|
 |
|
|
Kimi seviyor, kimi tiksiniyor TV kişisi olmak zor iş!
Bir arkadaşım her gün en az bir kez anneannesiyle telefonda konuşuyor. "Ne konuşuyorsunuz?" diye sordum. Ne konuşulur ki? Her Allah'ın günü... Ne?
"Anneannem Esra Ceyhan'ı annemden daha çok seviyor" dedi. "Vatan Şaşmaz'ı oğlu zannediyor, ona kız arıyor" dedi. "Caner ile Tülin bir türlü kavuşamadı diye üzülen, uykuları kaçan insanlar var ya, anneannem işte onlardan biri" dedi. "O günlük gelişmeleri anlatıyor, ben bir yandan dinleyip diğer yandan işimi yapıyorum. Hem gündemi takip ediyorum hem eğleniyorum." Ha!
Mevzu TV kişileri imiş efendim.
Yeni yayın dönemine girer iken...
Mevzumuz TV kişileri...
Evin kızı mı, yoksa evdeki yabancı mı?
ESRA CEYHAN KADINLARDA HER LİSTENİN EN BİRİNCİSİ
Hem çok sevenler hem nefret edenler için... Tüm kategorilerde en birinci TV kişisi Esra Ceyhan. Daha tuhafı, yeni sezonda hafta içi her gün öğleden sonra kuşağında olmayacağı havadisi hem sevenlerini üzdü hem de nefret edenlerini. Çünkü onu izlemek herkes için büyük bir zevk.
Sevenler onu hakikaten ailenin bir insanı gibi görüp benimsiyor; kızı, kız kardeşi, torunu gibi her haliyle alıp bağrına basıyor. "Bu ruj ona hiç yakışmamış" diyorlar misal; tıpkı çok sevdikleri biri kendine hiç gitmeyen / olmayan / fazla sırıtan renkte bir rujla sokağa çıkmış gibi bir üzüntüyle... Kınayarak ya da dalga geçerek değil, zinhar; en kısa zamanda onu uyarabilmek dileğiyle...
Mesela arkadaşımın anneannesi Esra Ceyhan'ın ne zaman çocuk doğuracağını merak etmekle kalmayıp, oturup çocuk için isim de düşünüyor. Kış döneminde telefon görüşmelerinin önemli bir parçası Esra Ceyhan. "Bugün beyaz bir etek, üstüne güllü dallı bir bluz giymişti. Bluz biraz açıktı, inşallah bir daha giymez. Bir kadın aradı, hastaymış galiba, Esra çok duygulanıp ağladı."
Anneanne Esra Ceyhan'ı zırt diye ağladığı ve pırt diye gülüverdiği, herkesi çok sevdiği, çok saygı duyduğu, çok takdir ettiği için seviyorsa eğer, bir dolu insan da tam da bu sebeplerden Esra Ceyhan'a dayanamıyor.
Ama bu "dayanamamak", Esra Ceyhan izlememek demek değil. Esra Ceyhan izleniyor. Sırf ne kadar sahtekar olduğu, yine nasıl numaradan ağladığı, yine övgü kıyamet takdir ettiği birinin aslında -diyelim ki söylediği şarkıyı, oynadığı diziyi- hiç bilmediği ortaya çıksın diye.
Esra Ceyhan'ı hiç izlememiş birine bir şey ifade etmeyen Okan Bayülgen'in Zaga'daki Şelale hanım tiplemesi de, işte bu yüzden, bazılarını koltuktan yuvarlanacak kadar çok güldürüyor.
Ceyhan'ın konuklarına soru sorarken bile kameraya bakması, asla ağız dolusu gülemeyip dudaklarını büzüp durması, bir de gelen konukların hepsini her nasılsa dünyalar kadar sevdiği halde onlarla ilgili pek bir şey bilmemesi, konuğuyla birlikte şarkı söylemeye kalkışıp sözleri katiyen bilmediği için dudaklarını oynatması ama elbette hep yanlış oynatması...
Esra Ceyhan, hiç tartışmasız, hem en sevilen hem de en sevilmeyen kategorisinde, ki zaten ne fark eder, bir numaralı TV kişisi.
Kötülerin saçları kırmızı mı olur?
TÜM LİSTELERİN "EN KÖTÜ"SÜ
Her koşulda herkesin illet olduğu TV kişileri de var. Anneanneler cephesinden de, torunlar cephesinden de tepki alanlar. Mesela Neriman Uğur.
Neriman da kim? Anneanneler onu Gülseren diye biliyor. Ve Memoli'ye yaptıklarını henüz unutamamışlarken bir de üstüne Şerbet'e neler neler ediyor olmasına cidden sinirleniyorlar.
Anladınız, Neriman Uğur, bir zamanlar "Yılan Hikayesi"nin, şimdilerde "Melekler Adası"nın "kötü kadın"ı... Tek sevilmeme nedeni, Erol Taş misali, "kötü"yü iyi oynaması.
Ama işte "kötü"yü iyi oynamak da göreceli. Televizyon ekranında tiyatro sahnesindeymiş gibi böyle kocaman kocaman, eller-kollar-gözler-dudaklar topyekun kötü bir "kötü" izlemek bazılarına da pek inandırıcı gelmiyor.
Bir de "Kırmızı saçları niye o kadar kırmızı ki?" diyenler var. Kim bilir? "Kötü kadın"ın TV'de görsel karşılığı kırmızı saçtır belki.
En tepe için artık yalnız yarışacaklar
YENİ SEZONDA EN ÖZLENECEKLER
Yeni yayın döneminde bu ikiliyi, çok severek izleyenlerin ve neredeyse iğrenerek izleyenlerin, yani tüm izleyicilerin çok özleyeceği muhakkak.
Bir kere ikisi de çok seksi. Gamze Özçelik öyle kolay kolay el değdirilemez, babasının sevgili kızı güzelliği ile; Seray Sever orta yaşlı ya da kibarca olgun, diyelim ki "demli" güzelliği ile... Her an birbirlerine kibar kibar laf dokundurmaları falan da, özellikle lezbiyen pornosu izlemekten hoşlanan erkekleri, TV'de saç saça baş başa bir kadın kavgası yakalamak ümidiyle ekrana bağlıyordu. Ayrıca izleyici kadınlar da yaş gruplarına göre ya birini, ya diğerini tutarak ama ille de tutarak; tuttuğunun en güzel, en şık, en sevimli, en iyi sunucu olduğuna tüm ev halkını ikna etmeye gayret ederek izliyordu onları.
Artık ayrı takılacak ve tahminen "en kıllar / en şahaneler, hepsi bir arada listesi"nde ayrı ayrı tepeye oynayacaklar.
Her evde bir anneanne onu evlendirmek için kız arıyor
VATAN ŞAŞMAZ ERKEKLERDE HER LİSTENİN EN BİRİNCİSİ
En sevilen / nefret edilen TV kişisi kadınlarda Esra Ceyhan ise, erkeklerde de Vatan Şaşmaz açık ara önde görünüyor.
Vatan Şaşmaz sevenlerine göre öyle yakışıklı ki, insan onun "gerçek" olduğuna inanamıyor. O burun, o ağız, o gözler, o bakış... Üstelik nasıl da yüksek ahlaklı bir insan. "Ben aşkı iki kişinin yaşamasından yanayım" demekle kalmadı, her fırsatta mütemadiyen evlenmek istediğini söyleyerek de cümle kız anasının kalbine sızdı.
Bizim meşhur anneanne Vatan Şaşmaz'ı oğlu zannediyormuş. Arkadaşım "Vatan Şaşmaz evlenmek istediğini her söylediğinde, ki galiba çok sık söylüyor, anneannem ona hem TV'den hem etraftan kız aramaya başlıyor" diyor.
Anneanne mesela, hakikaten adayları sıralayıp soruyormuş: "Sence o mu daha iyi, yoksa bu mu?" Hakikaten öz oğluna kız ararmış gibi bir dikkatle, oğlunun evlenmesini hem çok isteyip hem de kimseleri ona layık göremeyerek, onun gözü şehla, bunun saçı kısa diye diye, aklını fikrini bir süre Vatan'ı evlendirmeye takıyormuş.
Ve tam da bu sebepten Vatan Şaşmaz TV'nin bir numaralı "kıl"larından. Kim TV izleyen anneannelere böyle bir olta atar ki? Anneanneye "Ah keşke bütün gençler böyle olsa" dedirtebilir olmak, o kadar da iyi bir şey midir? Yoksa Vatan Şaşmaz, asla genç olamadan yaşlanmıştır ve "vah vah" mıdır?
Bir de şu var: Vatan Şaşmaz yakışıklı mıdır? Ağzı burnu her düzgün olan kadar belki ama o fönlü saçları, zevksiz süveterleri ile yakışıklılığı fena halde tartışmaya açıktır.
Hem Vatan Şaşmaz niye durduk yerde kameraya göz kırpar, niye bir öne bir arkaya yürü yürü yollar tükenmez anons yapar, niye yürümediği zamanlarda elini çenesine dayayıp saçma sapan vesikalık pozları verir. Niye niye?
Ayy çok komiiiik
EN ESPRİLİ
Anneanne onunla ilgili bir şey söylemedi. Ama bu yazının "En kıl yazı" seçilmesi riskini göze alarak yapacağını söyleye söyleye yaptığı bir şakayı nakletmek vazifemiz:
Şimdilerde o güzel sesli kızın (Ayşe Hatun Önal'ın) kasedi çıktı. Ben de onun bir şarkısıyla şaka yapacağım. "Ayağını yerden kes-cem senin" diyor ya. Ben bu Cem kim çok merak ediyorum. Meğer Türkçemizi hafif katlederek 'keseceğim' demek istiyormuş. Hah hah hayyy...
Taner'in listelerde yeri yok, o her yerde
Anneanne bir magazin programının muhabirine "zibidi" diyor. "O zibidi çocuk"un yaptığı "tü ayıp" şeyler tek tek anlatılıyor. Zibidi bir gün bir kızın eteğini kaldırıp altına bakıyor (mış gibi yapıyor), bir gün bir başka kızın saçını çekiyor, kumsalda yakaladığı bir kıza pat diye sarılıyor.
Arkadaşım çok uzun zaman zibidi aşağı, zibidi yukarı, onun yaptıklarını anneannesinden dinliyor ama zibidinin kim olduğunu bilmiyor. Anneanne her seferinde hiç sıkılmadan anlatıyor "Hani kapkara bir çocuk. Kabarık saçlı. Elinde mikrofon, herkesin yoluna çıkıyor ya, işte o."
Taner! Afro onun saçları! Fotoğrafına bile gerek yok, anladınız değil mi kim olduğunu?
Taner'i bir tek, ha bire ona röportaj veren ve "ihi ihi ihi" gülmesine eşlik eden Asuman Krause seviyor. Niye seviyor? Anneanne de bilmiyor.
tubakyol@yahoo.com
|
|
|

|