Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Eylül 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Tasmalı adamlar, lateks kuşanmış kadınlar!

Bir kitapta hiç takılıp tekrar tekrar aynı cümleyi okudunuz mu? O cümle yüzünden orgazm oldunuz mu?


Kırmızı düğme: Bir lateks giysinin içine sıkıştırılmış kadın vücudu, bir erkeğin boynuna dolanmış siyah, hakiki deri bir tasma, bir kadının çantasının derinliklerinde sakladığı iki ucunda kilit olan uyduruktan icat kelepçe, göz bantları, ağız bağları...
Yeşil düğme: Nasıl mastürbasyon yapılır? Nasıl seks shop dolaşılır? Nasıl doya doya sevişilir?
Bir arkadaşım "Neden seks hakkında hiç yazmıyorsun?" diye sordu da...
Seks nedir?
Birincisi; seks hakkında "İki mum yakın, güzel güzel öpüşün..." türünde "bekaret rollü" yazılar yazmak ya da klişe fanteziler önermek, fetişe "Ay, öcü!" muamelesi çekmek ya da seks yazmakla "enteresan ve cesur" tarzı "emanet görüntülü" bir mertebeye "yükselmek", nasıl da "rüküş". Hatta bende tam olarak uyandırdığı duygu, o samimiyetsiz cümlelerin ikiyüzlülüğünden duyduğum mide bulantısı!
İşte Bilirkişi olarak yazıyorum:
Geçenlerde bir kız arkadaşım küçüklüğünde Enid Blayton'un "Afacan Beşler" serisini nasıl büyük bir takıntı haline getirdiğini ve 15 günde bir yayımlanan serinin her yeni kitabını alabilmek için kitapçıya heyecan içinde koşuşturmasını anlattı. Yerlere yattık gülmekten! Takılmasının nedenini hemen anladık tabii, gülmemiz de ondan...
Bu kitaplarda "aslında erkek olmak isteyen" küçük kız ve onun kötü adamlar tarafından yakalandığı ve ellerinin ayaklarının bağlandığı bir bölüm vardır mutlaka; bunu birçok kişi bilir.
Fareler üzerinde yapılan bir deney var; bir fare "kırmızı" ve "yeşil" iki düğmenin olduğu bir kafese konuyor. Yeşil düğmeye her dokunduğunda yemeğini yiyor, kırmızıya dokunduğundaysa elektrik uyaranlarıyla orgazm oluyor. Deneyin sonunda fare sürekli orgazm olmak için kırmızıya koştuğundan açlıktan ölüyor. Bu deneyi Meg Ryan'ın oynadığı aşkın formülü türünde bir filmde de görünce tekrar aklıma geldi. Yani seksin ve fantezilerin hakikatini istiyorsanız kırmızı düğmeye basmanız yeterli! "Yok, tok hissedelim yeter" diyorsanız yeşil düğmeler sizin için.
Siz hiç herhangi bir konuda yazılmış bir kitapta, takılıp tekrar tekrar aynı cümleyi okudunuz mu? O cümle yüzünden orgazm oldunuz mu? Sevdiğiniz erkeğin boynuna dolanmış hakiki deri bir tasma sizde nasıl duygular uyandırıyor? Hiç denediniz mi? En basitinden jartiyeriniz var mı?
Bugünkü yazımın ana fikri şu:
Egom öyle ucuz "seksi kadın" ya da "hayali tabu yıkıcı" pozlarına uygun değil! Biraz şişkin ne de olsa. İki okuyucu tavlayayım diye piyasa yapacak değilim herhalde.
İyi oyunlar herkese...

