|
 |
|
|
Tayyip Bey, hediye silah kabul etmeyin
Silah neye yarar? Adam öldürmeye. Bir Vali, bir başbakana neden silah armağan eder? Adam öldürsün diye mi?
Bu satırları yazmakta olduğum 1 Eylül Dünya Barış Günü'nde Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'dan bir ricamız olacak:
Serseri kurşunların her geçen gün ortalıkta daha fazla cirit atmasından ürken sıradan vatandaşlar adına...
Babası, annesi ve ablalarıyla sahil yolunda otomobilde, üstelik arkada ortada otururken camdan giren serseri kurşunla, 14 yaşındaki başka Toygun Tombil'ler yaşamlarını yitirmesin diye...
Lütfen bundan böyle size silah armağan edilmesine izin vermeyin. Rize Valisi Enver Salihoğlu'nun 10 gün kadar önce size el yapımı tabanca armağan ettiği haberlerini, siyaset bilimci arkadaşım Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu ile birlikte tatildeyken gazetede okuduk. Ve ikimiz de "Keşke Başbakan'a tabanca hediye edilmeseydi. Keşke Tayyip Bey reddetseydi. Ne kadar hoş bir jest olurdu. Ne çok şey öğretirdi bu memlekete," diye hayıflandık. Silahı almasaydınız, bir anda tüm annelerin gözbebeği oluverirdiniz.
Demirel'in silahları
Hâlâ da geç sayılmaz. Kamuoyuna bundan böyle hediye olarak silah kabul etmeyeceğinizi açıklayabilirsiniz. Hatta belki sevinci silahla ifade etmenin delikanlılık ya da babayiğitlik olmadığını da anlatabilirsiniz.
Bu çağrımıza ilk tepkinizi (sitemle karışık) duyar gibiyim: "Bu memlekette ilk silah hediye edilen başbakan ben miyim?" Yerden göğe haklısınız. Eski Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'in 191 kişiye 258 silah armağan ettiği bir memlekette size armağan edilen silahlar niye göze batsın ki? Ama şöyle de düşünemez miyiz? Başbakanların ve cumhurbaşkanlarının otomatik silah da dahil tabanca hediye alıp hediye verdiği ülkemizde, bu adete nokta koyan başbakan neden siz olmayasınız? Böylelikle baş döndürücü bir hızla artan bireysel silahlanmayı da frenlemiş olursunuz...
Vergi yok, silah var
Sabancı Üniversitesi öğretim üyesi Doç. Dr. Ayşe Kadıoğlu ile plaj sohbetimizden aklımda kalan, silahla vergi arasındaki çok önemli ilişkiyi de bu vesileyle gündeme getirmek istiyorum. Bu ilişki eminim, kabinede en güvendiğiniz çalışma arkadaşınız, ağabey dediğiniz Maliye Bakanı Kemal Unakıtan'dan da bize destek gelmesini sağlayacaktır:
"Bu kadar çok insanın silah taşıdığı bir ülkede, hukuk devleti acaba yeterince işliyor mu diye düşünüyorsun ister istemez. Çünkü silah taşımak, kanunları kendi eline almak demektir. Hukuk devletine olan güvensizliğin bir göstergesi aslında. Amerika'da bazı eyaletlerde "Ben devlete vergi vermiyorum, devlet de beni korumasın" ilkesi geçerlidir. Mesela New Hampshire halkı hiç vergi ödemez. Hatta bitişik Boston'dan sırf vergisiz, ucuz alışveriş için New Hampshire'a giderler. Ama New Hampshire halkı devletten kendisini korumasını beklemez. Bahçeli evlerin kapısında "No trespassing" yazar. İçeri girersen ev sahibinin seni vurma hakkı vardır. Amerika'da eyaletlerin sloganları vardır. New Hampshire'inki "Live free or die" (özgür yaşa ya da öl). Bu hakkın olduğu eyaletler, aynı zamanda vergi vermeyen eyaletlerdir. Vergi karşıtı olanlar, silah yanlısıdır. Silahla kendini korumak, hukuka karşı bir duruştur aslında."
Serseri kurşunların küresel boyutta hızla tırmandığı bir ortamda hepimizin şu soruları yeniden sormamız ve yanıtlamamız lazım:
Silah neye yarar? Adam öldürmeye. Bir Vali, bir başbakana neden silah armağan eder? Adam öldürsün diye mi?
mtamer@milliyet.com.tr
|
|
|

|