Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 01 Eylül 2004 / Çarşamba  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Barış Günü'nde kim vurduya gitme korkusu!


Her gün serseri kurşunlarla yitip giden onlarca yaşamın son örneği 14 yaşındaki Toygun Tombil'den yola çıkan dünkü yazımda, "Çocuğunuz vuruluncaya kadar tepkisiz mi kalacaksınız?" diye sormuştum. Sizlerden gelen e - posta bombardımanından anladım ki, aslında konuya çok duyarlı ve tepkilisiniz. Sevincini, kederini elinde silahıyla rasgele ateş açarak gösteren magandaların sayılarının hızla artması, sizleri müthiş ürkütüyor. Bu başıbozukluğa seyirci kalan resmi makamlara ise çok kırgın ve kızgınsınız...
Bugün 1 Eylül, Dünya Barış Günü ve benim köşem bugün, bireysel silahlanmaya tepkilerini dile getiren siz sevgili okurlarımın:
  • DİLEK ERDAL: "Ne olur bizim çocuklarımız ölmesin! Bugünkü yazınızı okudum ve ağlamamak için şu anda kendimi zor tutuyorum. Dediğiniz gibi bu ilk değil. Son olmasını diliyoruz ve birşeyler yapalım diyoruz. Kesin bir çözüme ulaşmak için ne gerekiyorsa yapalım."


  • Tepkimizi gösterelim
  • ÇAĞLA AKMAN AYDIN: "Toygun, çok yakın dostumun yeğeniydi. Acılarımızı kelimelere döktüğünüz için çok ama çok teşekkür ederim. Ailesinin acısı tarif edilemez. Allah geride kalanlara sağlık sıhhat versin. Bu konuyla ilgili sizlerin yönlendirmelerine toplum olarak çok ihtiyacımız var. Ben Bulgurlu'da oturuyorum. Her maçın ve düğünün, her asker uğurlamasının ertesinde eşimle birlikte cam seviyesinden uzakta ve hatta yere bile oturuyoruz. Evimizde dahi güvende olamıyoruz. Lütfen el ele verip birşeyler yapalım. Sizler bize yazılarınızla neler yapmamız gerektiği yönünde bilgiler verebilir misiniz? Biraz olsun toplumu bu konuda bilinçlendirebilir miyiz?"
  • ERDAL DOĞAN: "Bugüne kadar sadece gazete okuyup, okuduktan sonra kendi kendine yorumda bulunan ben, yazınızda belirttiğiniz ailenin durumunda tamamen şans eseri bulunmadığımı fark ederek ürktüm. Orada siz de olabilirdiniz, ben veya bir başkası da... Bireysel silahlanmayı hep birlikte protesto edelim."

  • STK'lar olmayınca...
  • BEKİR USLU: "Aslında çok güzel bir yazı yazmışsınız serseri kurşunla yitip giden hayatlar üzerine ve sonra da sormuşsunuz "Toplumumuz neden bu kadar tepkisiz" diye... Ama şunu unutmayın ki, toplumu yönlendirecek sivil toplum kuruluşlarına sahip değiliz. Medya kuruluşları da maalesef görevini yapmıyor ve toplum, olaylara objektif bakamayan medya karşısında nasıl karar vereceğini her seferinde şaşırıyor."
  • M. ERTUĞ: "Bu haberleri okudukça içim acıyor. Ya benim oğlum olsaydı, ya benim kızım olsaydı! Biz toplum olarak kocaman bir boşvermişlikle yaşıyoruz. Bilmem kimin düğün haberi manşetlerde çok büyük bir habermiş gibi yayınlanırken, serseri kurşunun isabet ettiği bu yavrunun ölüm haberi neden es geçiliyor? Haber değeri olmadığı için mi? Çok kanıksadığımız için mi? Artık ne gazete okumak istiyorum ne de televizyon izlemek. Çünkü bu ülke benim değer verdiğim, önemsediğim hiçbir şeye karşılık vermiyor."


  • Sokak köpekleri bile
  • NEVZAT ÇETİN: "Maalesef ülkemizde insan hayatının hiçbir değeri yok. Dikkat edin, sokak köpekleri için bile canla başla çalışan dernekler / kurumlar var. Ama siz, insan için benzeri şekilde çalışan bir dernek, bir kurum gösterebilir misiniz?"
  • NURCAN DUMLU: "Maalesef bizi yönetenler de maganda oldukları için, hiçbir önlem alma gereği duymuyorlar. Baksanıza dışardan pırıl pırıl görünen Mustafa Sarıgül bile, kendisini silah atarak karşılayan kişilere 'artık bu töreyi bırakalım' diyemedi. Bunlar oylar gidecek diye hiçbir şey yapamazlar. Çocukları Amerika'da, kendilerini de koruma ordusu koruyor. Sade vatandaşlar olarak biz ne yapalım? İçişleri Bakanlığı'na mail atıp tavsiyelerini öğrenmek istiyorum!"
  • MEHMET GÖZGÜCÜ: "Bugünkü yazın üzerine ben bir şey sormak istiyorum: Acaba bu ülkede resmi makam var mı? Eğer gerçekten varsa, biz hepimiz onu görüp onunla birlikte güven içinde yaşamak istemez miyiz?"

  • mtamer@milliyet.com.tr








    Taha AKYOL
    Kemalizm ve Fransız Devrimi
    GENELKURMAY Başkanı Org. Hilmi Özkök, Kemalis...
    Çetin ALTAN
    Annelerin ölümü
    EKRANLARDA filmler başlar, hiç bitmeyecekmişç...
    Melih AŞIK
    "No smokin" ekibi
    Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hilmi Özkök'ün ...
    Fikret BİLA
    İki proje
    30 Ağustos Zafer Bayramı nedeniyle düzenlenen...
    Hasan CEMAL
    Başkan Putin...
    Başkan Putin bugün Ankara'da. Türk - Rus iliş...
    Güneri CIVAOĞLU
    Rehin
    Irak'ta iki rehin alma olayına dikkat... Biri...
    Abbas GÜÇLÜ
    Mesleki eğitimin geleceği (2)
    Milli Eğitim Bakanı Çelik, bugün yeni bir bom...
    Hurşit GÜNEŞ
    Defalarca cari işlemler!!!
    Bu ara kimse cari işlemler açığından başka bi...
    Nail GÜRELİ
    Çivi çakmak
    Pamukova'daki tren faciasına ilişkin yazımıza...
    Sami KOHEN
    ABD'nin AB desteği
    ÖTEDEN beri ABD'nin Türkiye'nin AB üyeliğine ...
    Hasan PULUR
    Pırlantanın ve cenazenin KDV'si...
    MEĞER öyle değilmiş... Hani biz elmasta, pırl...
    Meral TAMER
    Barış Günü'nde kim vurduya gitme korkusu!
    Her gün serseri kurşunlarla yitip giden onlar...
    Ece TEMELKURAN
    İhtiyar adamın kanunları
    Mikrofonu genç kadınlara tutuyorlar:
    Güngör URAS
    Sümerbank'ı 17 yıldır sata sata bitiremedik
    Sümerbank'ı özelleştiriyoruz diyerek, hükümet...
    M. Ali BİRAND
    Putin'i baştan çıkaran Antalyalı kaptan...
    Dünya'nın ikinci büyük gücü sayılan Rusya'nın...

    © 2004 Milliyet