|
 |
|
|
"Evde kitabın çatışmasını yaşadık"
Bir kitap yazan Aylin Sarıgül, kocası Mustafa Sarıgül'ün buna sıcak bakmadığını belirtiyor: "Evde de bunun çatışmasını yaşadık. Bana 'Sen düz bir insan değilsin. Herhangi biri olsan kitap çıkar' diyordu. Ama bu benim emeğim ve niye çıkarmayayım diye düşündüm"
ELİF KORAP
Acayip dedikodular dolaşıyordu ortalıkta. Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül, C.B. isimli bir gazeteciye karısının adına kitap yazması için 250 milyar lira vermiş. Bu da yetmemiş, bir de "Ahmet Altan ne satıyorsa, ondan bir fazla satacak" demiş. İnsan şaşırıyor haliyle. Hem olabilir mi böyle şey diye hem de nasıl bir aşk bu diye.
Artık bu dedikodular gazete sütunlarına kadar yansıyınca Aylin Sarıgül'den röportaj istedik. Bu arada bir de Mustafa Sarıgül'ün rüşvet alarak kaçak yapıya izin verdiği iddiaları ortaya çıkmasın mı! Artık kesin bu röportaj iptal olur derken, Aylin hanım vazgeçmedi ve üstelik röportajda bize zaman zaman Mustafa Sarıgül de eşlik etti.
Aylin hanımı gördükten sonra dedikoduların neden çıktığını anlamak güç değil. Aylin hanım çok ama çok güzel bir kadın. Yani kimse alınmasın ama siyasetçi eşinden çok bir modele benziyor. Ve de haliyle hem güzel hem de yetmiyormuş gibi bir de sarışın olunca, böyle bir kadına kitap yazmak yakıştırılamıyor! Ama böyle düşünenler hayal kırıklığına uğrayacak! Bu kez sadece "güzel bir kadın" yok karşımızda...
Acayip dedikodular var sizinle ilgili. Kitap yazıyormuşsunuz. Aslında kitabı sizin adınıza, 250 milyar lira karşılığında C.B. isimli bir gazeteci yazıyormuş!
C.B. isimli gazeteciyi biz düşün düşün bulamadık. Evet kitap yazıyorum. Ama Mustafa zaten benim o kitabı çıkarmamı istemiyor. Çünkü kendisinin politik bir kimliği var. "Bana zarar verir mi, ne olur?" diye düşünüyor. "Sonuçta sen düz bir insan değilsin. Herhangi biri olsan çıkar ama" diyordu. Sıcak bakmıyordu. Evde de bunun çatışmasını yaşadık. Niye çıkarmayayım diye düşündüm. İlla çıkarayım diye de bir derdim yok aslında. Ama bu benim emeğim ve bunu kitap olarak elimde görmek istedim. Önce bu dedikodu internette çıktı. Sonra bir gazeteci bunu köşesinde yazdı. Bana sormadı bile, doğru mu diye. Bunlara inanılmaz üzüldüm.
Söylentilere göre Mustafa Sarıgül bir de bu C.B. isimli gazeteciye 250 milyarı verirken, "Ahmet Altan'ın kitabı ne kadar satıyorsa, ondan bir fazlasını satacak" da demiş!
Ahmet Altan benim çok sevdiğim bir yazar. Böyle bir şeyin alakası yok. Ben kimim, Ahmet Altan kim! Benim haddime değil Ahmet Altan'la
aşık atmak... Herkes haddini biliyor. Ben de biliyorum. Ahmet Altan bir yazar. Ben kendi çapımda bir şeyler yazıyorum. Herkesin de mesleğine saygı gösteriyorum. Yerimi ve haddimi biliyorum.
"Bu bir deneme kitabı, içinde her şey var. Mesela aşkı da birçok yönden ele aldım"
Peki niye çıkıyor bu iddialar?
Eşimin kimliğinden ötürü diye tahmin ediyorum. Aylin diye herhangi biri olsaydım, böyle şeyler söylemezlerdi.
Bu kadar güzel ve de üstelik sarışın bir kadının bir kitap yazamayacağı düşünülmüş olabilir mi? Siz fazla güzel olduğunuz için mi yakıştıramadılar acaba?
