Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Eylül 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Fransızca şarkıların seksi sesi İstanbul'a geliyor

Buğulu sesi ile dikkat çeken Patricia Kaas İstanbul'da bir konser vermek üzere 11 Eylül'de Türkiye'ye geliyor. Kariyerinin başlangıcındayken "yeni Edith Piaf" olarak adlandırılan sanatçı 12 albüm ve 22 single'ın sahibi

Derleyen: Gökçe Acar

Yıllar önce bir konser için İstanbul'a gelen Patricia Kaas sahneye hakimiyeti, şarkı söylerken yaydığı
enerji ve muhteşem sesiyle herkesi hipnotize etmişti. 11 Eylül'de Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu'nda konser vermek üzere yeniden İstanbul'a gelecek olan sanatçı artık daha seksi, daha olgun. O, Fransa'da son 20 yıldır en popüler şarkıcılardan biri. İlk başta kendisinden "yeni Edith Piaf" olarak bahsedilen şarkıcı artık tek başına Patricia Kaas.
Kaas 5 Aralık 1966'da Fransa'da, bir maden kasabası olan Forbach'ta doğdu. Annesi Alman, babası bir Fransız madenciydi. Annesinin en büyük hayali aktris olmaktı. Bu yüzden kızına Monako Prensesi Grace Kelly'nin ikinci adı olan Patricia'yı verdi. Kaas'ın sesindeki yeteneği babası erken yaşta fark etmiş ve yedi çocuğundan sadece onu şarkı söyleme konusunda cesaretlendirmişti. Şarkı söylemeye henüz sekiz yaşındayken yerel kulüplerde başladı.
13 yaşına geldiğinde, profesyonel olarak her cumartesi bir Alman kabaresinde şarkı söylemek üzere yedi yıllık bir anlaşmaya imza attı.

İlk single'ını ünlü aktör Gerard Depardieu finanse etti
Bir gün onu dinleyen mimar Bernard Schwartz, sesinden ve sahnedeki karizmasından çok etkilendi. Kaas'ı Paris'teki bir plak şirketine götürdü, sesini kaydetti. Bir tesadüfler silsilesi sonucunda kaset besteci François Bernheim'ın, ardından da onun yakın arkadaşı olan ünlü aktör Gerard Depar-dieu'nün eline geçti. Aktör genç kızın sesini çok beğendi ve ilk single'ını finanse etmeyi teklif etti. Böylece "Jalouse" adlı parça ortaya çıktı. Bu şarkı çok ses getirmedi ama önemli bir olaya sebep oldu. Kaas onu listelerin başına taşıyacak parçası "Mademoiselle Chante Le Blues"u yazacak olan Didier Barbelivien ile tanıştı. 1988 yılında, bu parçayla müzik piyasasında patladı.
21 yaşındaki Kaas, artık Fransa'da adını duyurmaya başlamıştı. Ama bu başarının tadını çıkaramadan annesini kaybetti. O günden sonra annesine ait oyuncak ayıyı gittiği her yere (konser sırasında sahne dahil) yanında taşımaya başladı. Kendini çabuk toparladı ve "Mademoiselle Chante Le Blues" isimli albümünü çıkardı. 200 konserden oluşan 16 aylık dev bir turneden döndüğünde albümün satış rakamı çoktan bir milyona ulaşmıştı.

