Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Eylül 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Özetle şöyle: Eve gittim, yattım, uyudum

Rock'n Coke'ta üst düzey gazeteciler kalsın diye Four Seasons çadırı mı vardı? Niye Laila'yı tavaf ettim ve niye buzADA'da sadece iki dak'ka kaldım? Evet, ben "E.T."yi sinemada izledim. Ama çok küçüktüm. Gerçekten...


Hafta sonu Rock'n Coke'a gidemedim. Ama pazartesi gecesi Laila'ya, çarşamba gecesi de buzADA'daki Ajda Pekkan konserine gittim. Ya da aslında pek emin değilim. Aslında belki buralara da gidemedim.

"Bavulumu odama gönderir misiniz lütfen?"
Rock'n Coke'a gitmeyi çok istiyordum. Ama olmadı işte. Gidemedim. Eğer gitseydim, bizim için çok havalı bir giriş planlamıştı Yiğit. Şöyle tekerlekli büyük bir Louis Vuitton bavulu çeke çeke festival alanına girecek ve kapı görevlisine "Odamız nerede?" diye soracaktık. Sonra da hoş, kibar ve elbette çok asil bir kafa jestiyle bavulu gösterip "Bavulumu odama gönderirsiniz herhalde" diyecektik. Salağız ya...
Aslına bakarsanız Yiğit az salak değil. Siz bakmayın bu yıl bu mevzu ile dalgasını geçtiğine. Geçen sene Büyük Şef tarafından tufaya getirildi ve Rock'n Coke'ta üst düzey gazeteciler için bir Four Seasons çadırı kurulacağına hakikaten inandı. İnandı!
Hem de buna inanmakla kalmayıp, bir koşu üst kata çıkıp Radikal Cumartesi ekibini de inandırdı. Sonunda bina içinde söylentiler öyle saçma bir noktaya ulaştı ki, birkaç kişi bizim Büyük Şef'i arayıp

"o çadır" için nereden davetiye temin edebileceğini bile sordu.
Bu yıl Yiğit'in Büyük Şef'ten intikam almasına ben de yardımcı oldum azıcık. Onunla oturup "Büyük Şef Rock'n Coke'a nasıl girerdi?" başlıklı bir fantezi kurduk.
Şöyle: Büyük Şef'in başında, böyle kocaman bir şapka, gözlerinde kocaman gözlükler, üzerinde bir döpiyes var. O önde yürüyor. Biz de ekipçe arkasında, tek sıra halinde yürümekteyiz. Ve her birimiz Büyük Şef'e ait bir bavul taşımaktayız.
Hani Türkan Şoray'ın bir filmi vardır. Şoray prenses kılığına girer. "Ama prenses dediğin bavullarının sayısından bellidir" ya... O bakımdan "prenses", çoğu gazete kağıdı ile dolu 10-15 bavulla otele gider.
Bizimkisi de öyle bir sahne işte.

Niye Laila'ya gittim, niye Laila'dan çıktım?
Dedim ya Rock'n Coke'a gidemedim. Ama dünyanın ünlü teknoloji dergisi T3'ün Türkiye edisyonunun ilk sayısının çıkması şerefine Kuruçeşme'de, A Plus'ta verilen partiye gittim. Hafta sonu çok hareketsiz geçmiş. Partiye girer girmez direkt çıldırdık tabii. Coştuk kudurduk, pek bir eğlendik. A Plus'ın tam karşısında da Laila var. Dans ederken arada orayı kestik, neler oluyor diye. Bir halt olduğu yoktu esasında. Pek az insan vardı Laila'da. Ama işte maksat saçmalamak, zırvalamak, ertesi güne geyiği yapılacak mevzu çıkarmak ya... Biz Yusuf'la Laila'ya gitmeye karar verdik. İndik aşağıya. Karşıdan karşıya geçtik. Kapıya takılmayalım diye Yusuf'la el ele tutuşup sevgili pozları bile takındık. Nitekim kapıya takılmadık. Girdik içeri. Ortadaki barın etrafında kocaman bir daire çizip, herkes oturduğu için "Bunlar neden dolanıyor ortada?" gibi manasız bir soru işareti sallandırıp Laila'dakilerin zihnine, geri çıktık. A Plus'a döndük. Budur!
Biz Laila'dayken Yiğit sevgilimle konuşmuş. Laf nereden açıldıysa, biz Laila seferinden döndüğümüzde Yiğit kulağıma eğilip "Sevgilin 'Grease'i sinemada izlemiş, biliyor muydun?" dedi. Hayır eğer bilmiyormuşsam, öğreneymişim, sevgilim çok yaşlı imiş. İyi de, ben de "E.T."yi sinemada seyretmiş bir kimseyim. Yiğit bu havadisi herkese yaymak üzere yanımdan koşarak uzaklaştı. Gerçi ben arkasından "Çok küçüktüm o zaman ben. Filmi hiç anlamamıştım" diye bağırdım ama nafile.
Çarşamba akşamı da buzADA'ya gittim. Aslında gitmeyecektim. Daha doğrusu gidecektim ama ben onu tamamen unutmuştum. Şebnem'le Cihangir Cafe'de
-ki aman adını yazdım diye akın etmeyin, hiçbir ünlü gitmiyor oraya, gerçekten! - oturuyorduk güzel güzel.
Niye buzADA'ya gittim, niye buzADA'dan çıktım?
Birden hatırladık. buzADA'da Ajda Pekkan konseri var. Gitsek ya...
Taksiye bindik hakikaten. Kuruçeşme'ye gittik hakikaten. Tekneye bindik hakikaten. Tekneden indik hakikaten. Hatta bir yer bulduk, oraya da oturduk. Hakikaten. Yiğitleri de aradık. Onlar da taksideymiş. "Ortaköy'deyiz" dedi Yiğit, "Geliyoruz." Gelince arayacaklardı, buluşacaktık, öyle anlaştık.
Ama sonra ben sıkıldım. Size olmaz mı öyle? Gerisin geri tekneye bindim. Ve sonra gerisin geri taksiye bindim. Tam taksideydim, Yiğit "Biz geldik" diye aradı. "Aaa" dedim, "ben de şimdi takside, Ortaköy'deyim."
Gerisin geri eve geldim. Yattım uyudum. İşte böyle.

Vaay Mazhar Alanson nasıl geçirdi! Kapıya...

Teoman, Pink'i kızdırmıştı. Mazhar Alanson da Iggy Pop'un kapısını tekmelemiş. Rock'çı hezeyanları mı bunlar? Ya da yerli malı rock'çıların dünyaca ünlü rock'çılarla, rock dilinde selamlaşması mı? Ki Mazhar Alanson kapı tekmeleme olayını "Eski rock'çılar birbirine başarılar diledi" diye açıklamış.
Ne oluyor abi? Basit. Yerli malı sahneye çıkıyor. Sonra sahneyi bir türlü bırakmıyor. Galiba yerli malı tam olarak şunu idrak edemiyor. Kendisi Türkiye'nin ünlü bir kişisi, yıldızı, starı, o'su, bu'su, şu'su, diyelim ki sevdiğimiz, dinlediğimiz, beğendiğimiz bir kimsesi olabilir. Ama işte bu defa "alt" olarak orada. Gecenin yıldızı başka biri.
Hal böyle iken Türk usulü usulsüzlüğe, çamura yatmaya falan ne lüzum var? Bırak sahneyi zamanında... Yok! Yabancı ünlü kişi de - haklı olarak! - "Hadi ama, hadi ama" oluyor. Arıza çıkıyor.
Bir de üstelik bunlar gazetelere "Vaay bizimki nasıl geçirdi dünya starına" tadında yansıyor.
Tamam, diyelim ki "Bizimki acayip geçirdi"... Ama bu iyi bir şey değil ki. Rezillik!

Bastır Filistin! Kim tutar seni Libya!
Arap dünyasında pop star savaşı varmış şu sıralar. Uydu kanalı El Müstakbel'deki "Superstar 2" yarışmasını kim kazanacak diye... Filistinli Ammar Hassan mı, yoksa Libyalı Eyman Al-Atar mı? Sadece halklar değil, liderler Arafat ve Kaddafi de kapışıyormuş bu yarışma üzerinden.
Şaşırıyor musunuz? Altı üstü bir TV programı, saçma sapan bir pop star yarışması, bu kadar gürültüye ne gerek var mı diyorsunuz.
Demeden önce bizim yarışmalardaki "Bastır Amasra", "Bilmem kime sahip çık Samsun", "Kim tutar seni Adana"ları falan hatırlayın.
Bizde de kentler birbirine girmemiş miydi?

tubakyol@yahoo.com



CUMARTESİ
Nil FM, Açıkhava Tiyatrosu'nda yayında
Siber dünyanın olimpiyatı
"Vize için görevliye arya söylüyorum"
"Artık hüzünlü yazılar yazmayacağım"
Yeşil hanedanlık kuracak
Berlin'de sanat kuşatması
Otosansür
Rüzgar sayesinde serinleyeceğiz
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet