Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Eylül 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Bir mayınla dağılan iki hayat

Uğur Yücel'in yönettiği "Yazı Tura" yakında gösterime giriyor. Filmin oyuncuları Olgun Şimşek ve Kenan İmirzalıoğlu rollerine Güneydoğu'da gazi olmuş kişilerle tanışarak hazırlandılar

ALİN TAŞÇIYAN

Biri mayına basarken diğeri onu geri çeken iki askerin öykülerini anlatıyor "Yazı Tura". Ürgüplü Rıdvan bacağını kaybedince başarılı olduğu futbola veda eder. Cevher'in de kulak zarı patlamada zedelenir, ruhu gibi... "Vatani görevini" yerine getirmek için Güneydoğu Anadolu'da askere giden iki gencin yaşamları ve hayalleri de gazi olur. "Düşük yoğunluklu savaş"ta...
Uğur Yücel'in yazıp yönettiği ilk filmi, 24 Eylül'den itibaren izleyeceğimiz "Yazı Tura"nın başrol oyuncuları Olgun Şimşek (Rıdvan) ve Kenan İmirzalıoğlu (Cevher) ile keyifli bir pazar kahvaltısında bir araya geldik, söyleştik.

Rollerinize nasıl hazırlandınız?
Olgun Şimşek: Uğur abi çok titiz. "İşte senaryo, hadi bakalım sete çıkıyoruz" diyen bir adam değil. Rıdvan'ın provaları uzun sürdü. Çünkü İstanbul'da yapılan provanın üstüne Kapadokya'ya gittiğimizde kar bekledik. Orada da bir ay kadar kaldık. Ciddi bir hazırlık dönemi oldu. Senaryoyu o kadar çok sevdim ki arkadaşlarıma anlatarak, sık sık okuyarak hazırlandım. Her oyuncunun yapacağı gibi Güneydoğu'da savaşmış, gazi olmuş insanlarla tanıştım.
Kenan İmirzalıoğlu: Benimki biraz acele oldu. Dizi için görüşüyorduk Uğur abi ile. Cevher'i aslında başka bir arkadaş oynayacaktı. Sonra tarihleri mi uymadı, ne olduysa Uğur abi "Sen oynar mısın?" dedi. Şoke oldum, çünkü iki yıl önce Milliyet'te sizin yaptığınız röportajı okumuştum. O zaman kendi kendime "Keşke ben de oynasam, asker hikayesi, ama daha vaktin var oğlum, sen popüler dizilerin adamısın, Uğur Yücel falan entelektüel adamlar" diye düşünürken pat diye önüme geldi teklif! Mucize gibi, sanki yukarıdaki sesimi duydu da "Al, istediğin olsun" dedi. Filmin başlamasına 20-25 gün vardı. Gazi bir arkadaş buldum ben de. Cevher'deki problemin aynısı onda vardı. Yakınında bomba patlamış, kulağının biri duymuyor, çınlamalar var, zaman zaman sesler duyuyor.

İkiniz de filmi izlediniz, nasıl buldunuz "Yazı Tura"yı ve performanslarınızı?
Olgun Ş.: 1999'da ilk kez okuduğumda "Evet, gerçek bir senaryoyla karşılaştım" diye düşündüm. Daha önce okuduğum Türk filmi senaryoları arasında hatırlanan bir film olacağını düşünüyorum. Kendi performansım açısından da elimden geleni yaptım.
Kenan İ.: Ben henüz filme dahil değilken Rıdvan öyküsünü görmüştüm. Uğur abi ile dizi üzerine konuşuyorduk, montajdaydı. "Gel, istersen izle" dedi. İzledim... "Nasıl buldun?" diye sorduğunda cevap verecek durumda değildim. Rıdvan'a üzüldüm ağlayacağım, ağlayamıyorum, Olgun'un sesini duymak istedim... Karışık duygular arasında gidip geldim. İçinde üç Neşet Ertaş türküsü var. Uğur abiye "Neşet Ertaş film çekse böyle çekerdi" diyebildim. Onun bağlamasının özgünlüğü gibi "Yazı Tura"da da öyle bir özgünlük var. Görüntüsünden oyunculuğuna kadar özgün bir havası var. Cevher'e gelince... Farklı bir adam görebiliyorum orada, o da beni memnun ediyor.

"İster Güneydoğu Anadolu'da olsun ister Vietnam'da savaş insanların canını sıkar"
Uğur Yücel'in oyunculuktan gelen bir yönetmen olmasının farkını hissettiniz mi? Daha önce çalıştığınız yönetmenlere göre oyuncunun ruh halini daha iyi anladığını, daha farklı yönlendirdiğini söyleyebilir misiniz?
Olgun Ş.: Kesinlikle fark görülüyor. Eğer bir yönetmen bütün seti etki altına alıyorsa başarılıdır. Oyuncular yaratıcı ekibe daha yakın gibi dursa da setin malzemesidir esas olarak. Uğur abi ile sette göz göze geldiğimde derhal yeni bir şeyler düşünmek zorunda hissediyordum kendimi. Zaman zaman oturup uzun cümleler kurduğumuz oluyordu provalarda, ama çekimde bakışlarıyla "Size bir şey teslim ettim, görelim bakalım ne yapacaksınız", "Neye odaklandığımızı biliyorsunuz, sakın başka bir yere kaymayalım" dediğini hissettiriyordu.
Kenan İ.: Kamera arkasında Uğur abinin oyuncu üzerindeki hakimiyeti tam. İçinize baktığını hissediyorsunuz. İlk gün çok diyaloglu, üç- dört sayfalık, akan bir sahne vardı. Çok zordu benim için. Bu işin altından kalkabilecek miyim diye endişelendim. İkinci gün biraz daha rahatlamıştım. Üçüncü gün rahatım, sete geldim. Uğur abi yanıma geldi "Rahatlamış oyuncunun da hali başka oluyor" dedi. Gözünüzden anlıyor o an neyin sıkıntısını çektiğinizi.

Filmin insani boyutu öne çıkıyor elbette, ama bir de politik yönü var. Siz ne düşünüyorsunuz?
Kenan İ.: O kadar insani taraftan çekildi ki hikaye, politik olarak nereye çekersiniz bilmiyorum... Güneydoğuda savaştıktan sonra sosyal yaşamın içine katılmaya çalışan insanların hikayesi bu. Çok objektif ve insani ama politik olarak tavrını ortaya koyuyor.
Olgun Ş.: Seyredenler bir Güneydoğu hikayesinin insani karşılığını görecekler. Bu savaş niye çıkmış, çıkmasaymış ne olurmuş sorgulamasına gitmeyecekler. Politik olarak bir yere koymak gerekiyorsa da tabii ki savaş karşıtı bir film. "Savaşa karşıyız!" diye de bağırmıyor. Cevher ile Rıdvan'ı görünce izleyiciler "Bu çocuklara yazık değil mi? Bu adam niye futbolcu olacakken gidip bacağını yitirmiş? Bu adam niye hayalleri varken rahatsız bir adam olup çıkmış?" diye düşünecek. Birileri çok başka yerlere çekmeye çalışırsa da, kolay gelsin. Nerede olursa olsun bir savaş, ister Güneydoğu Anadolu'da ister Vietnam'da insanların canını sıkar. (Milliyet Sanat Dergisi'nin Eylül sayısından alınmıştır.)

"Bazılarının kafasında Miroğlu değişmez. Beni hâlâ öyle tanıyorlar, Miroğlu diye seviyorlar"

"Deliyürek" ve "Alacakaranlık" dizilerindeki rolleriniz adeta üzerinize yapıştı. Kendi isminizden çok o dizilerdeki karakter isimleriyle anılır oldunuz. Bu filmle o izleri silmek istiyor musunuz?
Kenan İ.: "Deliyürek" normal bir dizi değildi. Ben yaptığım işle hatırlanmak isterim. İnsanlar beni Miroğlu diye tanıdı. Ben inanarak oynadım, insanlar da inandı. Sonradan dizi bitti, karaktere olan inancım da bitti. Miroğlu noktalandı. Fakat hâlâ o inanca devam edenler var. Bazılarının kafasında Miroğlu değişmez, onlar beni öyle tanıyor, öyle seviyor.

Miroğlu'ndan sonra gaziyi oynamak nasıl oldu?
Kenan İ.: O bir kahraman, ne olup bittiğinin farkında. Burada kahraman yok. Bir şeyin farkında da değiller. 19 yaşında bir delikanlı askere gidiyor. Vatani görev diye gidiyor, gerisini sorgulamıyor. Gitmeyeni de erkekten saymıyorlar. Onların hikayesi. Hiçbir söyleme, slogana, pankart açmaya kalkmıyor. Kendiliğinden insani bir duruş geliştiriyor.


PAZAR
"Evde rüküşlük muskası gibiyim"
Osman Hamdi piyasada bir numara mı?
"Evde kitabın çatışmasını yaşadık"
"Türklerin davranışları Almanların da önyargıları ile dalga geçiyoruz"
British Council beş yıldızlı otele taşındı
"Demokratik" şaraplar
Tek seansta diş güzelliği
Halsizliğin nedeni demir eksikliği olabilir
Bir mayınla dağılan iki hayat
Cevizin kilosu elli kuruş
Kahkaha dolu bir haftaya hazır mısınız?
Kişiye özel onarım
Suçüstü mü suç altı mı?
Saralı tatlısı muhteşem
Katerina ile Baltacı'dan ne haber?
- Bu ders neye yarıyor? - Hiiiiç!
Aruz meğer sadece kalıp değilmiş





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet