|
Sümerbank'ı 17 yıldır sata sata bitiremedik
Sümerbank'ı özelleştiriyoruz diyerek, hükümetlerimiz Sümerbank'ı doğradı, biçti ve de parça parça satışa çıkardı. Hükümetlerimiz 11 yıldır Sümerbank'ı satıyor. Sümerbank ne dev bir kuruluşmuş ki, hala bitmedi. Şimdilerde bu kuruluşun başında olan yönetici de, "Elimizden geleni yapıyoruz... Satıyoruz satıyoruz bitmiyor" diyerek dertleniyor. (Dünya, 17.5.2004, sayfa 9)
Mustafa Kemal, Sümerbank'ı 1933 yılında kurdu. Türk halkı Sümerbank fabrikaları sayesinde, basmayı, divitini, patiskayı, kefen bezini öğrendi. Doğru dürüst "iskarpin" giydi. Daha sonra da Sümerbank fabrikalarının deneyimine ve kadrosuna dayalı olarak özel sektörümüz iplik, dokuma ve tekstille giyim sanayiinde gelişme imkanını buldu.
Sümerbank'ın pamuklu sektöründe 20, yünlü ve halı sektöründe 10, deri ve kundura sektöründe 4, kimya sektöründe 6, toprak ve seramik sektöründe 6, ticaret sektöründe 4, çimento sektöründe 1, kağıt sektöründe 3, demir - çelik sektöründe 1 işletmesi ve araştırma ve geliştirme yapan 1 kuruluşuyla toplam 56 tesisi mevcuttu. Ayrıca 49 şubeli bir bankası vardı.
Bunların hepsi satışa çıkarıldı.
Sakarya Traktör Sanayi İşletmesi, Adıyaman ve Malatya Pamuklu Sanayi işletmeleri satıldı. Banka satıldı. Nazilli Basma Fabrikası ile İzmir Basma Fabrikası bedelsiz olarak devredildi. Adana Çırçır İşletmesi tasfiye edildi.
Beykoz Deri Kundura Fabrikası'nın Tümosan Motor Sanayi'nin, Bakırköy Konfeksiyon Fabrikası'nın, Diyarbakır Pamuk İpliği Fabrikası'nın satışı yapıldı. Devir için "onay" bekleniyor.
Sümerbank tesislerinde 62 bin kişi çalışıyordu. Çalışan sayısı 3 bin 500'e indi.
Satılamayan 13 fabrika kaldı. Bunlardan en önemlisi Bursa'nın kalbi olan Merinos Fabrikası. Sümerbank'ın satışa çıkarılan gayrimenkulleri üzerindeki tüm hacizler Merinos Fabrikası'na aktarıldığından Merinos satışa çıkarılamıyor. Yoksa o da satılacak... Sümerbank'ın 24 iştiraki ve 14 de mağazası vardı. Onlar da satışta... Sümerbank'ın batıdaki tesislerine talip çıkıyor da doğudaki tesisleriyle kimse ilgilenmiyor...
Kuruluşun tepe yöneticisi yakınıyor. Diyor ki, "Sümerbank'ı satıp bitiremememizin önündeki en büyük engel doğudaki fabrikalara talep olmaması. Halbuki doğudaki fabrikalar hem bina olarak hem de makine ve teknoloji olarak batıdakilerden daha yeni... Sümerbank fabrikalarını alanlar gayrimenkul yatırımı olarak alıyor. Fabrikalar fabrika değerinden değil, gayrimenkul değerinden satılıyor."
Sayın okuyucularım, ben bu yazıyı özelleştirmeye karşı tavır almak, Sümerbank'ın özelleştirilmesini eleştirmek için değil, "durum tespiti" için yazıyorum.
Sümerbank bir "tarih"ti. Türk ekonomisinin önemli bir kurumuydu. Ekonominin ve özellikle tekstil ve giyim sanayiinin temeliydi. Yıllar geçince şartlar değişti. Özelleştirilmesine karar verildi. Bunların hepsi doğru... Yanlış olan, özelleştirme adı altında Sümerbank'ın kamuya ait değerlerini, ekonomi için önem taşıyan üretim tesislerini, gayrimenkul spekülatörlerine peşkeş çekmektir.
Yanlış olan, Sümerbank şemsiyesi altında yılların birikimi olan yatırımları, makineleri, yetişmiş insan gücünü, pazarı "yok etmek"tir.
* * *
Başka ülkeler de özelleştirme yaptı. Yapıyor. Ama, o ülkelerde kamuya ait değerler, ekonomi için önem taşıyan üretim tesisleri şartlı olarak satılıyor. Bu tesisler, tesisleri modernize edecek, yaşatacak, büyütecek, istihdamı sürdürecek, üretimi koşturacak - coşturacak alıcılara satılıyor. Tesisleri yaşatacak ve üretimi sürdürecek olanlara özelleştirilecek tesisler gerekirse bedelsiz olarak veriliyor. Bizdeyse özelleştirilen fabrikaları alanlar, makineleri hurdacıya satarak, arsalarının üzerine site inşa ediyor, market açıyor. "Hazine'ye para girsin de, satın alan tesisleri ne yaparsa yapsın" şeklinde özelleştirmeyle ekonomi kan kaybediyor.
(Dikkat buyurunuz: "Özelleştirme"yi değil, bizim "özelleştirme" adı altında yaptığımız yanlışları eleştiriyorum.)
guras@milliyet.com.tr
|
|