|
Zina, "charter" turizmi, halkla ilişki yıldızları...
Nihayet eylül de yine geldi işte... Denizlerde avlanmanın yasak olduğu yaz ayları bitti, balık mevsimi başladı. Balıkçı gırgırları, derlenmiş, düzenlenmiş, toparlanmış ağlarıyla, "tornayd tam yol" ufuklara çevirdiler burunlarını...
Her ne kadar politikanın kurusıkı hamaset nutukları, bumbumlarını sürdürseler de; Türkçe dilinin eriye eriye, genç kuşağın günlük konuşmalarında 200 kelimeye düşmesi mezbahasında, Türk şiiri de öylesine kayboldu ki; Tevfik Fikret'in "Balıkçılar" şiiri, "Servet - i Fünun"un son nefesinden arta kalmış bir fısıltı bile değil artık.
***
Evet evet, bırakalım yaşlı kuşak ukalalığını da; Beykoz'daki Abraham Paşa Korusu'nda başörtülü, ama ayakları çıplak genç kızlarımızın, yüzlerce yıllık çınarların derinliğindeki gizemli romantizmiyle; beli ve göbeği açık genç kızlarımızın vitrinli kaldırımlardaki realizmi arasında nasıl bir sentez oluşacağını düşünelim, yahut düşünmeyelim.
***
Vallahi de, billahi de harika bir yer şu bizim Türkiye...
Siyasal partilerin ortak dayanışmasıyla "zina"nın da mahkemelik bir suç sayılmasından sonra, kimbilir ne kahkahalı rezalet volkanları yaşanacak Türkiye'de...
Örneğin evli olduğunu saklamış bir delikanlının, beli ve göbeği açık genç bir kız arkadaşıyla, Erenköy'ün yan sokaklarında dolaşırken; elini sevgilisinin çıplak göbeği üstünden, süveteri altına kolayca sokarak göğüslerini okşaması, bir zina girişimi sayılacak mı, sayılmayacak mı?
Paparazzi manşetleri, balıkçı ağlarındaki balık sayısıyla yarışmaya başlayacak...
***
Bu arada tabii, havalimanlarında üst üste kümelenen yolcuların, çıldırma düzeyine varan perişanlık dansları da, sık sık patlayıp duran turizm sayesinde büsbütün yoğunlaşacak...
Salı günkü Milliyet'te Güneri Cıvaoğlu, "VIP ile NIP" başlıklı yazısında şöyle diyordu:
"Atatürk Havalimanı'nda daha dış giriş kapısından başlayan bir kuyruk işkencesi.
Çünkü...
Telefonların, valizlerin, çantaların denetlendiği X - ray ışınlı tüneller sadece iki adet.
İç hatlarda THY tekeli sürerken bu durum sorun oluşturmuyordu.
Ancak...
Bir anda özel sektöre üst üste iç hatlarda uçuş lisansları verildi. Havayolları terminallerinin yolcu sayısı 10'a katlanıverdi. Üstelik...
Hepsinin yazlık yörelere uçuş saatleri birkaç dakika farkla aynı.
O nedenle yığılma oluyor.
Alanları 'insan seli" basıyor."
***
Bir de İngiliz ortaklığıyla dış hatlarda geliştirilen ucuz uçak "charter" seferleri var.
Muğla'ya bağlı Fethiye benzeri tatil yörelerinin bazı acenteleri, dış hatlardaki ucuz uçak "charter" seferleri için, kontenjanlarından fazla bilet satıyorlar... Şayet uçak yolcularından bazıları gelmezse, uçak silme dolmadan kalkmak zorunda kalmasın diye...
Ve şayet yolcuların hepsi gelirse, kendilerine "yedek yolcu" oldukları söylenmemiş bilet sahipleri; aynı bilet daha önce de satılmış olduğundan, bok gibi ortalıkta kalıyorlar, ne halt edeceklerini bilemeden...
***
İngiliz ortaklığıyla dış hatlarda geliştirilmiş ucuz uçak "charter" seferlerinde Dalaman - Londra arası 250 - 500 milyon lira arası...
Bazı acenteler tarafından aynı koltuk bileti 2 defa satıldığında; duruma göre 250 - 500 milyon lira arasında değişen bir para ödemiş ve bilmeden kontenjan dışı bir bilet almış olan yolcu da, Londra uçağındaki koltuk yerine, kol gibi bir kazığın üstüne oturuyor.
Tuh tuh Tanrı nazardan saklasın, turizm alanındaki kurnazlıklar hamlemizi...
***
Bir de "devre - mülk" satışlarıyla ilgili girişimcilerin, telefonlarla yaptıkları mıknatıslı reklamlarda kullandıkları sevimli elemanlar var; yerli yersiz Başbakan Tayyip Bey'in adını da geçiren sevimli elemanlar; Türk usulü halkla ilişkiler karnavalının süper yıldızları...
Yani efendim bu kadar zeka, akıllara seza... Türkiye kalkınmayacak da, kuzum neresi kalkınacak; Japonya ile Kanada mı?
***
Eylül de yine geldi işte...
Ahı gitmiş vahı kalmış birkaç budala; İstanbul'un kalem bahçelerinden, kuşaklar üstü ortak bir buket yapma özeniyle, Mehmet Rauf'un "Eylül" romanından, ozanların sonbahar şiirlerinden söz etmeye kalkıyorlar...
Oha falan yani, insan tak falan oluyor yani...
- Sen nereye takılıyorsun bu gece?
- Ben Kül Sıçanı'na takılayım diyorum...
***
Bir dahaki eylülde kimbilir neler olacak gündemde?
Şu kesin ki, kurnazlıklar çarlistonu sürse de, kıç üstü oturmuşların sayıları artacak; zina davalarının da artıp, çığlarla yarışmaya başlayacağı gibi...
Eşref sağ olsa, yine aynı saptamayı yapardı:
"Çelebi böyle olur bizde de konser dediğin"...
c.altan@prizma.net.tr
|
|