Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Eylül 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yanal'ı anlamak

Milli Takım Teknik Direktörü Ersun Yanal'ı anlamakta güçlük çekiyorum.
Söylemlerine kulak verdiğiniz zaman Yanal, gerçekten bilimsel çalışan, istatistik tutan, ufukları geniş, hedefleri büyük bir futbol adamı.
Ama eylemlerine baktığınızda aynı gönül ferahlığını hissedemiyorsunuz.
Örneğin, şu aday kadroya davet edilen futbolcularla ilgili bakış açısı çelişkilerle dolu.
Elbette Fenerbahçe'ye, Milli Takım'a en çok oyuncu veren kulüp kimliği kazandırmasına itiraz etmiyorum. O takımda uzun yıllar Ay - Yıldızlı formanın yükünü taşıyacak adamlar var. Hakçası, hepsi de böyle bir daveti hak ediyor.
Önder Turacı'nın, Deniz Barış'ın takımlarında sürekli oynamadıkları, hiç oynamadıkları halde Milli Takım'a çağırılmaları hocanın kafasındaki konsepte göre hoş görülebilir.
Kendi takımında bile tek lig maçında forma giymeyen Bülent Korkmaz için de hocayı anlayabiliriz... Nihayetinde Bülent Korkmaz, oynamasa da Milli Takım ruhunu yeni gelenlere aktarabilecek örnek bir sporcudur, kaptandır, olabilir.

Neden Ergün ?
İyi ama, lig başından beri sürekli forma giyen, her maçında tel tel dökülen Ergün Penbe'nin bu takımda ne işi var, söyler misiniz ? Böyle bir Ergün Penbe'den, Hagi kulüp formasıyla bile verim alamadığı halde oynattığı için eleştirilirken, Ersun Yanal nasıl bir ulusal yarar umuyor ? Anlamak çok zor!
Öte yandan... Uzakdoğu turnesine götürüp başarıyla oynattığı Ali Güneş, acaba hangi nedenle bu kadronun dışında bırakılmış ? Hocanın bu soruya vereceği yanıtı merakla bekliyorum. Daum'un, Ali Güneş'i dışlayarak Fenerbahçe'den soğuk davranışlarla ayrılmasına neden olmasını anlayabiliriz. Bu nedenle Ümit Özat gibi bir jokeri sağ bek oynatması da mümkündür. Ama Ali Güneş'i dışarıda bırakıp Ümit Özat'ı, Milli Takım'da da sağ bek olarak oynatmak, Ersun Yanal'ın vizyonuna pek de yakışmayan bir davranış modelidir...
Ersun Yanal, sezonun yeni kahramanlarına da kapıyı kapalı tutmuş, bildik isimlerle alışılmış bir kadro seçimi yapmıştır. Eski tüfeklere yaslanmıştır. O yüzden, İbrahim Akın gibi sezona damgasını vurabilecek bir yıldız adayı henüz Milli Takım'da yoktur... Ama Ergün Penbe var olmaya devam edecektir.
Necati Ateş de Yanal kadrosuna layık görülmeyen bir oyuncu olarak boynunu bükmek zorunda kalmıştır.
Gürcistan maçı şaka değil, Dünya Kupası elemeleri için Trabzon'dan yola çıkıyoruz. Puan kaybını aklıma dahi getirmek istemem. Hocaya ve futbolcularına bol şans dilerim. Ne var ki ulusal takımın en az yanlış, en çok doğrularla donatılmasını beklemek de bizim hakkımızdır.

Önlem almalı
Gökdeniz Karadeniz ve Fatih Tekke bugünkü form durumlarıyla Milli formayı on kez hak eden futbolculardır. Ancak Denizli'deki Belarus yenilgisinde üzülerek saptadığımız üzere, Milli Takım oyuncularının Gökdeniz'le oynamaya pek alışık ve niyetli olmadığını da gördük. Ersun Yanal acaba bu konuda bir önlem aldı mı ? Mutlaka almalı.
Bizim Milli Takımımız, oyunu orta alanda hiç zaman yitirmeden forvete atılacak uzun toplarla, rakip savunma bölgesinde ortalığı karıştırarak baskınlarla biçimlendirmek istiyor. Belli bir hücum planımız yok. Savunma tedirginliğimiz de sürerse, bizi hoş olmayan sürprizler bekleyebilir, dikkat.
Biliyorum, Yanal hocamız bu erken eleştirileri pek sevmeyecek... Ama unutmasın... Biz onu anlayamasak da sevmeye devam edeceğiz!