Nedenini bilmiyorum. Daha boş mu bekliyor insanlar acaba? Konu mankeni olarak görüyorlar belki de beni. Ben şuna inanıyorum. Her şeyi bir gün tüketebiliyorsunuz. Paranın da, gezmenin de, her şeyin sonu var. Tüketemediğiniz tek şey bilgi. Yeni bir şey öğrendikçe hayattan daha büyük bir keyif alıyorum ben. Herhalde bu tür bir profil beklemiyorlar.
Ne tür bir kitap bu?
Bir deneme kitabı. Her şey var içinde. Kadın, erkek, çocuk, siyaset, kültürümüz, aşk. Bütün bunlarla ilgili denemelerim, düşüncelerim var.
Mesela ne yazdınız aşkla ilgili?
Aşkı birçok yönden ele aldım. Mesela aşktaki özlemi yazdım. Özlem çoğu zaman negatif algılanır ama özlenecek birinin olmasının nasıl bir duygu olduğunu yazdım.
Hâlâ aşık mısınız Mustafa beye?
Evet.
"Öğlenleri Mustafa için sefertasıyla belediyeye yemek gönderiyorum"
Kaç yıldır yazıyorsunuz peki?
Ben aslında yıllardır yazıyorum. Her zaman yaşadığım, gördüğüm konularda düşüncelerimi yazıyordum. Nasıl bir ressam resim yaparken bir anlamda terapi yapıyorsa, yazmak da benim için öyle. Son iki yıldır da deneme türünde yazmaya başladım. İlk, kuzenim gördü ve "Bunları niye yayımlamıyorsun, çok güzel" dedi. Önce aklıma yatmadı. Sonra birkaç kişiye okuttum. Sade bir dilim var. Mesela, karı-koca ilişkilerini anlatmışım. Beğenilince yayımlama fikri olgunlaştı kafamda. Şu an 60-70 denemem var. Bu kadar dedikodudan sonra belki de yayımlamaktan vazgeçerim.
Canınız sıkkın mı bu aralar? Mustafa Sarıgül'le ilgili rüşvet iddiaları, CHP'den ihraç edileceği söylentileri filan...
Hayır.
Musfafa beyin çok iddialı çıkışları olmuyor mu sizce de?
Aslında iddialı açıklama yapmıyor, bazen ifade ederken hatalar yapıyor. Özünde söylemek istemediği şeyi yanlış ifade ediyor ve yanlış anlaşılacak şeyler çıkıyor. Aslında mütavazı bir insandır. Ama kendine inanır. Özgüveni var, bu doğru.
Mustafa bey mi kendisini motive ediyor, siz mi onu motive ediyorsunuz?
Kendi kendisini de çok güzel motive eder. Benim de devreye girdiğim durumlar oluyor. Bazen motivasyonu düşüyor. Ama çok nadir.
Ne okudunuz siz?
Ekonomi okudum. Uzaktan eğitimle ABD'de siyaset mastırı yapıyorum. Amcam (Aytekin Kotil) nedeniyle evde çocukluğumdan beri hep siyaset konuşulurdu. Ben de öyle büyüdüm. Siyasetle ilgilenmemem mümkün değil yani.
Niye aktif olarak siyasete girmiyorsunuz?
Bir eve bir politikacı yeter! Evde Mustafa'yla fikir bazında siyaset yapmak bana yetiyor.
Niye fedakarlığı siz yapıyorsunuz?
Fedakarlık değil bu. İsteyip de yapamama durumu değil. Şu an bununla tatmin oluyorum.
Bir de yemek tutkunuz var.
Evet. Mustafa eğer dışarıda yemek yemeyecekse öğlenleri sefertasıyla belediyeye yemek gönderiyorum. Erken kalkıyorum zaten. Yemeği yapıyorum. Öğlen olmadan gönderiyorum. İtalyan ve Çin mutfağını seviyorum ve yapıyorum.
"Çift kültürlü yetiştiğime inanıyorum. Ama kendimi daha çok Türk hissediyorum"
Nerelisiniz siz?
