Sık Kullanılanlara Ekle   Açılış Sayfası Yap   İletişim 11 Eylül 2004 / Cumartesi  
Bugünkü Milliyet Gazetesi      Business      Otomobil      Cumartesi      Pazar      Ege      Vitrin  
   
 » Detaylı Arama

  SON DAKİKA
  ANA SAYFA
  YAZARLAR
  SİYASET
  EKONOMİ
  FİNANS
  DÜNYA
  SPOR
  GÜNCEL
  YAŞAM
  MAGAZİN
  ASTROLOJİ
  TEKNOLOJİ
  HAVA DURUMU
  OMBUDSMAN
  ÇİZERLER

Haber İndeksi Arşiv Haberci Üyelik
İlahi Tayyip Bey, sen çok yaşa e mi...


HAVALAR serinlemeye başladı gibi; meteorolojiye göre yağmurlar da geliyormuş. Tatil dönemi bitiyor, okullar açılıyor. Her ne kadar daha pastırma yazı falan varsa da; yaprakların sararmaya başlaması engellenemez.
Herhalde şairleri de, ressamları da en çok etkilemiş olan mevsim sonbahar olmalı...
Her ne kadar 50, hatta artık 60 yaşını aşmadan, "sonbahar kemanlarının uzayan hıçkırıklarını" duymak zor olsa da; Cahit Sıtkı daha 35'inde yansıtmaya başlamıştı o titreşimleri:
Ayva sarı, nar kırmızı, sonbahar;
Her yıl biraz daha benimsediğim...
***
Politikacılar, yaşam düzeyleriyle çağların çok gerisinde kalmış olan seçmen kitlelerine; gönül alıcı bir karanfil fırlatır gibi, geleneklerimizden, göreneklerimizden, törelerimizden vazgeçemeyeceğimiz mesajlarını gönderseler de; gerçekte ne seçmen kitleleri ister geleneklerimizi, göreneklerimizi, törelerimizi yüzde yüz sürdürmeyi, ne de politikacılar...
***
Geleneklerimizde elektrik yok, mum vardı. O nedenle de atasözlerimiz elektrik üstüne değil, mum üstünedir.
"Mum, dibine ışık vermez", "Yalancının mumu yatsıya kadar yanar", "Mum gibi eriyip gitti"...
***
Geleneklerimizde otobüs de yoktu. Uzun yollar için yaylı araba, kısa yollar için eşek vardı.
İşte Orhan Veli'nin "Yolculuk" şiirinden birkaç dize:
Bir sabah kızıllığında
Yola çıkarım Uzunköprü'den;
Yaylının atları şıngır mıngır;
Arabacım on dört yaşında,
Dizi dizime değer bir tazenin,
Çarşaflı, ama hafifmeşrep...
Eşek üstüne geleneksel deyimler de az değildir; "Geçti Bor'un pazarı, sür eşeği Niğde'ye", "Eşek sudan gelinceye kadar dövdü herifi", "Eşek hoşaftan ne anlar, suyunu içer tanesini bırakır"...
***
Gelenek, görenek ve törelerimiz...
Tarlanın kara sabanla öküzleri... Tahta kaşıkla aynı tastan çorba içilen yer sofraları... Ev dışında elde ibrikle gidilen susuz tuvaletler...
Bu arada İstanbul'un kendine özgü gelenek, görenek ve törelerine dönersek...
Boğaz'ın kayıkla geçildiği dönemler... Ezanların hoparlörsüz okunduğu dönemler... Kocaların, öfkeyle hemen boşayıp, sonra yeniden evlendikleri karılarını; böyle ancak 3 kez boşayabileceklerinin şeriat ilkesi sayıldığı dönemler...
***
Karısına öfkelenen koca:
- Seni "talak - ı selase", 3 hakkımı birden kullanarak, 3 kez birden boşuyorum, bir daha evlenmemek üzere, derse...
Ve sonra da, "talak - ı selase" ile boşadığı karısıyla, bir daha evlenmek isterse ne olacak?
***
Ne olacağı var mı; gelenek, görenek, töre ve dinimizin öne sürdüğü koşullara göre; kocasının 3 kez boşadığı kadın, ancak başka biriyle evlenip boşandıktan sonra, yeniden evlenebilir eski kocasıyla...
Ve devreye "hülle" kurnazlığı, yahut aldatmacası, yahut hilesi girer. Kocasının öfkelenip "talak - ı selase" ile boşadığı kadın, bir geceliğine bir başkasıyla sözde evlendirilir, ama aynı yatağa asla girmezler ve ertesi gün de, parayla "hülle" için tutulmuş koca, karısını boşar ve kadın yeniden eski kocasıyla evlenir...
İster misiniz bu tür gelenek, görenek ve törelerimize yeniden uyulmasını?
***
Belli birinin neler yaşamak zorunda kalacağını saptamak için, aptest alıp, özel bir rüya görmeye; yani "istihare"ye yatma geleneği...
Cenazelerde, ölen kişinin hiç namaz kılmamış olduğunu varsayıp; kılmadığı namazların kefaretini hesaplayarak, yoksullara dağıtmak...
Böylesi bir kefaretin para toplamı çok büyük tutacağı için, uygulamaya yine hile girer. Bir aylık, yahut bir yıllık kılınmamış namazın kefaret bedeli hesaplanır ve bir keseye konarak, çember halinde oturmuş cenaze profesyonellerine verilir.
Profesyoneller aralarında, ölenin kılması gereken namaz sayısınca döndürürler keseyi, "kabul - ü ve heptü" diyerek... Kılınmayan bir aylık namazın hesabına göre keseye konmuş olan kefaret, yani sadaka; kabul edilip, yine bir başkasına ödendiğinde; 2 defa, 3 defa, 4 defa vs. ödenmiş olur. Ve bir ömür boyu tüm kılınmamış namazların kefareti ödenmiş sayılır...
***
Gelenek, görenek ve törelerimiz...
Çatal bıçakla masada yemek yemek, Sultan Aziz döneminde benimsendi; yazılan bir yazıda kelimeler arasına "virgül, noktalı virgül", cümle sonuna "nokta" koymak ise, Tevfik Fikret'in öncülüğüyle 1911'de...
***
Gelenek, görenek ve törelerimiz...
Baki'nin mezarının Edirnekapı'da olduğunu, Nedim'in mezarının "Karacaahmet"te kaybolduğunu, Sultanahmet Meydanı'ndaki III. Ahmet Çeşmesi'nin üstünde ne yazdığını bilen kaç politikacımız var ki?
***
Havalar hafif hafif soğumaya başladı. Kapıyı çalıyor sonbahar... Neyse ki bir de ilkbahar var mevsimler arasında.
Nedim'in kaybolan mezar taşında da şöyle yazıyormuş:
"Bir nim (yarım) neşe say bu cihanın beharını,
Bir sagar - ı keşideye (bir içimlik kadehe) tut lalezaranı (lale bahçeleri dönemini)...
Gelenek, görenek ve törelerimiz... İlahi Tayyip Bey, sen çok yaşa e mi...

