|
 |
|
|
Aramıza kimler girdi
Şeref Eroğlu diyor ki: "Keşke bu program olimpiyat öncesi yapılsaydı. Pekin öyle olmasın. Şimdiden konuşalım. Bu sporlar olimpiyat başlarken, yazılır çizilir. Olimpiyat bitince unutulur, dünya şampiyonası gelirken tekrar yazılır, sonra yine unutulur. Türk genci kime özenecek ? Elbette hergün gazetelerde gördüğü futbolculara, basketbolculara; bize değil."
Boks Federasyonu Başkanı Caner Doğaneli, başarının tepesine çiçek bulmuş arı gibi konup, madalya alamayan sporculardan kaçanlara sitem ediyor: "Sadece Atagün varmış gibi davranmayın. O madalya alıp bizi çok mutlu etti, ama diğer çocuklar da emek veriyor, onlar da ilerde başarılı olacak. Onları dışlayacak şekilde yayın yapmayın. 4 yılda yaptığımız işleri yazın."
Eşref Apak'a, 4. olduğu final sonrası şu soru araya sıkıştırılıyor: "Antrenörün artık senin için yeterli olmadığını söyledi. Ne düşünüyorsun?". Madalya çağını açan genç neslin ortak özelliği olan dobralık, cesaret var ya, o havayla Eşref bıçak gibi cevap veriyor: "Ekip çalışması yapılır, yeni hocalar gelebilir. Ama antrenörüm bu ekibin içinde olmazsa ben de yokum."
Mükemmel maçlar çıkarmasına ve güreşte nadir görülecek bir yarı finale imza atmasına rağmen, yanıp tutuştuğu altını kaçıran Şeref lafını esirgemiyor: "Biz hükümetlerin değil, devletimizin ve milletimizin sporcusuyuz."
Ama o millet belki de onlardan çok bürokratları gördü televizyonda. Müsabaka sonrası birkaç dakika sporcularla başbaşa kalma, araya kimse girmeden duyguları paylaşma fırsatımıza hep birileri engel oldu. Mahcubiyetten kameraya bile zor bakan, Muhammed Ali'nin rekoruna eşlik etme arefesindeki bir 17'lik çocuk. Sağı - solu ablukaya alınmış. Onu sürekli övüp duygularımızın yayını iyice gerenlerin arasında nasıl ezilip büzüldüğünü düşünün. Ve ertesi gün finale çıkacağını.
Biz izleyiciler de tıpkı sporcular gibi huzuru müsabakalarda bulduk. Onun dışındaki dünyada ise dereceye giremeyenleri ayıplayıp, utanılacak birşeymiş gibi gösteren, kendini geliştirmek yerine rakibinin düşmesini bekleyen, rakibini alkışlayamayan, hayal kırıklıklarını manşetten arabesk başlıklara taşıyan kuru kalabalık vardı.
Bu sporcular bu noktaya kadar sisteme isyan ettikleri, sisteme karşı koydukları için gelebildiler. Bizden farklı düşündüler. Buraya gelirken yanında olmayanların ne onların başarılarını kullanmaya, ne de başarısızlıkta onları ayıplamaya hakkı var. Maddi ve manevi destek şov yapmadan da gösterilebilir, eleştiri insanları birbirine kırdırmadan da yapılabilir.
ekoksaldi@milliyet.com.tr
|
|
|

|