Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 03 Eylül 2004 / Cuma  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Seni ben bile koruyamam artık...

Yalçın Granit pes etmiyor, yine tırmandırıyor, kendini bitirme pahasına yine bitirmiyor. İkimizin arasında öyle, hepimizin arasında böyle konuşuyor ve artık ayıp ediyor. Yine Pivot'a bağlanmak istiyor, bağlanıyor ve hepimizin arasında yine bir Made in Granit klasiği başlıyor. Önce sen (ben) önemlisin, sen (ben) değerlisin filan falan diye beni boyayıp , sonra da önce duy , sonra bi duy daha, ki duymamak için kulaksız olmak lazım. Sonra dinle , sonra bi dinle daha, sonra da birkaç defa arka arkaya anla , hani anlamıyorsunun en nezaketten uzak şekliyle. Yalçın abi böyle. Yedisinde neyse yetmişinde de aynı işte.
O ve onun gibilerinin kaç jenerasyonu ezip yok ettiğini inanın hatırlayamıyorum. Yarın içimde kalanla öbür tarafa gitmektense, hazır bu taraftayken ...
En hafifinden babam sana söylüyorum, Yalçın abi sen anla...

Babam bile...
20 binden fazla kitabı olan, 90'ın bi küsüründe kitap okuyabilmek için katarakt ameliyatı olan, yine 90'nın bir küsüründe kalça kemiğini kıran, yine 90'ın başka bir küsüründe hala kitap bile yazan, vallahi ve billahi benim tanıdığım en demokrat adam olan yüz yaşında ölen babam bile 20 - 30 senedir başkanı olduğu derneği 90 küsurunda 80 yaşındaki 20 - 30 senedir yardımcısı olan o profesöre bile bırakmamıştı. Bu işler çoluk çocuğun eline bırakılmaz diye... Zavallı profesör, en uzun süre 2. Başkan olma rekorunu kırıp başkan olamadan pes etmişti. O günlerde babam, bu Süleyman bey (Demirel) bu Bülent bey (Ecevit) ne ihtiraslılar, hala bırakmıyorlar diyordu sık sık üstelik...
Evet, bu ihtiras nasıl birşeyse...

Her yanımızı sarrrmışlar...

Kod adlarının baş harfleri K. M. (Kifayetsiz muhterisler)
Hani Bülent Yavuz'a peruklu başkan demiştim de yanındakilerden biri arayıp başkan bozuldu demişti. Ben de, ama hem başkan, hem de peruk takıyor demiştim...
İlk bakışta hem kifayetsiz, hem muhteris de iyi gelmiyor tabii muhatabı olana, hem kifayetsiz ve hem muhteris olsalar da. Biri bana dese, ben de takılırım doğrusu. Ama ne yapabilirim ki, hem kifayetsiz, hem de muhterisler.
Mesela Şenol Güneş bu gruptan. Mesela Yücel Kop da. Mesela iyi bir atlet olan, şimdiki federasyon başkanı Mehmet Yurdadön de. Mesela kazaen Ulaştırmanın Bakanı olan o Bakan da. Mesela onun TCDD'sinin Genel Müdürü de. Mesela turizmin içinde sadece turist olarak bulundum diyen bir dönemin turizm bakanı hanımefendi de bir kifayetsiz muhteristi.
Alınmasınlar (veya alınsınlar), darılmasınlar (veya darılsınlar) bu ülkenin gözükmeyen kısmında kendini gösteremeyen kimler var kimler. Ama bu ülkenin gözüken kısmında da bu kifayetsiz muhterisleri kendi kifayetsizlikleri belli olmasın diye seçen başka kifayetsiz muhterislerde var ve sarrrıp sarrrmalamışlar. Onlardan bir kurtulsak var ya...

BİLGİN'DEN

Ben'i seviyorum tabii...
İkizim diğer ben 'i de tabii...
Bırakın cismini görmeyi, ismini her duyduğumda damarlarımı sonuna kadar açan O' 'nu da tabii...
Ama 'biz 'i benden de, diğer benden de, hatta O ndan da çok seviyormuşum.
Hatasız olacak kadar bi hiç olmayı hiç istememiştim bugüne kadar.
Ama hata yapmayı da valla hiç bu kadar çok istemedim bugüne kadar.
Son Bilgin'dende son haftanın O 'nsuz geçen tatsız ve tüm tadımı kaçıran son 'u bu defa son 'a götürüyor galiba bizi demiştim.
Yine de...
Evet, çok karıştım bu aralar.
Biraz düşüneceğim.
Bu hafta sussssuyorum.
Bir ben 'im yine hadi oğlum diyor topla pılını pırtını gidiyorsun, diğer ben'im yine saçmalama oğlum diyor, otur oturduğun yerde...
Evet, biraz düşüneceğim...

Fitre ve zekattan prim olur mu?

Ulusoy'lu, Güneş'li dün'lerdi. Bir Milli Takım golüne sevinmediğimi farkettiğimde çok şaşırmıştım. Hiç ama, hiç içimden gelmemişti doğrusu.
Ulusoy, her galibiyeti Allah'a bağlıyordu. Santrforu bize inanan inananlarla deyip, önce bizi inanan ve inanmayan diye ikiye bölüyor, sonra inananları kendi arasında da ikiye bölüyordu. Yine de her galibiyet sonrası Ulusoy fitre ve zekatı oyunculara dağıtıyordu. Milliyet'in o olağanüstü anlamlı Golü İMansız attı (Senegal maçı) manşeti tam o günlere rastlamıştı. Milli Takım'dan ne kadar soğumuştum, ne kadar soğumuştuk...
Ya para, para, para, ya o ne dedi, ya bu ne dedi. Başka birşey konuşmuyorlardı ki. Bütün Dünya kameralarının takip ettiği bizimkiler, adeta biri bizi gözetliyor evine çevirmişlerdi Milli Takım'ın kamp yaptığı oteli. 06 Hakan, 07 Okan, 08 Şenol Güneş, 09 Haluk Ulusoy, filan falan...
Levent Bıçakçı'nın işi zor. Önce bu takımı sevdirmeli hepimize. Sempatik hale getirmeli... Ama son toplantıda ilk sıraya yine primin çıkması, her konuda felsefe yapan Milli Takım'ın başındaki yeni 'filozof'un da para konularında nedense (!) susssması pek de bir şeyin değişmeyeceğini gösteriyor bu gidişle... Bu takım bizim takımımız ve biz bu takımı sevmek istiyoruz...

Ha ha ha Hagi

3 - 4 sene önce futbolu bırakıp, 3 - 4 senedir antrenman yapmayan eski 10 nolu futbolcusunu 3 - 4 senedir her gün antrenman yapan futbolcuların içine sokmayı bir yöneticisinin düşünmesi bile Galatasaray yönetiminin ne kadar dibe vurduğunu gösteriyor.
3 - 4 senedir antrenman yapmayan eski 10 nolarınının, 3 - 4 senedir her gün antrenman yapanların arasında hiç de sırıtmayacak olması da Galatasaray futbol takımının ne kadar dibe vurduğunu gösteriyor tabii.

Bogdan birinci vazifen...

BOGDAN Tanjevic iyi başladı ama bogdan devam etti. Rüya mızdaki iki romantik NBA maçından sonra bizi rüya mızdan uyandıran maçlar hemen arka arkaya geldi (Bu yazı Efes Cup'ın son maçı oynanmadan yazıldı). Her şekilde coachu eleştirmek için daha çok erken. Ama birilerinin ona ilk misyonunun bizi Avrupa Şampiyonu yapması olduğunu anlatması gerekiyor (Ünal Özüak yazdı). Başka misyonlar yüklemesin şimdilik kendisine. Biz ondan bir
1 no yaratmasını ve bizi biz kadar oynatmasını bekliyoruz önce. Sonrası daha sonra.

SERİ İLANLAR
Pazartesi - Çarşamba 09.30 - 10.00 Radyo D'de
Cuma'ları ise Milliyet'teyiz (Başka şubemiz yoktur.)
İmza: Köyün Delisi



bilgingokberk@mail.com




SPOR
TÜM TAŞLAR OYNADI
Kısmetse olur!
Dev bayrak veto yedi
Petre'ye rahat yok
Huylu, huyundan...
Hükümete kırmızı kart
Rooney'e ölüm tehdidi
Başkent'te altın günü
Şenoğlu iddialı
Haber turu...
Seni ben bile koruyamam artık...
Aramıza kimler girdi
Karavana
At yarışları
Avrupa Ligleri
Yine Slovenya, yine yaya: 68-78





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Bilgin GÖKBERK
Seni ben bile koruyamam artık...
Yalçın Granit pes etmiyor, yine tırmandırıyor...
Ebru KÖKSALDI
Aramıza kimler girdi
Şeref Eroğlu diyor ki: "Keşke bu program olim...
Gökhan TÜRE
Karavana
MİLLİLERİMİZ, bir "kısır" Slovenya maçını dah...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet