|
Çare ne?
RUSYA Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Kuzey Osetya'daki okul baskını krizi yüzünden Türkiye'ye gelememesi, çok yazık oldu... Aslında bu terör eyleminin ciddiyeti dikkate alındığında, Rus liderinin ziyaretini ertelemesini doğal karşılamak lazım. Ülkesinde çoluk çocuk yüzlerce kişinin rehin alındığı ve hayatlarının tehlikede bulunduğu bir sırada, Putin'in bu yaşamsal "kriz yönetimi"ni Türkiye'den yürütmesi elbet düşünülemezdi...
* * *
RUSYA'nın Kuzey Osetya bölgesinde Çeçen militanlarının giriştiği eylem, Başkan Putin'i çok güç bir ikilemle karşı karşıya bırakıyor: Ya "Teröristlerle pazarlık yapılmaz, diyalog kurulmaz" şeklinde eski tavrını koruyacak ve militanlar geri adım atmadığı ve rehineler serbest bırakılmadığı takdirde güç kullanarak meseleyi halletmeye çalışacak. Veya aralarında çocukların da bulunduğu yüzlerce rehinenin sağ salim kurtulması için direkt veya dolaylı olarak teröristlerle temas kurup bir şekilde uzlaşmanın yolunu arayacak...
Putin birinci şıkkı daha önce de denedi. Bundan pek iyi bir sonuç alındığı söylenemez. Örneğin iki yıl önce Çeçenlerin Moskova'daki tiyatroya baskınına karşı gerçekleştirdiği operasyon, 129 kişinin hayatına mal olmuştu. Bu yüzden Rus lideri büyük öfke duyan halkının sert tepkisine de hedef olmuştu...
Putin şimdi ikinci şıkkı deniyor. Yani bir nevi "müzakere süreci"ni başlatmış bulunuyor. Bu başarılı olacak mı? Bunda zorluk, teröristlerin şimdiye kadar "kabulü imkansız" bazı şartlar öne sürmesidir. Örneğin, Rus kuvvetlerinin Çeçenistan'dan çekilmesi koşulu gibi. Böyle bir şartı hiçbir hükümet kabul etmez. Ama teröristlerin başka şartları (örneğin tutuklu Çeçen militanların serbest bırakılması gibi) üzerinde mutabakat sağlanabilir.
* * *
ARTIK bir "evrensel vakıa" halini alan ve çok ciddi boyutlara ulaşan terörizme karşı mücadelede, hızlı başarı elde etmek pek mümkün değil. Alışılagelen klasik savaşlara benzemeyen, çoğu zaman esas düşmanı görünmeyen, yöntemleri çok farklı olan bu yeni savaş türüne karşı uygulanabilecek en etkin stratejinin ne olduğu da henüz belirlenmiş değil.
Teröre hedef olan pek çok ülkede, genelde şimdiye kadar en çok uygulanan strateji, "teröristlerle pazarlığa oturmama" prensibine ve "en uygun biçimde güç kullanma" yöntemine dayanmıştır. (Türkiye de PKK'ya karşı mücadelede bu stratejiyi uygulamıştır).
Ne var ki bazı hallerde güç kullanarak sonuç elde etmek mümkün olmuyor. (Moskova'daki tiyatro baskını gibi)... Aşırı güç kullanmak da, bazen ters sonuç veriyor, eylemciler radikalleşiyor, şiddet kısır döngüsü kırılamıyor. (Çeçenistan, Filistin, Irak örneklerinde olduğu gibi)...
Diğer bir deyişle, teröre karşı sırf güçle karşılık vermek her zaman en iyi çare değil. Kısa vadedeki mücadelede "esnek mukabele" taktiğini kullanmak, doğrudan veya dolaylı temas ya da diyalog yolunu açık tutmak, çoğu hallerde daha etkin bir çare oluyor.
Tabii esas çözüm için terör eylemlerine yol açan siyasal, sosyal ekonomik nedenlere inmek gerek. Ama bu, daha uzun vadeli (epey zaman ve yeni bir anlayış isteyen) bir hedeftir...
skohen@milliyet.com.tr
|
|