Babam Rizeli, annem Alman. Annem Almanya'da Ford fabrikasında genel müdür sekreterliği yaparken, babam da o dönemde Türk işçilerle üst düzey yöneticiler arasında tercümanlık yapıyormuş. Aşık olmuşlar. Babam annemi almış Türkiye'ye getirmiş. Hatta şöyle, annem 16 yaşındayken bir gece evden kaçmış. Annesini beş yıl görememiş.
Yarı Alman gibi hissediyor musunuz?
Çift kültürlü yetiştiğime inanıyorum. Ama kendimi daha çok Türk hissediyorum. Almanya-Türkiye maçı olursa Türkiye'yi tutuyorum. Almanya-İtalya maçı olursa da Almanya'yı tutuyorum.
Hayır. Ben kadında da erkekte de bakımlı eli, tırnağı seviyorum. "Bence maniküre, pediküre git" dedim. O da uydu. Dinler beni bu konularda. Kıyafetlerini de ben alıyorum. Danışır bana hep.
Kıskanır mısınız Mustafa beyi?
Bana olan sevgisinden şüphem yok ki. Sürprizler yapar. Mesela bir evlilik yıldönümümüzde iki gün öncesinden "O gününü bana ayır" dedi. Sabah çıktık evden. Bir baktım havaalanına gidiyoruz. O gün bir günlüğüne Atina'ya gidip döndük. Biz çok erken kalkarız. Sabah da kapıya ekmek, süt, gazete bırakır bakkal. Kapıyı da genelde ben açarım. Bir gün kalktığımda sabahın altısında kapının önünde güller vardı. Böyle incelikleri vardır.
Sizin için "Boşanacaklar. Aylin hanım terk etti, Mustafa bey yalvardı, geri döndürdü" dedikoduları çıkmasının nedenini öğrenebilir miyiz?
Ben de bilmiyorum. Duyunca şaşırıyorum. Çok fazla ortalıklarda yokum ondan mı, bilmiyorum.
"Mustafa'yı çok rahat eleştiririm. Her şeyi söylerim"
Kocanıza çok mu güveniyorsunuz?
Kesinlikle. Tabii ki güveniyorum. Bir üzüntü, bir çöküntü, böyle bir şey hissetmedim. Bir suçu olmadığını biliyorum. Meyve veren ağaç taşlanır. Bakın Atatürk, 19 Mayıs'ta yola çıktığında 38 yaşındaydı ve İstanbul hükümeti, yakalandığı yerde tutuklanması emrini vermişti. O dönemde Atatürk için ölüm fermanı yazıldı. Fakat o buna rağmen davasına ve halka inandı ve yoluna devam etti. Burada önemli olan halkın ne istediği. Halktan o kadar güzel telefonlar, tepkiler alıyoruz ki.
Mustafa beyi Atatürk'e mi benzetiyorsunuz?
Atatürk'e benzetmiyorum. Ben size sadece uç bir örnek verdim. Mühim olan insanın kendine inanması ve halkın size desteği. Bu ikisi olduktan sonra kim ne derse desin.
Ya yanılsanız, kocanız bir hata yapsa? "Her durumda arkasında olurum" mu dersiniz, yoksa "Böyle bir şey yapsa önce ben boşardım" mı?
Onun dürüstlüğüne inanmasaydım asla arkasında olmazdım. Çok rahat eleştiririm onu. Her şeyi söylerim. Bu Mustafa değil başkası olsaydı yine onun arkasında olurdum. Çünkü onun dürüstlüğüne inanıyorum. Türkiye'nin ona ihtiyacı olduğuna inanıyorum.
Mustafa bey gazetecilere "24 ay sonra başbakanım" diyor, siz de "First lady'liğe hazırım" açıklamasını yapıyorsunuz. Ailece fazla iddialı değil misiniz?
Bir kere ben "First lady'liğe hazırım" demedim. Gazeteci arkadaşım bana "Başbakan eşi olmaya hazır mısınız?" diye sordu. Ben de "Bir insan başbakan eşi olmak için bir çaba sarf etmez. Kendini kendisi için yetiştirir. Bu anlamda hazırsam, hazırımdır" dedim ama "hazırım" olarak algılandı.
|
|
|

|