Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Eylül 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER
Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
Yeter... Kapatın gitsin

Şimdi okuyacağınız satırlar 21 Ağustos tarihinde yine bu sütunlarda Şule Şahbaz'ın Atina Olimpiyatı'nda dopingli yakalanmasından sonra yazılmıştı. Kelimesine dokunmadan yineliyoruz...
Bayan halterini kurulduğu günden beri takip ederim. Bu camiada çekişme, kıskançlık, sıkıntı hiç bitmez. Her dönemde gruplaşma vardır. Elde edilen başarılar alkışlanmaz, aksine küçümsenir, yerilir. En önemli sorunlardan birisi ise yeterli alt yapıya sahip olmamalarıdır. Bu eksiklik yaşam felsefelerini, dünya görüşlerini, insan ilişkilerini hep olumsuz etkiler. Onlara yanlış adımlar attırır, bazen batağa saplatır. Ödül yönetmeliği sayesinde hayallerinde bile göremeyecekleri bir servete sahip olma ihtirası ne yazık ki yeterli donanıma sahip olmayan bu sporcuları yoldan çıkarıyor, gözlerinini karartıp, uçuruma sürüklüyor.
1993 yılında Melbourne'de yapılan dünya şampiyonasından bu yana camiadan sayısız bayan halterci geldi geçti. Aralarındaki birkaç istisna hariç ki onlar kendilerini biliyor ve bu çamura hiç bulaşmıyorlar, bayan haltercilerin genel profilleri hiç değişmedi. Türkiye'de her üç - beş yılda bir tekrarlanan bir rezalet ne yazık ki bu kez Ali Kırca gibi saygın bir habercinin televizyon programında, milyonlarca insanın gözü önünde cereyan etti.
Taraflar ağıza alınmayacak sözler, çirkin suçlamalar, hakaretler ve milli mayoyu giymiş bir sporcuya asla yakışmayacak ifadeler ile bizim yıllardır anlatmaya çalıştığımız gerçek seviyelerini Türk ulusuna kanıtladılar.
Halterin saygın başkanı rahmetli Arif Nusret Say'ın kemikleri sızlıyor mudur bilmem. Ama emin olun yaşasaydı bu rezilliğe asla izin vermez, sorumluları kimse söküp atardı bu camianın içinden.
Yıllardır kanayan, adeta kangren olmuş bir yarayı iyileştirmeye çalışmanın kimseye yararı yok.
Antrenörleri ilaç pazarlamacılığı yapan, 13 - 14 yaşındaki gençlere uyarıcı ve anobolik haplar veren, kazanılacak madalya karşılığı her türlü çirkinliğe göz yuman bu sisteme lanet olsun.
Sayın bakan, sayın genel müdür yeter artık bir dakika daha durmayın.
Türk halteri bugünkü saygınlığına Naim'in, Halil'in, Fedail'in, Sedat'ın, Reyhan'ın, Dursun'un, Aziz'in, Taner'in ve daha nice spor ahlakı taşıyan gençlerin alın teriyle kavuştu.
Adı, unvanı, başarısı ne olursa olsun kimsenin bu saygınlığı üç paralık etmesine daha fazla gözyummayın. Kapatın gitsin şu kadın halter branşını.
Ta ki, sporu spor için yapan, başarılı olmak adına boğazına dek pisliğe batmayan, ödül almak uğruna sporcusuna insanlık dışı muamele etmeyen, 15 günlük kurslardan geçip kendini milli takım antrenörü olacak yeterlilikte görmeyen tertemiz bir jenerasyon yaratana kadar.
Herkes çok iyi bilmeli ki, Türk sporunun önceki akşam hepimizin yüzünü kızartan sporcu ve antrenör profiline, onların kazandıracağı madalyalara hiç ama hiç ihtiyacı yok.

Onlar kendini bilir!

