Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Eylül 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Aruz meğer sadece kalıp değilmiş

Ahmet Atilla Şentürk "Osmanlı Şiiri Antolojisi"nde her şairin yaşamını ve sanatçı olarak özelliklerini anlattıktan sonra şiirlerinden örnekler veriyor, sözcüklerin "arka anlam"larına ışık tutuyor


Divan şiiriyle (biraz sonra Osmanlı şiiri demeye başlayacağım) ilgili iki okul anısı... Orta 2'de Türkçe öğretmenimiz Kazım Zafir Yenerden'di. Aruzla yazılmış bir şiirin nasıl okunacağını anlatıyordu bize. "Dedem koynunda yattıkça benimsin ey güzel toprak..." Üç-beş kişiye okuttu sırayla. Sonunda kendini tutamadı, bağırmaya başladı:
"Vezne uygun okuyacaksınız!"
Öğretti. Biz de hep bir ağızdan başladık "vezne uygun okumaya": "De-demm-koynunn-dayat-tık-çaa-benim-siii-ney-gü-zel-top-rak!"
Öylesine bağırıyorduk ki, müdür Sakallı Allen, herhalde bir olay var diye paldır küldür sınıfa daldı.
Lisede edebiyat öğretmenimiz Ahmet Aksoy'du. Aruz veznine özel önem veriyordu. Dizeler söylüyor, veznini bulmamızı istiyordu. Bir dize söyledi: "Attın kalbime ateşten bir ok." Başladık atmaya: "Failatün... Mefailün... Müstefilün..."
Hiçbiri tutmuyordu. Hocamız dayanamadı, başladı gülmeye: "Bu hece vezni 5+5... Ben yazdım!"

* * *

Bütün öğrenciler üç aşağı beş yukarı aynı şeyleri yaşamıştır. Halk şiiri denilince hece vezni, 6+5'ler, 4+4+3'ler, 7+7'ler; divan şiiri denilince mefailünler, failatünler, müstefilünler...
Haydi halk şiirinin, Karacaoğlan'ların, Dadaloğlu'ların dilini anlayabiliyorduk; dolayısıyla, şiirin içeriğine, özüne de inebiliyorduk. Ama o yaşta Fuzuli'nin, Baki'nin dilini anlamak ne mümkün! Divan şiiri bizim için sadece kalıplardan ibaretti. Yabancısı olduğumuz bir dille yazılmış o şiirlere sevgiyle değil, korkuyla yaklaşıyorduk sanki.

* * *

Ahmet Atilla Şentürk, hazırladığı "Osmanlı Şiiri Antolojisi"nin (Yapı Kredi Yayınları) önsözünde bu korkuya kısaca değiniyor:
"Bizde edebiyat tarihi sahasında çalışmaya aday araştırmacılar, daha lise yıllarından itibaren bu edebiyatın dünyasına girme konusunda gözleri korkutulduğundan olmalı; eski edebi metinlere nüfuz etme ve metinler üzerinde yorumlar geliştirme hususunda çekingen davranırlar. Bu konularda tecrübe ve akademik kariyer sahibi hocalarımız ise, belki isabetsiz yorumlar geliştirmekten sakınarak düşündüklerini pek yazmazlar. Çünkü gerçekten eski edebiyat metinlerimizin her biri kıvrak birer zekanın ürünü olup çoğu birkaç anlama gelecek şekilde kaleme alındıklarından, bunlar üzerinde yorum veya yorumlar geliştirmek, buzlu bir zemin üzerinde yürümeye benzer."
Gerçekten de, Osmanlı şiiri üstüne incelemelerin, araştırmaların, derlemelerin sayısı, halk şiirimiz ya da Cumhuriyet dönemi şiirimiz konusundaki çalışmalara göre çok az.
Şentürk'ün antolojisi, bu sayıya bir artı eklemekle kalmıyor, sık sık başvurulacak değerli bir kaynak olarak da beliriyor.

* * *

Neden "Divan şiiri" değil de "Osmanlı şiiri"?
Şentürk'ün açıklaması bana son derece mantıklı geldi: "Osmanlı edebiyatı ya da 'Osmanlı şiiri' ismi, siyasi, coğrafi ve kronolojik sınırlamalar sebebiyle çağrıştırdığı kısmi olumsuzluklara rağmen; günümüzde yaygın ve yanlış olarak kullanılan 'divan edebiyatı' yahut 'divan şiiri' isminden çok daha yerini hak eden bir etki uyandırmaktadır. (...) Bu edebiyat veya şiir, sadece 'divan' denen şiir derlemelerinden oluşan bir yapıdan ibaret değildir. Yahut 'divan' diye adlandırıldığı öne sürülen meclislerde okunan şiirlerle de sınırlı kalmaz. (...) Günümüzde nasıl 'Çağatay şiiri' diyebiliyorsak, aynı şekilde 'Osmanlı şiiri' yahut 'klasik Osmanlı şiiri' de diyebilmeliyiz."

* * *

"Osmanlı Şiiri Antolojisi"nde Şeyhoğlu'ndan Şems'e kadar 57 şair yer alıyor. Aralarında Kunduracı Hufi, Mürekkepçi Enveri, Şekerci Kandi gibi gölgede kalmışlar da var.
Şentürk her şairin yaşamını ve sanatçı olarak özelliklerini anlattıktan sonra onun şiirlerinden örnekler veriyor. Onları günümüz Türkçesiyle açıklamakla yetinmiyor, dize dize yorumluyor, sözcüklerin "arka anlam"larına, çağrışımlarına ışık tutuyor. Özenle hazırlanmış bu kitap, aynı özenle düzenlenip yayımlanmış. Osmanlı şiirinin özünün daha iyi kavranmasına yardımcı olabilecek 200'e yakın resimle süslenmiş.
Genellemelerden hiç hoşlanmam, yine de bütün olarak halk şiirini Osmanlı şiirine yeğlediğimi söyleyebilirim. Şentürk'ün çalışması, benim açımdan bu şiiri halk şiirinin önüne çıkarmadı gerçi ama onu biraz daha iyi anlamamı sağladı, başucu kitaplarım arasında yerini aldı.


PAZAR
"Evde rüküşlük muskası gibiyim"
Osman Hamdi piyasada bir numara mı?
"Evde kitabın çatışmasını yaşadık"
"Türklerin davranışları Almanların da önyargıları ile dalga geçiyoruz"
British Council beş yıldızlı otele taşındı
"Demokratik" şaraplar
Tek seansta diş güzelliği
Halsizliğin nedeni demir eksikliği olabilir
Bir mayınla dağılan iki hayat
Cevizin kilosu elli kuruş
Kahkaha dolu bir haftaya hazır mısınız?
Kişiye özel onarım
Suçüstü mü suç altı mı?
Saralı tatlısı muhteşem
Katerina ile Baltacı'dan ne haber?
- Bu ders neye yarıyor? - Hiiiiç!
Aruz meğer sadece kalıp değilmiş





Ahmet Turhan Altıner
Ali Rıza Kardüz
İlber Ortaylı
Tuba Akyol
Ülkü Tamer

© 2004 Milliyet