Öptüm sizi

Bekir Coşkun'a bayılıyorum, işte itiraf ettim! Hele "Kadınlar..." başlıklı yazısını okuyunca öldüm bittim! Kadınlar günü falan da değil üstelik; "En büyük yağcılar, her zaman erkeklerden çıkar" diye dalmış söze. "Ben kadınları severim. Bir kadın karşısında içimdeki çocuğun sanki fırlayıp, onun dizine yatmak, burnunu çeke çeke lastik tokalarla oynamak istemesi bundandır" diye de döktürmüş. Paket cümleler gırla gidiyor! Ama asıl "lastik tokalar" mevzuu beni derinden etkiledi. Sevgiler, saygılar, öpücükler...
Sağ ayağımı öpeceğim. Parmakçıklarımdan diz kapağıma kadar hem de! Kimse tutamaz beni! Hani "hastayım" diye mızıldandım ya, yazamadım tabii ne hastasıyım. Bilsem yazarım! Mektuplar dizi dizi, "Hastalığın ne?" diye soran sorana ama 25 doktor dolaştıktan sonra teşhis kondu. Her bir yerim sapasağlam. Vallahi de billahi de! Ama sağ ayağım "huysuz"! Nöropsikiyatr Oliver Sacks'ın kitaplarını kaçırmadığımdan, "Huzursuz bacak sendromu"nu daha evvelden de bilirdim ama başıma geleceğini ne bileyim! Klişe laf ama aynen öyle! Velhasıl işte derdim bu huysuz sağ bacak. Hem de ne çok kişide varmış aynı dert. Öpeyim de benimki de herkesinki de düzelsin dedim işte. Gene mızıldandım ama olsun...

ÇEKİNMEYİN, SORUN! DAHA İYİSİNİ BİLENİNİZ VARSA DA ANLATSIN!

"Güzel bir ilişkimiz vardı ve evlenmek istiyorduk..."
Duygu P.: İlhan hanım, size durumumu anlatmak ve konu hakkındaki fikrinizi öğrenmek istiyorum. 3 Şubat 2003'ten beri Tunuslu biriyle beraber(d)im. Ben 25 yaşındayım, o 32. Üniversitede tanıştık. O doktora yapıyordu ben master. O zamandan beri de güzel bir ilişkimiz vardı ve evlenmek istiyorduk. O 2004'te Türkiye'deki birçok özel üniversiteye iş başvurusunda bulundu ama kabul edilmedi ve haziran ayında ülkesine döndü. Orada bir üniversitede çalışmaya başlayacak yakında. Gittiği günden beri her gün telefonda konuşuyoruz ve ikimiz de bu ayrılığa çok üzgünüz. Ona evlenelim, burada çalışma ve oturma iznin olur, iş aramaya devam edersin desem de yanaşmıyor ama gün aşırı beni aramaya devam ediyor ve ben onu aramazsam da çok üzülüyor. Onu çok seviyorum ve kaybetmek istemiyorum. Ne yapabilirim?
Peki "Sen Tunus'a gel" demedi mi hiç? Ya da siz ona "geleyim" demediniz mi?
Duygu P.: O bana "Sen Tunus'a gelmezsin di mi?" diye sordu. Ben de "Benim için iş bulma durumu önemli, iş bulamaz, evde oturursam mutsuz olurum" dedim. Ben ona hiç geleyim demedim, çünkü eğer Tunus'a gidersem orada mutsuz olacağımı ve geri döneceğimi düşünüyorum. Cevabınızı görünce çok sevindim. Kendimi çok iyi hissettiğim bir dönemde değilim. "Seni seviyorsa döner merak etme" ya da "Unut onu zaten seni sevmiyormuş" gibi bir şeyler bekliyorum sanırım. Her ne kadar "Her işte bir hayır vardır" diye düşünmeye çalışsam da üzülüyorum.
Bence siz onu yeterince sevmiyormuşsunuz, o da farkındaymış sanırım bunun. Yoksa "Sen Tunus'a gelmezsin di mi?" diye sorar mı insan? Bence sevginizi bir daha tartın. Sizden "Geleyim mi?" sorusunu duymayı istiyordur belki de. Nasıl, ısmarladığınız gibi bir cevap olmadı değil mi?

Biraz da istatistik

Sevgilimin her dediğimi yapması...
Beni sıkarYüzde 42.11
Hoşuma giderYüzde 20.53
Beni sevdiğini gösterirYüzde 16.32
Beni şüphelendirirYüzde 8.95
Hayalimdeki durumdurYüzde 6.32
Kendi bileceği iştirYüzde 5.77


www.ilhanuckan.com

CUMARTESİ
Nil FM, Açıkhava Tiyatrosu'nda yayında
Siber dünyanın olimpiyatı
"Vize için görevliye arya söylüyorum"
"Artık hüzünlü yazılar yazmayacağım"
Yeşil hanedanlık kuracak
Berlin'de sanat kuşatması
Otosansür
Rüzgar sayesinde serinleyeceğiz
ALTI NOKTA KÖRLER VAKFI





Donatella Piatti
Sarıkız''ın Anıları
Tuba Akyol
İlhan Uçkan

© 2004 Milliyet