
|
|
|
 |
|
|
Balıkçı Kral
Dedesi de balıkçıydı. Babası da... Tuncay Sagun kendinden önceki iki kuşağın deneyimini yanına alarak Türk denizlerinin balıklarını dünya mutfaklarına sundu. Sagun Grup, Japonya'dan Çin'e, Fransa'dan Cezayir'e kadar pek çok ülkeye 23 milyon dolarlık su ürünleri ihraç ediyor. Balığın yanında 'kurbağa' da Sagun Grup'un ihraç ürünlerinden...
EYLEM TÜRK
50 - 60 yıl öncesi... Balıkçıların tek tek ismiyle bilindiği ve hatta her ailenin tanıdık bir balıkçısının olduğu dönemler... O dönemde Samsun'da faaliyet gösteren Balıkçı Hüseyin de onlardan birisiydi... Hüseyin Sagun, klasik bir balıkçıydı... Ama oğlu Kemal, balıkçılığı Samsun ile, hatta Türkiye ile sınırlamadı. Babasından devraldığı işi önce İstanbul'a taşıdı. Kumkapı'da Kemal Balıkçılık adında bir şirket kurarak Fransa'lara kadar gitti. Fransızlara balık, hatta kurbağa ihraç etmeyi ilk akıl eden de o oldu. Kemal Sagun, Fransızlardan bir acayip teklif aldı. "Balık işi tamam da bize kurbağa da yolla" dediler... Kurbağalarla tanışması Fransız mutfağının talebiyle oldu. Hemen Türkiye'ye döndü ve hemen bir kurbağa araştırmasına girişti. Adana ve Trakya bölgesindeki kurbağalar bu iş için çok uygun bulundu. Ama balıkçılıktan ve balık ihracatından da hiç vazgeçmedi.
Şirketin yönetimini bugün oğlu Tuncay Sagun yürütüyor...
Dedesiyle başlayan, babasıyla gelişen balıkçılık ve kurbağacılık işini sürdüren torun Tuncay Sagun, kurduğu beş şirket ve 12 üretim tesisiyle, ülkenin tabiri caizse 'balıkçı kralı'.
Balık ihracatı 23 milyon dolara ulaşan Sagun Grup, yılbaşından sonra 'MarineS' markasıyla iç piyasaya da girmeye hazırlanıyor.
Üç kuşaktır balıkçı
"Balıkçılık babadan oğula geçer. Töresi böyledir bu işin. Biz üç kuşaktır balıkçıyız. Benim oğlum da inşallah balıkçı olacak. İstediği eğitimi alacak ama yine balıkçı olacak" diyor, Tuncay Sagun...
Devraldığı aile şirketinin üç kuşaktır deniz ve tatlı su ürünleri üretimi yaptığını söyleyen Sagun, "1960'lı yıllarda Fransa'ya ihracat yapan şirketimiz bugün ABD'den Japonya'ya, Kanada'dan Güney Kore'ye ve Çin'e kadar pek çok ülkeye ürün satıyor. Bu sayede her yıl yüzde 30 büyüyoruz" diyor.
Edirne - Keşan ve Adana'daki tesislerinde kurbağa üretimi yaptıklarını söyleyen Sagun, Erzincan'da kara salyangozu, Adapazarı'nda deniz salyangozu ve Seydişehir'de de sudak üretimi yaptıklarını belirtiyor.
Balıkesir Gönen'de deniz ürünleri konservesi ve soslu hamsi üreten fabrikaları bulunduğunu anlatan Sagun, Isparta'da da kerevit konservesi üretimi yaptıklarını söylüyor.
Tesislerin veteriner kontrol numarasına sahip olduğunu vurgulayan Sagun, "Bugün sadece balık ihracatımız 23 milyon dolar. Şirketimizde toplam 500 işçi çalışıyor. Mevsimsel işçilerle bu sayı bini aşıyor" diyor. Sagun üç yıl sonraki hedeflerinin ise ihracat yaptıkları ülke sayısını 30'a, cirolarını da 60 milyon dolara çıkarmak olduğunu belirtiyor.
Mitsubishi'ye orkinos satıyor
Antalya'da kurdukları orkinos çiftliğinin Türkiye'de ilk olduğunu söyleyen Sagun şunları söylüyor: "O dönem personel ve ekipman yoktu. Bu nedenle personelimizi yurtdışına eğitime gönderdik. Yine yurtdışından malzeme getirdik. 6 bin metrekare kapalı alanda bir buzhane kurduk. Bu tesisimiz 6 bin ton ürün stoklayabilecek kapasiteye ulaştı. Türkiye'de ilk kez -110 derecelik şoklama tünelleri ve -70 derecelik depolar yaptık. Orkinos ve ton balığı için özel bir soğutma sistemi kurduk. Japonlar da bu sistemi kullanıyor. Bugün Japonlara orkinos ihraç ediyoruz. Mitsubishi ile çalışıyoruz. Mitsubishi Grubu, Türkiye'de otomotivle tanınsa da aslında çeşitli sektörlerde faaliyet gösteriyor. Hatta Japon balık pazarının yüzde 60'ına sahip. Bizden orkinos alıyorlar, Japonya'da satıyorlar."
