atananların resimleri büyük büyük kullanılırdı. Övgü dolu cümlelerle bezenmiş haber-yorumlar yayınlanır ve göreve gelen yeni komutanlar sayesinde ülkemizin çok daha rahat edeceği (!) yazılırdı.
Hele Kuvvet komutanı veya Genelkurmay Başkanı değişirse, artık sayfalar dolusu yayın yapılırdı.
Bu tutumun temelinde, şirin görünme çabası vardı.
Siyasiler gerektiğinde yerden yere vurulur, en sert eleştiri oklarına hedef edilir, ancak askere katiyyen dokunulmazdı. Asker sadece methedilir, yüceltilir ve göklere çıkarılırdı.
Bütün bu yaklaşımlar, farklılaşmaya başladı.
Eminim sizlerinde dikkatinizi çekmiştir. Bu yılki Askeri Şura toplantıları eskisi gibi görkemli şekilde yansımadı. Kuvvet Komutanlığı değişimi yaşanmasına, şura kararını beğenmediği için bir Korgeneralin istifa etmesine rağmen, haberler eskiye oranla çok küçük yer bulabildiler.
Aslında normali de buydu. Hatta daha da küçülmesi gerekir. Hiçbir batılı ülkede, bırakın Kuvvet Komutanlıklarını, Genelkurmay Başkanlarının değişimi dahi gazetelere pek konu olmaz. Haberi verilir, o kadar.
Bizdeki fark, askerin ülke siyaseti üzerindeki etkinliğinden kaynaklanır. Askeri bu üstün konumda tutmaya hem medya, hem de bazı sivil kesimler özel çaba harcamışlardır.
Peki şimdi ne değişiyor?
Şimdi ne oluyor da, örneğin medya dahil, önlerinde hazır duran bazı sivil çevreler dahi, askeri eleştirebiliyorlar?
Komutanlardan biri bir konuşma yaptı mı, herkes susardı. Abuk sobuk bir şey söylenmiş olsa dahi, görmezden, duymazdan gelinirdi.
Şimdi öyle mi?
Tam aksine, zamanı geldiğinde Komutan zehir zembelek eleştirilere maruz kalıyor. İleri sürülen fikirler çürütülüyor ve "bu şekilde konuşmaya hakkı olmadığı" en devletçi veya askerci gazeteler veya yazarlar tarafından ileri sürülüyor.
AB'nin Kopenhag Kriterlerine uyum nedeniyle, askerin hesapları artık kontrole tabi tutuluyor... Bir zamanların kudretli Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin içi boşaltılıyor, genel sekreterliğine bir sivil getiriliyor... Silahlanma politikalarına sivil otorite giderek daha fazla karışıyor... Kıbrıs politikasında askerin benimsediği yaklaşım, sivil otorite tarafından beğenilmiyor ve tam aksi bir yaklaşım uygulanıyor... Kuzey Irak ve Kürt politikalarında yıllardır karar veren makam konumundaki asker, bu alanlardan da elini bir oranda çekiyor.
Özetle, askerin eski dokunulmazlığı giderek azalıyor.
Bu genel değişimin nedeni de, Türkiye'nin kendi içinde kabuk değiştirmesidir. Avrupa Birliğine koşan bir Türkiye'nin kendi iç dengelerini yerli yerine oturtmasıdır.
Bu gelişmenin en güzel yanı, Askerin de gerçekleri görmesi ve direnmemesidir.
Bu olumlu sürecin uzun vadede de devam etmesi ve yeni yol kazalarıyla karşılaşılmamasının tek koşulu ise, Sivil toplumun sorumluluğu yüklenmesidir.
Yani, laik-demokratik sisteme, Cumhuriyetin duyarlıklarına sahip çıkmasıdır. Eskiden en basit olumsuzlukta "Paşam neredesin, ülke elden gidiyor" diyenler, bugün görevi kendileri yüklenirlerse ülkede dengeler tam anlamıyla yerine oturur. Aksi halde, hepimiz kaybederiz...
Zira bütün bu gelişmelere bakıp, Askerin dokunulmazlığının azaldığını görüp "Tamam, artık asker elini ayağını çekiyor. Koruma kollama görevinden vazgeçiyor" diyerek hesap yapmaya kalkanlar çok yanılırlar.
Asker, AB kriterlerine uyacaktır. Ancak laik düzen ve ülke bütünlüğü gerçekten tehlikeye girdiği taktirde yine "koruyucu" görevini yerine getirecek, yine Cumhuriyetin temel sistemini koruyacaktır.
Bu konuda kimsenin kuşkusu olmamalıdır.

(Bu yazı, Posta Gazetesinde ve aynı gün Hürriyet Gazetesinin tüm dış yayınlarında, Hürriyet internet sitesinde (www.hurriyetim.com.tr) Milliyet internet sitesinde (www.milliyet.com.tr) ve Daily News ekibi tarafından tercüme edildikten sonra hem ana gazetede, hem de Daily News internet sitesinde (www.turkishdailynews.com) yayınlanmaktadır. )

mabirand@e-kolay.net








Taha AKYOL
Olimpiyatlar ve milliyetçilik
ATİNA - Olimpiyat Komitesi'nin başkanı bayan ...
Melih AŞIK
Olimpiyat ve biz
Olimpiyatların açılışı da kapanışı da daha ön...
Fikret BİLA
Ortak payda
Devir - teslim törenleri ve 30 Ağustos Zafer ...
Hasan CEMAL
Kancayı takmak!
Yaz biterken Türkiye kritik bir döneme giriyo...
Güneri CIVAOĞLU
VIP ile NIP
Bugün VIP ile NIP'in öyküsünü anlatayım. 30 A...
Can DÜNDAR
İki annenin ardından...
Düşünün annesiniz ve oğlunuz cumhurbaşkanı se...
Abbas GÜÇLÜ
Mesleki eğitimin geleceği
Türk eğitim sisteminde el atılması gereken ön...
Hurşit GÜNEŞ
Prof. Merih Celasun'un ardından
Endülüs'e yaklaşırken Profesör Merih Celasun'...
Sami KOHEN
Yanlış hedef...
IRAK'ta terörün hedefi olarak akla en son gel...
Derya SAZAK
Solun duruşu
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları ve ordud...
Meral TAMER
Çocuğunuz vuruluncaya kadar tepkisiz mi kalacaksınız?
Dünkü Milliyet'te küçük bir haber: "Fatih'te ...
Güngör URAS
'Cari açık' IMF programının sakat yanı
Geçen IMF programının "sakat yanı", döviz fiy...
M. Ali BİRAND
Askerin dokunulmazlığı azalıyor, ancak...
Düşündürücü, hatta şaşırtıcı gelişmeler yaşıy...

© 2004 Milliyet