Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Eylül 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Tası tarağı toplayıp kaçtılar

İngiliz dostlarıma "Mutlaka Bodrum'u görün, bize misafir olun. Unutulmaz bir tatil geçireceksiniz" diye aylardır telkinde bulunuyordum. Sonunda teklifimi kabul edip peşimden yollara düştüler. Ama Bodrum maceraları kısa sürdü. Neden mi?

londra

Antalya sahillerini ballandıra ballandıra anlattığım İngiliz dostlar bu yıl dayanamayıp bizim tatile katıldılar.
THY'nin İstanbul aktarmalı uçuşuyla Londra-Antalya yolculuğunu yaptık. İngiliz dostlarımıza ilk şok Antalya yerine Gaziantep'e gönderilen bavul oldu.
Kaybolan bavulun nerede olduğu 24 saat boyunca bir türlü öğrenilemedi, o da başka bir hikaye.
Şükür ki, Uzakdoğu'nun tropikal havasını Akdeniz'e taşıyan IC Hotels Green Palace büyülü atmosferiyle bavul yüzünden yaşadığımız tatsızlığı unutturdu. Unutturmak bir yana, otelin göl evlerinde uyuyan, palmiyeli bahçesindeki küçük kulübelerde Bali'den gelen usta genç kızlara masaj yaptıran, Green Palace suşisini tadan İngilizlerin bir hafta sonra ağızları kulaklarına varıyordu.
Ama biliyorsunuz burası tezatlar ülkesi. Kiraladığımız minibüsle Bodrum'a doğru yola koyulduğumuz an Green Palace'ta depoladığımız huzur uçup gitti. Antalya- Bodrum arasında, dağlık tepelerin virajlı yollarındaki "Dikkat, taş düşer" levhalarını tercüme ettiğim İngilizlerin gözleri korkudan faltaşı gibi açıldı. Zira bir İngiliz için uyarının yapılıp hiçbir önlemin alınmaması düşünülemez bile.
Düşünün ki, "Taş düşecek" deniyor ama taşları önleyecek bir tel örgü, herhangi bir bariyer yok.
İngiliz mantığı düzdür. Diyelim ki, tam biz geçerken taş düştü. Minibüs şoförü ne yapacak? Direksiyonu kıvırdığı anda aşağısı uçurum. Yolda giderken tepelerdeki taşları yoklamaya kalksa karşıdan gelen bir arabayla burun buruna gelmesi işten bile değil... Çetin bilmecenin içinden çıkamayan İngilizler neticede tartışmayı bırakıp çözümü beraberlerinde getirdikleri viski şişesinde buldular. Bodrum Turgutreis'e saat 02.00'de vardığımızda hepsi çakırkeyifti.
Bavulların yerleştirilmesi, herkesin odalarına dağılması derken yatma saati 04.00'ü buldu.

Yataklarımızdan deprem mi oluyor diye fırladık
Yolculukla geçen yorgun bir gecenin sabahı kuş cıvıltıları yerine evi sallayan inanılmaz korkunç bir gürültüyle yataklarımızdan fırladık. Bizim İngilizlerin gözleri yine faltaşı. Bir hafta önce Bodrum'da depremi yaşamış herkeste "Acaba deprem mi?" endişesi var.
Annem anlatınca meselenin içyüzü ortaya çıktı. Meğer Turgutreis Belediyesi, annemin evinin tam karşısına kaçak umumi tuvalet yaptırdığı yetmiyormuş gibi bir de su deposu kondurmuş. Her dört saatte bir, bir araca bağlı su tankeri yaklaşıyor ve müthiş bir homurtuyla depoya su aktarıyor. Üstelik bu homurtu hafta sonları da sık aralıklarla duyuluyor. Zira bu, yüksekliği üç metreyi aşan görkemli tuvaletlerin sağındaki ve solundaki barlara su bu depodan gidiyor.
Şimdi tuvalet, bar ve su deposu meselesini biraz daha açmam gerek. Turgutreis'te dolaşan iddialara göre, beldedeki iki bara Belediye Başkan Yardımcısı Mustafa Dinçberk ortakmış. Bir başka iddiaya göre de, Bodrum'un en güzel günbatımının olduğu Günbatımı Plajı'na kondurulmuş iki tuvaletin de imar izni yok. Hatta tuvaletler plaja mavi bayrak almak için dikilmiş.
Arada bir tuvaletler de büyük bir gürültüyle boşaltılıyor. Durumu İngilizlere nasıl izah edeceksin? Bir yanda su basan araç, diğer yanda tuvaletleri boşaltan araç. Kanalizasyon borusuyla su borusu yan yana. Akşam terasta yemek yerken tuvaletlerin boşaltılmasıyla etrafa yayılan pis kokular da (hele rüzgar denizden esiyorsa) cabası.