Önce Time'ın kapağında, sonra Rusya'da stadyum konserinde
Bu sadece satış rakamları açısından bir başarı değildi. Fransız sanatçı müzik piyasasındaki Anglosakson egemenliğinı kırmış ve uluslararası alanda da tanınmıştı. Şarkıcının zarif edası, duygulu şarkı sözleri ve buğulu sesi belki bu başarıyı açıklayabilir. O artık eleştirmenlerin gözünde yeni
Edith Piaf'tı. Rahat bir nefes alamadan hemen bir Avrupa turuna çıktı çünkü kendi deyişiyle "sadece ses olmadığını" göstermek istiyordu. O, sahnede dinleyicilerle beraber olmaktan büyük zevk alan sanatçılardan.
İkinci albümü "Scene de Vie" ile Amerika'ya
açıldı ve orayı da fethetti. Time ve Vanity Fair dergilerinin kapaklarını süsledi. Fetih harekatı Rusya'da devam etti. Şarkıcı orada üç stadyum konseri verdi ve 18 bin kişi onu dinlemeye geldi.
Kaas kendini yenilemek ve daha seksi bir albüm yapmak istiyordu. "Je Te Dis Vous" ile isteğine kavuştu ve iki milyon sattı. 1996 yılında "Dans Ma Chair"i kaydederken bu sefer de babasını kaybetti. Bu Kaas'ı yeniden değişmeye itti. Artık lolita havasından çıkıp olgun bir kadın gibi görünmek istiyordu. Bunun için saçlarını sarıya boyattı, daha seksi bir şekil verdi ve sofistike giysileri tercih etmeye başladı.
Aşk hayatına gelince... Bu konuda konuşmaktan hoşlanmıyor ama bildiğimiz kadarıyla o yalnız bir kadın.

Şarkıcı sürekli film teklifleri alıyor ama sinemada gözü olmadığı için hiçbirini kabul etmiyordu. Bu inadını 2001 yılında Jeremy Irons'la rol aldığı "Bir erkek... Bir Kadın... Ve..." kırdı. Filmde Fransız bir caz şarkıcısını canlandırdı. Bir ara Jeremy Irons'la arasında romantik bir ilişki olduğuna dair dedikodular da dönüyordu.
Patricia Kaas'ın kendine has duruşu ona eşcinsel camiasından birçok hayran da kazandırdı. "Eşcinsel hayranlarım olduğu için çok mutluyum. Kolay kolay beğenmezler. Zevkleri özel ve sofistikedir. Bunun dışında birçok lezbiyen arkadaşım var ve çok eğlenceli insanlar olduklarını düşünüyorum" diyor konuyla ilgili olarak.

"İngilizcede o romantizm yok"


Patricia Kaas en son 2003 yılında "Sexe Fort"u çıkardı. Rock ve blues'un kendini hissettirdiği albümde başka birçok müzik türünü de yakalayabilirsiniz. Pop, caz, blues, kabare şarkıları, senfonik denemeler Kaas'ın çok yönlü ve araştırmacı müziği hakkında ipucu veriyor. Zaten kendisi de bundan hoşlanıyor ve "Geniş caddelerde yürümektense ara caddelerde yürümeyi ve oralarda neler olduğunu görmeyi tercih ederim" diyor. İngiliz müzik marketlerinde Fransızcasıyla kazandığı başarı için "Fransız tarzı her zaman moda olmuştur ama Fransız müziği başka bir mesele. Dil Amerikalıların müziğimi beğenmeleri konusunda hep bir engel oldu" diye konuşuyor. Bu engeli ortadan kaldırmak için 2002 yılında eski Fransız klasiklerini İngilizce söylediği albüm olan "Piano Bar"ı çıkardı ve ünlü şarkı "If You Go Away"in cover'ını yaptı. Ama Fransızca şarkıları İngilizceye çevirmek onu pek memnun etmedi. Favorisi her zaman Fransızca çünkü "İngilizcede o romantizm yok" diyor.

PAZAR
"Üçü de evli kadınlarla aşk yaşadı"
"Binlerce kişilik ailemizin imkanlarını sinema için ortaya koydum"
Fransızca şarkıların seksi sesi İstanbul'a geliyor
"Şimdi ikinci kuşak golfçüleri yetiştiriyoruz"
Bu da Yepyeni Rakı!
Kortizondan değil yanlış kullanmaktan korkun
Zenginin gönlü oluncaya kadar fakirin canı çıkar
Kadınlar 4 bin yıldır sporcu
Aklına koyduğunu mutlaka yapardı
YEMEK DÜNYASINDAN
İmparator ağaçlar
Deniz ürünlü spagettisi çok lezzetli
Tası tarağı toplayıp kaçtılar
Türkiye ve Rusya (2)
Kimi seviyor, kimi tiksiniyor TV kişisi olmak zor iş!
"Ne olacak şu bizim medyanın hali?"
İbrahim Müteferrika Amca





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural

© 2004 Milliyet