Bosque'ye Türk yardımcı

Beşiktaş'ın futbolda yaşadığı dram, herkesin dikkatini çekiyor. Her kafadan ayrı bir ses çıkıyor. Biraz uzun sürse de gelip geçici sıkıntıları yanlış yorumlayıp, olağanüstü kongre kulislerine heveslenenler var. Böyle düşünenler, bir an önce vazgeçmeliler. Beşiktaş'ın kulüp yönetimi anlamında bir sorunu yok. Sorunu böyle algılayıp kongre çağrıları yapmak, yangına su sıkmak değil, benzin dökmek demektir.
Beşiktaş'ın Gaziantep yenilgisiyle de iyice ortaya çıkan sıkıntısı Del Bosque ve yardımcılarının - hayatlarında ilk kez tanıdıkları bir ülkede - yalnızlıklarıdır...
Ne Kıvanç Oktay, ne Erdil Arpacı, ne de Tayfur Havutçu... Yönetici, profesyonel görevli ya da menajer oyuncu olarak bu üç değerli insan, Bosque ve ekibinin yalnızlığına çare oluşturamazlar. Oluşturamadıkları da bırakın maç sonuçlarını, İspanyol hocanın maç tertiplerinde yaptığı seri hatalarla gün gibi ortadadır.

Panik olmamalı
Antrenörlük, teknik direktörlük diplomasına sahip, Beşiktaş'ın içinden yetişmiş genç bir hocanın acilen Del Bosque ekibine katılması gerekiyor... Ronaldo ile Mustafa Doğan'ın tandem oynaması, ancak böyle önlenebilir. Beşiktaş'ın en büyük eksiği olan ön libero sorunu ancak böyle bir katılımla çözümlenebilir. Tek iddiası kulübüne hizmet etmek olan birini Yıldırım Demirören ve ekibi mutlaka görevlendirmek zorunda... Zaman kaybetmeden...
Saha sonuçları kimseyi paniğe uğratmamalı...
Beşiktaş yaralarını er - geç saracaktır. Durun daha, ötekilerin puan kaybedebileceği maçlar henüz oynanmadı. Bu kadar sert bir fikstüre bu adar yeni bir kadroyla dayanmak zordu... Beşiktaş dayanamadı... Ötekilerin de dik yokuşlarda nasıl tükendiğini hep birlikte göreceğiz... Bu ligde daha çook değişik tablolara tanık olacağız. Paniklemeye gerek yok. Bekleyelim, hep birlikte göreceğiz.

En başarısız olimpiyat!

Madalya tablosuna bakıp, beş branşta 10 madalya aldığımız için kendimizi kandırmayalım...
Hele 1948 Londra Olimpiyatları'ndan sonra en başarılı sonucu aldığımız için hiç övünmeyelim...O dönemde savaştan çıkmış yorgun Avrupa'ya karşı savaş dışında kalmış bir ülkenin sporcuları olarak mücadele ettik, madalyaları topladık. Bugün, yani 56 yıl aradan sonra geldiğimiz nokta çok farklı... 70 milyonluk - o döneme göre - daha da gelişmiş bir ülkeyiz... Daha gelişmiş bir dünyada daha sıkı bir rekabet ortamına katıldık. İki olimpiyatın koşulları birbirinden tamamen farklı.

Aynaya bakalım
Atina 2004'e yine devlet ağırlıklı bir kafile ile gittik. Sayın Başbakan Yardımcısı Şahin'e ve GSG Müdürü Atalay'a ilgi ve destekleri için teşekkür edelim ama, bence daha sivil bir organizasyonla orada olmalıydık. Süreyya Ayhan ve Elvan Abeylegesse'ye layık oldukları olimpik performansı yaşatamadık. İçe dönük eyyamcı ve disiplinsiz uygulamalarımız hak ettiğimiz altın madalyaları kaçırmamıza neden oldu. Güreşçilerimiz ve okçularımız, bende hayal kırıklığı yarattı.
Madalya kazanan sporcularımızı içtenlikle kutluyorum.
Ama takım sporlarında hâlâ olimpiyat oyunlarının dışında kalmışlığımızı içime sindiremiyorum.
Kendi kendimizi kandırmayalım...
Artık yorgun ve verimsiz federasyonlarla vedalaşalım. Aynaya bakıp yanlışlarımızı görelim, aynı hayal kırıklıklarını Pekin'de yaşamayalım.

agokce@milliyet.com.tr




SPOR
DEĞİŞİM BU DEĞİL
Geçmişe iyi bak geleceği unutma!
Daum, Fatih'e sarıldı
'Aslan' parçası!
İbrahim'den rest
Dünya'yı kazanacaklar
Toz, toprak, işte Apak!
Başkanlar şimdi yandı!
Bayan Erdoğan Taner'e hayran
Hardenne yola devam
Haber turu...
Yanal'ı anlamak
At yarışları
Avrupa Ligleri
12 Dev Adam'ın Rusya sınavı





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Atilla GÖKÇE
Yanal'ı anlamak
Milli Takım Teknik Direktörü Ersun Yanal'ı an...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet