|
Rehin
Irak'ta iki rehin alma olayına dikkat... Biri, laik Fransa'nın "okullarda, başörtü yasağını kaldırmasını" sağlamak için, iki Fransız gazetecinin "ölüm tehdidi altında" rehin tutulmaları.
Diğeri, kadınlarının tümü başörtülü İslami devlet İran'ın bir gazetecisi ile Kerbela'daki diplomatının kaçırılmaları. Onların da "ölüm tehdidi altında" - bir süre - rehin tutulmuş olmaları.
Akıl karıştırıcı bu çelişki aslında simgedir.
Irak'ta her şeyin arapsaçına döndüğünü gösteren çok ilginç bir örnektir.
O coğrafyada kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir kaos yaşanıyor.
Kaosun düzeni
Ancak "kaosun da bir düzeni olduğu" yolundaki teoriyi anımsayalım.
Ceplerdeki elleri sınıflandıralım.
Bir soru:
Irak'ta "Washington'dan kumandalı düzenin kurulması, 30 Ocak seçimleriyle Irak'ın kendine özgü bir demokrasiye geçmesi," kimin işine gelir?
ABD'nin... Kuzey Irak Kürtlerinin ve İsrail'in.
Bir soru daha:
Buna kim karşıdır?
Yöredeki - bazı ihtiyat kayıtlarıyla Türkiye dışındaki - bütün devletler, mezhepler, farklı antropolojik kökenler...
Çünkü...
ABD, Irak'ta başarılı olursa, sırada Şii İran ve Alevi Suriye'nin olduğu bir sır değil. ABD daha Irak savaşı için düğmeye bastığında "Irak'ın bir SON değil, BAŞLANGIÇ olacağını" net bir dille açıklamıştı.
Irak'ta "rol" alan ve Irak'ı karıştıran güçler arasında bu ikisinin parmak izleri nettir.
Sadece onlar değil...
Yöredeki, Sünni krallıklar, şeyhlikler, beylikler, despotluklar da "Irak'ta ABD başarılı olursa, orada, güdümlü bir demokrasimsi devlet kurulursa, domino taşları gibi kendilerinin devrileceklerini" biliyorlar.
ABD'nin, Irak'ta başarmasını AB ve, Rusya da istemez.
İçten vuranlar
Dışarıdan bu saydıklarımın yanı sıra, içeride de kendi aralarında vuruşuyorlar.
Azınlıktaki Sünniler.
Çoğunluğa sahip Şiiler içinde, seçim sandığı ve laik Irak isteyenlerle, ABD'ye karşı vuruşmayı ve Şii esaslara dayalı İran'ı model alan, din devleti isteyen şiddet yanlısı köktenciler.
ABD'ye dayanmış ve azınlıktaki nüfuslarına karşın, yeni devlet yapısında daha etkin temsil edilen Kuzey Iraklı Kürtler.
Saddam döneminin güçlüleri olan ve hâlâ sağlam bir ağ konumunu koruyan Baasçılar.
İdeoloji şemsiyesi altında adam kaçıran, rehin tutan ve kazanç sağlayan çeteler... ki bunların Fransız gazetecileri kaçırmak için, birileri tarafından maşa olarak kullanıldıkları kuşkusu da dillendirildi. Amaç, fazla dikleniyor olan Fransa'nın burnunu sürtmek mi?
İşte "kaosun düzeni..."
.......
Bunlar ve dışarıdan, içeriyi karıştıranlar, Bush'un damarına büsbütün basmayacak bir "ölçüyü" aşmamaya özen gösteriyorlar. ABD başkanlık seçimini gözlüyorlar.
Bush'un başkanlık koltuğundan kayacağı anlaşılsın... Irak'a ve bölgeye daha fazla agresif olamayacağı bir görülsün... İşte o zaman seyreyleyin Irak'ta patlayacak asıl cayırtıyı.
.......
Irak'ın belki de "Yugoslavyalaşacağı" bir süreç çok da uzak ihtimal değil.
Bundan Türkiye en çok zarar gören ülke olabilir.
Irak'ta seçim, ABD'de başkanlık seçimi, Türkiye'ye AB üyeliği için görüşmelerin başlama tarihi verilmesi...
Üçü de aynı aylarda örtüşüyor...
Buradan bir çıkış görünür gibi...
AB sigortası
Irak'ta ve bölgede "Yugoslavyalaşma" sürecinin başlaması, bir iç savaşın patlaması demektir. Ardından kopmalar yaşanır.
Kıvılcımlar, yöreyi yakabilir.
Türkiye'nin bu kaos dışında kalması için laiklik, demokrasi, insan hakları, kültür, kurumlarının gücü gibi bir dizi nedenin ötesinde, "AB'den tam üyelik için tarih alınması" da, çok önemli bir etken olacaktır.
Ortadoğu'nun, petrol ve kan ile kumu yoğuran kaygan ve güvenilmez coğrafyasında, "Avrupalı Türkiye," onun bütünlüğünü koruması için tarihi bir şans olabilir.
g.civaoglu@milliyet.com.tr
|
|