Bir türlü ortaya çıkaramadık şu "bir kısım kendini bilmez fanatiği". Trabzon kentinde futbolla yoğrulmuş, futbolla kavrulmuş, takımlarının başarısıyla mutlu olan insanlar yaşar. Sevinmenin ve üzülmenin dozu zaman zaman kaçsa da tam bir futbol aşığıdır bu kent insanı.
Ama son dönemlerde üzülerek izliyoruz ki şu "bir kısım kendini bilmezlerin" sayısı giderek artıyor. Kontrol edilemiyor, önüne geleni adeta yutuyor. Önceki gün kulüp başkanı Atay Aktuğ'a yapılan çirkin saldırının başka nasıl bir açıklaması olabilir?
Siz bu bir kısım kendini bilmeze yıllardır hoşgörüyle bakar, yaşanacak daha büyük tehlikelerin önüne geçmek yerine taviz vermeye devam ederseniz olacağı budur. Takım kaptanını döven, futbolcusuna söven, sahaya atlayıp rakip takım oyuncusunu taciz eden, tribünleri yakıp yıkan, şimdi de deplasmana otobüs vermediği gerekçesiyle başkanına saldıran bu "bir kısım kendini bilmez" artık ciddi bir tehlike haline gelmiştir. Sadece Trabzonspor için değil, Türk futbolu adına potansiyel bir suç makinesine dönüşmüştür.
Zararın neresinden dönülürse kardır. Bu şiddet dalgasının önüne sadece polisiye önlemlerle geçmeyi düşünmek günü kurtarma çabasından başka bir değer taşımaz.
Lütfen şapkamızı önümüze koyalım ve hep birlikte bu dalganın koskoca bir kenti ve yaşam kaynağı futbolu yok etmesini engelleyecek girişimleri başlatalım. Çünkü Türk futbolunun Trabzonspor'a, Trabzonspor'un da duyarlı, ilkeli, ne yaptığını ve istediğini bilen taraftarlara ihtiyacı var...

Buzağı aramak

Futbol Federasyonu şeffaflık adına hakem notlarını ve gözlemci isimlerini açıklar oldu ya. Ne güzel, herşey herkesin gözü önünde cereyan edecek, artık adam kayırma işi sona erecek diye düşünmüştük.
Merkez Hakem Kurulu bizi fena yanılttı!
FİFA kokartlı hakemlerimizden Kuddusi Müftüoğlu sezonun açılış maçı olan Ç.Rizespor - Fenerbahçe müsabakasını yönetti, gözlemcisi Oğuz Sarvan'dan 7.1 karşılığı "iyi" not aldı. Hamza Mısır ikinci haftada Ankaraspor - Malatyaspor maçına çıktı, gözlemcisi notunu 6.5 olarak belirledi. Aynı hafta Bülent Demirlek Gençlerbirliği - Beşiktaş müsabakasına atandı, notu 6.9 oldu.
Eee, ne var bunda demeyin. MHK, Müftüoğlu'na 4, Mısır ve Demirlek'e 3 haftadır maç vermiyor. Oysa bu üç hakemin de notları dinlendirmeyi gerektirecek düzeyde değildi.
Gelelim kurulun bu sezonki gözdelerinden Metin Aydoğan'a. Üçüncü haftada Galatasaray - Ç.Rizespor maçında görev yapan Aydoğan'a gözlemcisi Zihni Aksoy 6.0 puan verir. Yani tam sınırda bir not alır Aydoğan. Ama o ne? Bizim kılı kırk yaran MHK, hemen ertesi hafta genç hakemi 2. lig A katagorisinde oynanan Erciyespor - Sivaspor maçına gönderir. Doktor hakemimizin bu haftaki görevi ise Kayserispor - Konyaspor karşılaşması olur. Deyim yerindeyse Metin Aydoğan diğer üç meslektaşının aksine MHK tarafından "ödüllendirilir".
Peki... Müftüoğlu, Mısır ve Demirlek hangi gerekçe ile "dinlendiriliyor" ve haftalardır maç alamıyor, bunu hangi şeffaf yöneticimiz açıklayacak? Uygulamada yaşanan standart bozukluğunun gerekçesini kamuoyuna kim anlatacak?
Varsa eğer bizim bilmediğimiz suçları hemen söyleyin. Ama eğer sırf size sempatik gelmiyor, kulüpler şikayet ediyor diye görev vermiyorsanız bunu da belirtin. Bizim gibi kimse de öküz altında buzağı aramasın. Değil mi..?

cersen@milliyet.com.tr




SPOR
Unutmak kolay mı!
Bosque'nin yüzü güldü
Aslan'a müjdeli haber
İşte özlenen tablo
Yattara bardağı taşırdı
Yanal'dan açıklama
Madalyası Japonya'da
Rus ambargosu
Monza'da Ferrari şov
Elvan bunalımda
Kısa kısa
Yeter... Kapatın gitsin
Atina'da en uzun tenis gecesi (1)
At yarışları
Avrupa Ligleri
Şimdi sıra Estonya'da
NBA'de ilk Japon





 PUAN DURUMU
 FİKSTÜR


Cemal ERSEN
Yeter... Kapatın gitsin
Şimdi okuyacağınız satırlar 21 Ağustos tarihi...
Yavuz KOCAÖMER
Atina'da en uzun tenis gecesi (1)
Yaklaşık 12 yıl önce Almanya'da Hessen Eyalet...



 Atina 2004
 Dünya Kupası 2002
 İstatisliklerle lig
 Euro 2000
 Sidney 2000
 Dünya Kupası 98

© 2004 Milliyet