|
Çocukların suçu ne?..
Her seferinde Yunus Emre'nin, o büyük ozanın yedi yüzyıl önceki dizeleri aklıma takılır:
Gelin tanış olalım
İşi kolay kılalım
Sevelim sevilelim
Dünya kimseye kalmaz.
Ne zaman şiddet, ne zaman terör insanlığın kapısını çalsa, her seferinde Yunus'un bu dörtlüğünden yansıyan insan sevgisi, hoşgörü duygusu bir dalga halinde iç dünyamı yalayıp geçer.
Ama değişen bir şey olmaz.
Ne yazık ki öyle.
Yaşadığımız dünya, Yunus'un özlemini çektiği o dünyadan hala ne kadar uzakta... Aradan tam yedi yüzyıl geçmiş olmasına rağmen dünya hala altüst olmaya devam ediyor.
Şu günlerde bakın dünyaya.
Kıpkırmızı, kocaman kanlı bir terör dalgası yine insanlığı dehşet içinde bırakarak nasıl da kabarıyor. Terör Irak'ta vuruyor. Filistin'le İsrail'de, Rusya'da vuruyor.
Kuzey Osetya'da çocuğu teröristler tarafından rehin alınan Rus annenin çığlığı içimi acıtıyor:
"Ne istiyorlar çocuklardan?.. Çocukların suçu ne? Çocuğumu bırakıp beni rehin alsınlar."
Annenin acı ve kederle dopdolu bu çığlığı terörün kör kuyusunda yitip gidecek mi?..
Evet, çocukların suçu ne?
Masum insanların suçu ne?
Onlara kıymak, çıkmaz sokaktır.
İnsanlığa karşı suçtur.
İnsan haklarının en kutsalı olan yaşama hakkı çiğnenerek bir yere gidilemez. Sadece kötülük çiçeklerinin boy attığı toprakları kanla sulayanlar, gün gelir, o bataklık tarafından yutulurlar.
Çok gecikildi.
Şimdi bunun bedeli ödeniyor.
İnsanlığın terörizme karşı ortak bir cephe oluşturmasının vakti geldi geçiyor. 'Küresel terör'le mücadele için küresel bir strateji lazım.
Bu yeni bir dünya savaşıdır. İlle de isim koymak isterseniz, Dördüncü Dünya Savaşı da diyebilirsiniz.
Bu savaş elbette tek boyutlu olmayacak. Yalnızca askeri önlemlerle yürütülmeyecek bu savaş. İdeolojik alanda da verilecek. Mutlaka yoksulluğa, işsizliğe, eğitimsizliğe, eşitsizliğe, adaletsizliğe, haksızlığa karşı da savaşılacak.
Bütün bu sorunlar, bütün bu olumsuzluklar özellikle bizim yaşadığımız coğrafyada, Ortadoğu'da, İslam aleminde, Avrasya'da fazlasıyla kol geziyor. Kötülük çiçeklerinin boy attığı bataklıkları kurutmak için bu sorunların üzerine gitmekten başka çaremiz yok.
Şiddet ve terörün eğer fanatiklerin elinde silah olarak insanlığı her Allah'ın günü vurmasını istemiyorsak, bataklığı kurutmak zorundayız.
Bunun için Amerika'yla Avrupa'nın el ele vermeleri gerekiyor. Washington, Paris ve Berlin arasında işbirliği ya da Moskova'yla, Pekin'le uyumlu ilişkiler gerekiyor.
Irak'ta savaşın ülkeyi bir terör üssü olmaktan kurtararak sona ermesi ve normalleşme kapısının hızla açılması gerekiyor. Filistin - İsrail sorununun bağımsız bir Filistin devleti kurularak hakça bir çözüme kavuşturulması gerekiyor bir an önce. 'Arap dünyası'nın ekonomik ve siyasal liberalleşme yolunu açarak kalkınma rayına oturması gerekiyor.
Ya da İran'ın, Kuzey Kore'nin nükleer silah sevdasından vazgeçmeleri gerekiyor.
Kolay mı? Değil.
Ama unutmayın.
Soğuk Savaş tam elli yıl sürdü. Totalitarizme karşı özgürlüğün zaferi de kolay olmamıştı.
Bunun için 'küresel terör'e karşı mücadelede küresel strateji oluşturmak olmazsa olmaz bir koşul. İnsanlığın terörizme karşı ortak cephe kurması vazgeçilemez bir hedef...
Ve bunun başlangıç noktası, motoru Batı olacak. Amerika'yla Avrupa olacak. Ama bunun için öncelik Washington'da. Başkan Bush'un başına buyrukluğunun sona erdirilmesi herhalde bu açıdan bir ilk adımı oluşturacak.
Bakalım, 2 Kasım'da Amerikan halkı bu işi oy sandığında başarabilecek mi?
h.cemal@milliyet.com.tr
|
|