c.altan@prizma.net.tr








Taha AKYOL
Dünya nereye, biz nereye?
DÜNYANIN en önemli dergilerinden biri olan Fo...
Çetin ALTAN
İlahi Tayyip Bey, sen çok yaşa e mi...
HAVALAR serinlemeye başladı gibi; meteoroloji...
Melih AŞIK
Rektör davası
İstanbul Üniversitesi Rektörü Kemal Alemdaroğ...
Fikret BİLA
Türkmen'in adı yok
Türkmen kenti Telafer'den haberler kötü...
Hasan CEMAL
İntihal!
Bu belki de gecikmiş bir yazı. İstanbul Ünive...
Güneri CIVAOĞLU
AB'ye mayın
Zina tartışmasında "bin akıllının çıkaramayac...
Can DÜNDAR
Milliyetçiliğin sonbaharı
Geçen akşam Londra'dan gelen bir arkadaşımla ...
Abbas GÜÇLÜ
Okullar açılıyor ama...
Okulların açılması eskiden güle oynaya karşıl...
Sami KOHEN
Dünyayı değiştiren gün...
BUGÜN tarihin en büyük terör saldırısı olan A...
Mehmet Y. YILMAZ
Hocanın vurduğu yerde gül biter (!)
Bazı kadın haltercilerin "cinsel taciz" iddia...
Meliha OKUR
Türkiye... 'Yeni Arjantin mi?'
Slogan belli:" Eşitlikçi, adaletçi, özgürlükç...
Hasan PULUR
Yolsuzluk, rektör ve balık-ekmek...
İNANIYOR musunuz?
Derya SAZAK
Zehirli variller
İskenderun Körfezi'nde çürümeye terk edilen İ...
Meral TAMER
Fahrenheit 9/11 ve Bush'un şansı
ABD'nin Irak'ı işgali sırasında Başkan Bush'u...
Tamer HEPER
Genel kurul kararı var mı?
Bir okuyucum var, kooperatifzede. Kendisi eme...
Güngör URAS
Bu rüzgar (en az) yıl sonuna kadar devam eder
İthalat rüzgârı (en az) yıl sonuna kadar deva...
M. Ali BİRAND
Bizler kendi adaletimizi istiyoruz
Adalet Bakanı Cemil Çiçek hepimizin bildiği a...

© 2004 Milliyet