|
 |
|
|
Aşka karışan devlet komedyasında zina perdesi:
İhtiyar adamın kanunları
Mikrofonu genç kadınlara tutuyorlar:
"Sizce zina suç olmalı mı?"
Herhangi bir tereddüt yok: Evet!
Muhtemelen kocalarının kendilerini aldatmasıyla ilgili bir soru soruluyor sanıyorlar. Kendilerinin bir gün kocalarından başka bir adama aşık olabileceği hiç akıllarına gelmiyor. Artık bir ihtimal bile yok onlar için sanki. Daha çok gençler oysa... Bunun, bir insanın birine aşık olmasıyla, aşık oldu diye hapse atılmasıyla ilgili bir durum olduğunu anlamıyorlar galiba.
Mikrofon hiç erkeklere tutulmuyor. Zina suçu, erkek ve kadın için "eşit"(?!) düzenlenecek olmasına rağmen erkekler konuyla pek ilgilenmiyor. Sanırım onlar zaten bu düzenlemenin fiilen kadınlarla ilgili olduğunu kıs kıs biliyor! Hem zaten kadınlar kocalarını aldatırsa daha hakime, savcıya gerek kalmadan komşu-akraba kıskacında kadınların manen katledileceğini bildikleri için de endişelenmiyorlar muhtemel. Mesele zaten "yatağa" kilitlendiği ve Türkiye'de kadın erkek ilişkilerinin böyle pis bir müstehcenliği olduğu için, kimse aşktan, sevmekten, başka bir hayat ihtimalinden bahsetmediği için zina konusu giderek daha pornografik olmaya başlıyor. Hükümetin yaptığı ise "resmi röntgenciliğe" dönüşüyor. Şöyle ki...
Savcının seks mesaisi
Dünkü Radikal'de Yurdagül Şimşek'in haberine göre, AKP ile CHP'li mühimler toplanıp zina konusunda uzlaşmışlar. Habere göre CHP'liler, "Madem aile korunacak o zaman zina şikayete bağlı suç olmasın. Savcılar doğrudan harekete geçsin" demiş. Barolar Birliği eski Başkanı Önder Sav'ın da içinde olduğu topluluktan nasıl böyle aklını kaçırmış bir karar çıkar bilemedim. Muhabir arkadaş kızmasın ama umarım haberde bir yanlışlık vardır. Çünkü şöyle bir tablo oluşuyor eğer doğruysa:
Savcılar sabah mesaiye başlayacaklar. Ev ev dolaşıp kim kiminle yatıyor, kim kiminle oynaşıyor bunu denetleyecekler. Hadi diyelim ki böyle bir komedi filmine girişildi. O vakit zina hakkında kovuşturma yapmayan savcılara görevi ihmalden soruşturma mı açılacak? Onların peşinden de Cemil Çiçek şahsen bulunacak herhalde. Yani hep birlikte milletimizin aşk ve seks faaliyetlerinin peşinden mi koşulacak? Bu arada Adalet Bakanı Cemil Çiçek'in yıllar önce Cumhuriyet gazetesinde yayınlanan "Flört eden liseli kızlar fahişedir" açıklamasını da insan ister istemez hatırlıyor. Bu, milletçe bütün aşk ilişkilerimizin böyle bir zihniyetin denetiminden geçeceği anlamına geliyor!
Devletin aşka taarruzu
Kanunları, artık başka bir hayat yaşama ihtimali kalmamış adamlar yapıyor. İnsanlar yaşlandıkça hayatın ne olduğunu unutuyor. 18 yaşından küçüklerin cinsel ilişkiye girmesini bile suç yapıp, insanları hapse tıkmak gibi bir niyet var ortada.
İnsanlar yaşlandıkça gençleri kıskanmaya, kıskandıkça çirkinleşmeye başlıyorlar. Bu çirkinlik, ihtiyarların gençlerden intikam almasına dönüşüyor sonunda. "Biz hayatımızı kaybettik. O zaman size de yaşatmayacağız!" diye bağırıyor kanunları yapanlar. Kanunları onlar yapıyor. Neyse ki hayatı hâlâ genç insanlar yaşıyor. Onlar ne kadar silahlarıyla peşlerinden koştursa da insan doğası bin yıllardır değişmiyor... Aşk, hiç yenilmedi daha. Bir kez daha nafile bir taarruz düzenleniyor!
ecetem@hotmail.com
|
|
|

|