19 tane av ve bunların yanında beş tane de hizmet gemileri bulunduğunu söyleyen Sagun, "Avlanan orkinoslar önce kafeslere konuluyor. Onları uskumru, ringa, sardalya, kalamar gibi yağlı balıklarla besliyoruz. Yemleri alırken yağ oranı, tazelik gibi konulara önem veriyoruz. Yılda bin ton balık üretiyoruz. Üretim süreci beş ay sürüyor. Bu yıl ağustos ayında çiftliğimiz ISO belgesini almaya hak kazandı ve dünyada ilk kez ISO belgesiyle orkinos yetiştiren çiftlik ünvanını aldı" diyor.
Libya'da çiftlik kuracak
Libya'da orkinos çiftliği kurmaya hazırlandıklarını da anlatan Sagun, "Hazırlıklarımız neredeyse tamamlandı. Suriye ve Cezayir ile de su ürünleri ihracatı konusunda bağlantı kurduk. Talep bu ülkelerden geldi. Bizi Avrupa'daki faaliyetlerimizden dolayı tanımışlar ve teklif getirdiler. Bu doğrultuda hedefimiz Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden de pazar payı almak" diyor.
Her yıl minimum yüzde 30 büyüdüklerini kaydeden Sagun şöyle devam ediyor: "Yılbaşından itibaren iç piyasaya da gireceğiz. İç piyasanın da devreye girmesiyle büyüme oranımız artacak. Gönen tesislerinde ürettiğimiz "MarineS" markalı ürünleri market zincirlerinde satmayı planlıyoruz. Önümüzdeki dönemde ürün olarak piyasaya sunulan "MarineS"i şirket olarak da bünyemize dahil edeceğiz. Şu anda "MarineS" ürün yelpazemizde başlangıç olarak 3 çeşit bulunuyor. Ama en kısa zamanda akla gelen her türlü deniz ürününü satacağız. Sadece deniz ürünleri satacağız. Tüketici bu markayı gördüğünde deniz ürünleri markası diyecek. İhtisas markası olacak yani. Antalya'da oteller ve tatil köylerinde şu anda dağıtıma başladık. Üretici olmamızın verdiği avantajla pazarda büyük bir paya sahip olduk. Amacımız MarineS markasını, deniz ürünlerinde hazır yemek markası haline getirmek. Önümüzdeki aylarda MarineS'in ürün grubuna deniz ürünleri salatası da girecek. Bu ürün yurtdışına satılacak. MarineS için geliştirilen her türlü ürünün ihracatı da yapılacak. Bu markamız için de ISO kalite belgesini aldık."
Uyuyan kurbağa ihracatı
Şirketin yıllardır kurbağa ihracatı yaptığını da söyleyen Sagun, kurbağa eti kalitesinin bölgelere göre değiştiğini anlatıyor. Sagun, "Mesela Adana kurbağasının eti daha lezzetli ve beyaz. Trakya kurbağası lezzet bakımından ikinci sırada yer alır. En lezzetsiz kurbağa İç Anadolu'daki kurbağalar. Çünkü o bölgede fazla sulak alan yok. Biz Keşan ve Adana'da kurbağa üretimi yapıyoruz. Oradaki pek çok insanın geçim kaynağı kurbağa toplamak. Bazı köyler var ki tamamen bu işi yapıyorlar. Kurbağalar gece toplandığı için gündüz başka işte çalışıp geceleri ek iş olarak kurbağa toplayanlar bile var. Biz köylüye kilo başına ödeme yapıyoruz" diyor.
Yoga stiliyle işleniyor
Sagun kurbağa toplama sürecini ise şöyle anlatıyor: "Kurbağalar geceleri, lambalarla toplanır. Gece karanlığında üzerlerine ışık tutulan kurbağaların gözleri kamaşır ve uyuşur kalır. Köylü de alır kurbağayı torbaya koyar. Sonra tesislerimizdeki soğuk hava deposuna getirilirler. Belli bir soğuklukta tutulan kurbağalar kış geldi sanarak uykuya dalarlar. Uyuyan kurbağalar özel soğutmalı tırlarla yurtdışına gönderiliyorlar. Bizim hem canlı kurbağa, hem de işlenmiş kurbağa ihracatımız var. Canlı gönderilecekse, kurbağa uyutulur. İşlenmiş kurbağa gönderilecekse önce tesislerimizde işlenir.
Kurbağaların iki tür kesim şekli vardır. İlki yoga stili. Belinden kesilir ve iki parçadan oluşur. İkincisi de Lyonnaise stili. Bu da burun altından kesilir ve dört parçadan oluşur. İşlenmiş kurbağaları da şoklayarak yurtdışına gönderiyoruz."
|
|
|

|
|