Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 09 Eylül 2004 / Perşembe  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Zamanı mı?..


DÜNKÜ "Guardian" gazetesi başyazısında şöyle diyordu: "Son aylarda sessiz sedasız anlaşıldı ki, AB önümüzdeki aralıkta, Ankara'yla müzakereleri başlatmak için yeşil ışığı yakacak"...
"Le Figaro"ya göre de, "AB Komisyonu'nun önünde tek bir siyasi ufuk görünüyor; o da Türkiye'yle müzakerelerin başlatılması lehinde tavır alması"...
Avrupa basını bugünlerde böyle "iyimser" tahminlerle dolu. Verheugen'in Türkiye ziyaretinde söyledikleri, ayrıca Bağımsız Avrupa Komisyonu'nun raporu ve onu oluşturan "akil adamlar"ın demeçleri, bu havayı pekiştiriyor.
Peki, AB'nin "start" işareti, "cepte" sayılabilir? Umutlu olmak için şimdi daha çok neden var; ama gene de ihtiyatı elden bırakmayalım. Unutmayalım ki, AB'de hala Türkiye - AB bütünleşmesine karşı olanlar veya bu konuda ciddi kaygı duyanlar var. Tıpkı Türkiye'de de olduğu gibi...
"Kritik tarihler" (6 Ekim İlerleme Raporu ve 17 Aralık zirvesi) yaklaştıkça, "çatlak sesler" - belki de daha çok - duyulacak. Önemli olan, karar mercilerinin bunca yıllık çabanın bir "yol kazası"na kurban gitmesine izin vermemeleridir...
* * *
AB çevreleri Türkiye'nin gündemine birdenbire "zina meselesi"nin oturtulmasından rahatsız. Açıkçası bunun zamanlaması çok isabetsiz. Durup dururken dünyaya (özellikle AB'ye) yanlış mesajlar verilmiş oluyor.
Bu konuda "Bize ne karışıyorlar?" veya "Bizim kendimize göre değerlerimiz var" gibi argümanların AB mantığına uyan tarafı yok. Son dönemde Türkiye AB ile uyum yönünde temel değişiklikler yapmasını pekala bilmiştir. Yolu açan da bu kararlılık olmuştur. Şimdi ivediliği ve önemi (ve de mahiyeti) çok tartışılan böyle bir konuyla yolu tıkamanın anlamı var mı?

"Bin ölü" sınırı
BAŞKAN Bush 1 Mayıs 2003'te Irak savaşının "resmen sona erdiğini" ilan ettiği zaman, Saddam rejimini devirmeye yönelik 7 haftalık askeri operasyonda ölen Amerika askerlerinin sayısı 138'den ibaretti.
Dün Pentagon'da yapılan açıklamada, bu sayının 1000'i bulduğu, ayrıca 7 bin Amerikan askeri personelinin yaralandığı bildirildi.
Bu hesaba göre, savaş sonrasında ölen Amerikalıların sayısı, askeri harekat sırasında hayatlarını kaybedenlerin 7 katı...
Bu da, üstün askeri - teknolojik gücüyle Irak savaşını hızlı biçimde kazanan ABD'nin, "barışı sağlama" sürecinde ne kadar başarısız olduğunu gösteriyor.
* * *
PENTAGON'un açıkladığı "bin ölü" bilançosunun sembolik bir anlamı var.
Başkanlık seçimlerine iki ay kala dünkü açıklamanın bir "kampanya malzemesi" haline geldiği görülüyor. Başkan Bush ve ekibi, "Terörizme karşı savaş bu kayıplara değer" derken, rakibi John Kerry iktidara geldiğinde askerlerin Irak'tan en kısa zamanda çekilmesini sağlayacağı sözünü veriyor.
"Bin ölü" sözcüğünün gerçekten psikolojik etkisi olacak, Amerikan halkı bu savaş için "Artık yeter" diyecek mi? Hafta sonu Gallup'un yaptığı bir ankete göre, Amerikalıların yüzde 51'i savaşın devamından yana görünüyor.
Şimdi bu değişir mi? Yoksa halkın geniş kesimi, Irak savaşının, Bush'un dün tekrarladığı gibi, "ABD'yi uluslararası terörizme karşı korumak" amacıyla sürdürüldüğüne hala inanıyor mu?
Bakalım "bin ölü" psikolojik sınırı, Amerikan halkını nasıl etkileyecek...

skohen@milliyet.com.tr








Taha AKYOL
Hukuk ve YÖK
AKADEMİK hayatımızda "Kemaller" deyince herke...
Çetin ALTAN
Adın ne? Mualla... Oh ne âlâ, ne âlâ...
GEÇENLERDE Tınaz Titiz, hükümette bulunduğu y...
Melih AŞIK
Operasyon tamam
Geçtiğimiz haftalarca gazete manşetlerinden g...
Fikret BİLA
İskenderun faciası
İskenderun Körfezi'nde dört yıldır bekleyen z...
Hasan CEMAL
Keçi boynuzu gibi
Yavan bir futbol. İki takım da iyi oynamadı. ...
Yılmaz ÇETİNER
Zinayı çomaklayan bir avuç fanatik!
NE emeklilik, ne ilaç, ne SSK sorunları! Heps...
Güneri CIVAOĞLU
Siyaset mutfağı
CHP, Türkiye'nin ihtiyacı olan "ses getirir" ...
Can DÜNDAR
3 suç, 3 suçlu...
Fikret Başkaya bu sabah Ankara'da karar duruş...
Hurşit GÜNEŞ
Geçmişle övünmek yerine gelecek tasarlanmalı
9 Eylül deyince aklımıza İzmir'in kurtuluşu v...
Doğan HEPER
Zinaya ceza ailenin aleyhine
MEDYA, halkın görüş ve isteklerini duyurmaya ...
Sami KOHEN
Zamanı mı?..
DÜNKÜ "Guardian" gazetesi başyazısında şöyle ...
Mehmet Y. YILMAZ
'Nasreddin Hoca' tipi tahsilat!..
Sahipleri tarafından içleri boşaltılarak batm...
Hasan PULUR
Ah şu "VIP" listesi olmasa...
EĞER kendisini tanımasaydık, kim olduğunu bil...
Derya SAZAK
Atık cenneti
İskenderun Limanı'ndaki 'hayalet gemi'nin sul...
Meral TAMER
Mürefte'nin kurbağaları ayık dolaşmaz
Kişi başına yıllık şarap tüketiminde Türkiye ...
Güngör URAS
"TC" veremiyor "AB" versin
Bir İstanbullu, bir Kayserili, bir Diyarbakır...
Serpil YILMAZ
"Ortadoğu'nun Paris'i" nargile sefasında...
Osetya'daki katliamı, Beyrut'ta lanetledik......
M. Ali BİRAND
AKP başına büyük dert alıyor
Kendimi çok zorladım, ancak AKP'nin ZİNA yasa...

© 2004 Milliyet