Umumi tuvalet aslında bizi zengin bile edebilirmiş
Tatilin üçüncü gününde bizim İngilizlerden biri (en ukalası) gürültülere dayanamayıp elinde teyple sokağa fırladı. Niyeti, gürültüyü kaydedip Turgutreis Belediye Başkanı Ali Yazgan'a hoparlörlerle sabahtan akşama dinletmek. Ne var ki, İngiliz dostlarımızdan sigortacı Allen, "Aman dur. Burası henüz AB ülkesi değil, hapse girme ihtimali var" deyince teyp gerisin geriye eve döndü.
Güzelim manzarayı kapatan tuvaletler, su gürültüsü ve Turgutreis pazarına mal getiren kamyonların ortalıkta park etmesi neye mal oldu biliyor musunuz? İngilizler tası tarağı toplayıp Turgutreis'i terk ettiler.
Bu da anneme yaradı elbette ama benim karizmam çizildi.
"Mutlaka Bodrum'u görün, bize misafir olun. Türkiye'de unutulmaz bir tatil geçireceksiniz" diye aylardan beri telkinde bulunmuşum. Adamları peşimden sürüklemişim, virajlı yollarda akılları başlarından gitmiş... Şimdi de bavulları toplatan bu gürültü.
İngilizler giderken anneme şöyle bir akıl verdiler: "İngiltere olsaydı evi satın aldıktan sonra karşınıza dikilen bu umumi tuvaletler nedeniyle belediyeden tazminat talep edebilirdiniz. Deneyin, belki burada aynı şey olabilir zira evinizin değeri düştü."
Aslında pek de fena fikir değil. Turgutreis Belediyesi'nden alacağımız tazminatla umumi tuvaletsiz, gürültüsüz patırtısız, deniz manzaralı bir ev sahibi olabiliriz.
Kim bilir? Avrupa Birliği yolunda ilerlerken umumi tuvalet bizi zengin bile edebilir.

PAZAR
"Üçü de evli kadınlarla aşk yaşadı"
"Binlerce kişilik ailemizin imkanlarını sinema için ortaya koydum"
Fransızca şarkıların seksi sesi İstanbul'a geliyor
"Şimdi ikinci kuşak golfçüleri yetiştiriyoruz"
Bu da Yepyeni Rakı!
Kortizondan değil yanlış kullanmaktan korkun
Zenginin gönlü oluncaya kadar fakirin canı çıkar
Kadınlar 4 bin yıldır sporcu
Aklına koyduğunu mutlaka yapardı
YEMEK DÜNYASINDAN
İmparator ağaçlar
Deniz ürünlü spagettisi çok lezzetli
Tası tarağı toplayıp kaçtılar
Türkiye ve Rusya (2)
Kimi seviyor, kimi tiksiniyor TV kişisi olmak zor iş!
"Ne olacak şu bizim medyanın hali?"
İbrahim Müteferrika Amca





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
NEVSAL ELEVLİ
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer
Yalvaç Ural

© 2004 Milliyet